CANLI YAYIN
Ergün Diler
ERGÜN DİLER

Güzel yazı

Eklenme Tarihi 06 Aralık 2011
Şike iddianamesi tsunami etkisi yarattı. Metris karıştı. Kulüpler sarsıldı. Federasyon kitlendi. Taraftar şaşırdı...
Herkes her şeyi konuşuyor. Bense sadece bir tek kişinin konuşmasını bekliyorum. Belki o zaman gerçekleri daha iyi anlarız...
Şike dosyasında ismi geçenlerin bilançosuna bir bakalım:
BAŞKAN ......................7
ASBAŞKAN ........................5
MENAJER ....................9
YÖNETİCİ ........................13
FUTBOLCU ................15
TEKNİK DİREKTÖR............6
İŞADAMI ......................3
Ancak o tek...
1 Mart 1985'te KADIKÖY'de doğdu.
Doğuştan fanatikti, tıpkı babası gibi...
Harçlıklarıyla maça gidip eve yürüyerek dönerdi. Hiç kimse bundan vazgeçiremedi.
Sevdiği renkler için çarpıyordu kalbi... Derken ilkokulu bitirip Burak Bora Anadolu Lisesi'ne başladı. İngilizce'yle tanıştı. Dersler de fena değildi. Ailesi sıkılmaya başladığını görünce "Değişim programı sınavlarına girsene" dedi.
Plaj, karnaval ve futbol... Düşünmeden atladı...
Kazandı. Ufukta Brezilya göründü... 17 yaşında kıta değiştirdi.
İşler başta çok zordu. Gittiği yerde kimse İngilizce bilmiyordu. Kursta herkes onunla KAFA BULUYORDU. Her gün eve gittiğinde odasına kapanıp ağlıyordu. Günün birinde karşısına çıkan esmer bir güzel KADERİNİ değiştirdi. Oralarda TÜRK gibi yaşayamayacağını anladı. Arkadaşının yardımıyla altıncı ayın sonunda derdini anlatabiliyordu.
Brezilyalılar'ın her sabah ailece kahvaltı yapmaları, parklarda zaman geçirmeleri ve hayata pozitif bakmaları kafa yapısını değiştirdi.
Anne-babası da burnunda tütüyordu.
Derken DÖNME vakti gelip çattı.
Havalimanına geldiğinde bütün okul arkasındaydı. Vedalaşması saatlerce sürdü.
Ağlaya ağlaya uçağa bindi. 14 saat sonra sevdiği şehri havadan gördü...
Artık Türkiye'deydi...
Dondurduğu üniversiteye devam etti.
Ancak annesi oğlunu çok iyi tanıyordu. Yeni bir heyecan şarttı. Bir gün kahvaltıda "Neden FBTV'ye mesaj atmıyorsun" teklifiyle karşılaştı. Mesaj karşılığını bulmuştu.
Artık MONTAJ ondan soruluyordu...
Haberleri hazırlarken en sevdiği oyuncunun imza günü olduğunu öğrendi.
Elindeki CURITIBA formasıyla sıraya girdi. Formaya atılan imza aynı zamanda büyük bir DOSTLUĞU başlatıyordu. Aradaki güven her geçen gün artınca DOSTLUK işe dönüştü. Birlikte çalışmaya başladılar.
İlk deplasman DENİZLİ'ydi... Artık soyunma odasındaydı...
Maç öncesi ve maç sonrası röportajlarda ön plana çıkmaya başladı. Futbolculardan daha fazla konuşuyordu. Takımın bütün SIRLARI onda toplanıyordu. Bir yanda BAŞKAN, bir yanda HOCA, bir yanda futbolcular, bir yanda büyük bir camia...
Ama bildiklerini kimseyle paylaşmayacağına YEMİN etmişti. "Neler oluyor" sorusunu "Belki ileride kitap yazarım" diye geçiştiriyordu...
Zaman zaman teknik direktörden bile fazla konuşuluyordu.
Kendisiyle DALGA GEÇMESİNİ de biliyordu. Bir keresinde ZİCO'ya taş isabet etti. Dönüp tribüne baktığında ikinci taşı atmaya çalışan taraftar "Ben sana atıyorum adama geliyor. Biraz uzaklaş hocadan" diye haykırıyordu.
Herkesle DOST oldu... Yerli yabancı her isme yakındı. Televizyona çıkan YABANCI starlar bile onu tanıyordu. Başarısı sınırları aştı. Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff'ten TRANSFER teklifi aldı... Ama o burada kalmayı tercih etti... Belki o da günün birinde MOURINHO gibi büyük bir takımın başına geçmeyi düşünüyordu... Kim bilir!..
Evet SAMET, buraya kadar her şey GÜZEL...
Ama birlikte çalıştığın takımın yöneticileri hakkında çok ağır cezalar isteniyor.
Bilmediğimiz ne var? Nelere tanık oldun?
Hepimizin kafası karışık... Asıl şimdi maharetini göster. Olan biteni bir TERCÜME et de rahat edelim... Sana her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var...