CANLI YAYIN
Ergün Diler

ERGÜN DİLER

Arap oyunu!

Eklenme Tarihi 04 Temmuz 2012
Tarihler 2007'yi gösterirken Suudi Arabistan Kralı Abdullah ziyaret için Ankara'ya geldi.
Köşk'e yeni çıkmış olan Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan, Kral'ı konakladığı Swissotel'de ziyaret etti. Bu ziyaret ertesi gün adı büyük olan gazetede, "HUZURA ÇIKTI!" diye manşetten verildi.
Haklılardı! Gelen Arap olunca "vurmak" lazımdı.
Öyle de yaptılar. Demediklerini bırakmadılar...
Arap alerjisi KÜLTÜREL SINIRLAR çizilirken netleşmişti!
Kimse bu sınırlar dışına çıkıp ezber bozamazdı! Hele hele ARAPLAR'a yaklaşıp el sıkışmak, tarihi dostluğu yeşertmek kimsenin haddine değildi. Bir de PETRODOLARLARI Türkiye'ye çekmek için uğraşmanın cezası çok ağırdı! Çünkü bunu yapmaya kalkanlar koltuklarından yaka paça indirilirdi!
YERLİ BASININ saldırısı ilk değildi, son da olmayacaktı.
Dubai'yi dünyanın çekim merkezi haline dönüştüren Şeyh Muhammed Bin Raşid El Maktum da Türkiye'ye PARA YATIRMAYA kalkınca boyunun ölçüsünü aldı! Bir ARAP asla para getiremezdi. İETT'nin 46 bin metrekarelik arsasına 800 milyon verdi. Hem inşaat sektörünün önünü açacak hem de ÖRNEK KULELERİ İstanbul'a dikecekti. Ama bu ülkeye Amerikalı gelir, İngiliz gelir, Alman gelir, Rus gelir, Ermeni gelir, Yahudi gelir, Yunan gelir ARAP GELEMEZDİ...
Hollanda Maktum'un Rotterdam'da yaptırmak istediği ESSELAM Camii için 4 milyon euro destek verirken, biz "Çabuk kaybol" diyorduk!
Bir el, PARANIN Türkiye'ye akmasını önlüyordu! Biz bu eli göremesek de atılan manşetleri şaşkınlıkla okurduk!
Öyle ya, Araplar'ı kovarak hem Cumhuriyet'e sahip çıkıyor hem de ŞERİAT tehlikesinden kurtuluyorduk!
Maktum'dan sonra da püskürtme devam etti.
Geçenlerde SEVDA TEPESİ olayı patladı!
Vay nasıl imarı değiştirirsiniz?
Vay nasıl araziyi elin Arap'ına verirsiniz?
Dertleri şehircilik falan olsa amenna! Tek korkuları ARAP parası... PARA buraya akar Türkiye büyür, refah yayılır, insanlar aş ve iş bulursa rahatları kaçardı. 2006'da kimsenin bilmediği FİNANSAL DARBE, Arap parasıyla defedilmişti çünkü...
Askeri kışladan çıkaramasalar da KRİZ ile sonuca gideceklerini düşündüler. Hala da bu fikirdeler. Bu nedenle, ortaya çıkıp bunu söyleyemeyecekleri için emirlerindeki gazete ve televizyonlarla vuruyorlar!
Vurmak ne kelime aşağılıyorlar...
Son kurbanları da Bodrum'a gelen Suudi Prens ve ailesi oldu.
Bodrum'un sokaklarında başını açarak gezen Prens'in kızı manşetteydi! "Tiril tiril elbiseyle gezdi" diye...
Arkadan annesi geldi... "Prenses Amira kimsesiz koylarda denizle buluştu!"
Aşağılama bitmiyordu...
Devamı vardı. Son SORTİ
Prens içindi! "Mokasen ayakkabıyla bisiklet turuna çıktı!"
Ne de olsa Arap'tı... Görgüsüz, bilgisiz, bedeviydi!
Sırt çantasıyla Efes'i gezen ve tek kuruş harcamayan Bill Gates için aynı haberler yapılmazdı!
Rus milyarder Abromoviç'in Bodrum kaçamağı büyütülmezdi.
Aksine Hollywood'da yan rol oynayan biri geldiğinde mangalda kül bırakılmazdı...
Gidenler bilir...
İspanya'da MALAGA, Arap şehri gibidir. Milyonluk otomobiller cirit atar. Mağazalar Araplar'la dolup taşar. Ev alırlar, para yatırırlar. Oraya güç verirler...
Londra da böyledir..
Bütün lüks markalar ARAPLAR'ın sayesinde ayakta...
Sarışın uzun boylu İngilizler "rejim tehlikede" demeyip kapıya kadar müşterilerini uğurluyor...
Bütün büyük oteller Araplar'la dolu...
Adamların kendilerine ait JUMEİRAH diye semti bile var!
Tıpkı Dubai'de olduğu gibi...
Bu sistemli saldırının arkasında aslında ne var?
Çok uzun zamandır üzerinde düşündüğüm bir sorudur bu!..
Araplar dünyanın hiçbir yerinde aşağılanmazken neden bir Müslüman ülkede rahat edemezler, ettirilmezler?
Ve neden Türk dizilerini izlemelerine rağmen, Türk markalarını sevmelerine rağmen gelen insan sayısı artmaz?
ABD ve İngiltere bu paraları çekmek için kırk takla atarken biz neden bu insanları kovarız?
Ve en önemlisi, bunu nasıl başarırız?
Galiba BASIN yoluyla...
Çekilen fotoğraflar el altından TEHDİT unsuru olarak kullanılırsa kimse gelmeye cesaret edemez!
Kim mi tehdit ediyor?
İstihbarat örgütlerine kim yakınsa onlar!