Sanal âlemde her gün yeni bir espri ortaya atılıyor...
Kimi, Kılıçdaroğlu'na atfen "Sigara kanser yapmayacak" vaadinde bulunuyor.
Kimisi "Pi sayısı bundan sonra 3 olacak, kalan 0.14 fakir fukaraya dağıtılacak" değerlendirmesini yapıyor. Kimi de "Hamilelik 3 aya inecek" diyor. Siyasete soyunup, hafta sonu tatilinin 5 gün olacağını söyleyen de var, "Bizim iktidarımızda düğünlerde halaya kalkmak zorunlu olmayacak" diyen de...
12 Haziran seçimleri öncesi, gerçekleşmesi imkânsız olan ve bol keseden dağıtılan vaatler, siyaseti de siyasetçiyi de alay konusu haline getirdi!
Sonuç son derece normal...
Ortada yadırganacak ve garipsenecek bir durum yok. Bu sonucu siyasetçiler kendi elleriyle ortaya çıkardı!
Şu hale bakın:
Kılıçdaroğlu, aile sigortası ile her eve 600 lira gireceğini vaat etti. MHP de geri kalmayıp sigortalı çalışanı olmayan bütün yoksul ailelere 415 lira verileceğini açıkladı.
MHP her yıl 700 bin işsize iş bulunacağını söyledi. CHP, 100 bin artış yapıp her yıl iş bulunacak kişi sayısını 800 bine çıkarttı.
Herkes taşeronluk sisteminin kalkacağını iddia etti.
Ev kadınlarına, öğrencilere, öğretmenlere, öğretim elemanlarına, emeklilere, köy korucularına, muhtarlara ve yaşlılara kağıt üzerinde para yağdı.
Seçim öncesi çocuk istismarı bile yapıldı.
Kimi mazotun üzerindeki vergilerin kalkacağından söz etti, kimisi de "mazot fiyatı yarıya inecek" dedi.
Yetmedi, "Aracınızı yenilerken KDV ve ÖTV alınmayacak" denilerek taksici ve dolmuşçunun ağzına bir parmak bal sürüldü.
Toplumun bütün kesimlerine selam gönderildi. Seçim öncesi verilen vaatlerde sınır tanınmadı. Biri "on" deyince, diğeri "yirmi" diye öne fırladı. Seçmene şirin görünmek için verilmedik vaat bırakılmadı.
Sonunda iş açık artırmaya döndü!
Gerçi geçmişte de Türk siyasetinde benzer tavırlar sergilendi. Halkın karşısına çıkıp, "Kim ne veriyorsa iki katı benden" diyenler oldu. Seçmen tavlamak için çok değişik yollar denendi.
Ancak, seçim vaatleri hiçbir dönemde bu kadar abartılmadı. Seçmen hiçbir zaman bu denli istismar edilmedi.
Daha düne kadar belediyelerin kömür ve erzak dağıtımını yerden yere vuranlar, freni boşalmışçasına ortaya atıldı. Akla hayale gelmeyecek söylemler birbirini izledi. Siyasi partilerin propaganda çalışmaları "promosyon kampanyasına" dönüştü.
Kantarın topuzu alabildiğine kaçtı.
Hani "Bekâra karı boşamak kolaydır" diye bir söz var ya... 12 Haziran öncesi yaşadıklarımız da aynen öyle!
Nasıl olsa hiç birinin iktidar umudu yok.
Aslında gerçekleşmesi mümkün olmayan bu abartılı vaatler, daha şimdiden yenilgiyi kabul edip, havlu atıldığının da bir göstergesi.
İktidar umudu olmayınca, doğaldır ki hesap soran da çıkmayacak. Seçmen, hiç birinin yakasına yapışıp "Hani yapacaktın, hani edecektin?" sorularını soramayacak.
Salla sallayabildiğin kadar!
Günlerdir Anadolu'yu geziyorum.
Vatandaş da durumun farkında. Peş peşe sıralanan bu vaatler, seçmeni pek fazla etkilemiyor. Hiçbir seçmen, "O daha fazla verecek" düşüncesi ile tercihini değiştirmiyor.
Vaat sahipleri için genellikle Cem Uzan benzetmesi yapılıyor!
Bu söylemler, seçmenden çok siyaset müessesesini etkiliyor. Siyasetçiye ve siyaset müessesesine duyulan güven, her geçen gün
daha fazla azalıyor.