CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

‘Bir avuç fıstık’ ve ‘üç aferin’…

Eklenme Tarihi 13 Ekim 2026

Meşhur, 'yiyip içtiğin senin olsun, gezip gördüklerini anlat' sözünün Antep bahis konusu olunca, 'gezip gördüğün senin olsun yiyip içtiğini anlat' şeklini alacağı varsayılabilir.

Ülkemizde 'Gazi' unvanını ilk alan, Anadolu'nun bu kadim şehrini ziyaret edenlerden gezip gördüklerini dinlemenin daha faydalı olacağını hatırlatalım.
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin Kültür ve Turizm Bakanlığı desteği ile düzenlediği GastroAntep Festivali vesilesiyle gittiğimiz şehirde, yerlisi ve yabancısı ile ziyaretçilerin çokluğu ilk dikkatimizi çeken husustu.

'GastroAntep Kültür Yolu Festivali'nin bu yıl 2 milyonu aşkın ziyaretçiyle tüm zamanların rekorunu kırdığını' açıklayan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin'in, 'bir haftada iki- üç aylık iş yaptık diyen küçük esnaf', 'ticaretin her alanında bereket yaşayan işadamları' ve kadın kooperatifleri başta olmak üzere Gazianteplilerin ve misafirlerin mutlu olduklarını vurgulaması, festivalin önemini gösteriyor.

Gaziantep'e gidilince, öncelikle görülmesi gereken yerlerden birisi olan Panorama 25 Aralık Gaziantep Savunması Kahramanlık Panoraması ve Müzesi'ni görmemek olmazdı.

Antep Savunması'nın önemli anlarını canlandırıldığı üç boyutlu dioramalar, şehit ve gazi yakınlarının bağışladığı döneme ait silah, kişisel eşya ve kıyafetler ve daha birçok şey, Panorama Müzesi'nde ziyaretçileri bekliyor. Hele 120 metre uzunluk ve 13 metre yüksekliğindeki devasa yağlı boya panoramik tablo, hakikaten görülmeye değer.

Panoramik tablo ve işgal altındaki günlerle ilgili tablolar, unutulmaması gereken şeyleri vurguluyor. İngilizlerin, 17 Aralık 1918'de başlayıp 15 Eylül 1919'da Fransızlara devrettikleri ve 25 Aralık 1921'deki muhteşem savunma ile sona eren yaklaşık 36 aylık işgalde yaşananlar, Gazianteplilerin ve insanımızın alması gereken önemli derslerle dolu.

'Bir avuç fıstık ve üç aferin' sözü, Şehitkamil'in 23 Ocak 1920'de Fransızlar tarafından şehid edilmesi ve ardından Şahin Bey'in 28 Mart'ta Kilis-Antep yolunda şehid düşmesi ile 1 Nisan'da şehir içi çatışmalar başladığında, şehri 10 ay kuşatan ve topçu ateşine tutan Fransızlara karşı kadını, erkeği, yaşlısı ve çocukları ile Antep halkının ve İmalât-ı Harbiye işçilerinin verdikleri destansı mücadeleyi anlatan en anlamlı sembollerden birisi.

Şehri kuşatan ve içeriye bir buğday tanesi bile sokmayan Fransızlara karşı mühimmat üretmek için çabalıyordu Antepliler. Ve yıkıntılardaki silah ve mühimmat atölyelerinde çalışanlara, günlük ücret olarak sadece 'birer avuç fıstık' ile acıbadem ya da zerdali çekirdeğinden yapılmış bir parça ekmek verilebiliyordu.

Katkıda bulunan Antepli yaşlılara 'Allah razı olsun', çocuklara ise üçer kere 'aferin' deniliyordu… Gazze'deki İsrail zulmünü Gaziantep'in Fransız işgalinde yaşadıkları ile mukayese size kalmış. Bâtıl hep aynı demek ki...