İsteyenleri ve istemeyenleri anlamak kolay. Eninde sonunda bir karar verecekleri için, kararsız olanları da...
Ancak, yapılanı yeterli görmediği için ya da başka sebeplerle tarafsız kalacaklarını söyleyenleri anlamak zor.
Zor, çünkü bunların en azından bir bölümü, mevcut sistemin ve hele bünyesinde barındırdığı 'denge ve denetim' mekanizmalarının ne manaya geldiğini ve hangi maksatlarla kullanıldığını bal gibi biliyorlar.
Tarafsız kalmak, olması ve olmaması arasında herhangi bir fark olmayan konularla ilgili olduğu zaman anlaşılabilir bir şeydir. Ancak memleket söz konusu ise ve hele atılması düşünülen adımlar bizi bir adım bile iyiye doğru taşıyacaksa, tarafsız kalmakla karşı olmak arasında en ufak bir fark bile yoktur.
Vaktiyle 'Müslüman siyasete bulaşmaz' teraneleri ile ne kadar çok vakit kaybettiğimiz hatırlardadır.
Daha çok memleketin ileri gitmesini engellemek isteyenlerin kullandığını bildiğimiz denge ve denetleme sistemlerinin eksik olduğu iddiaları da, geçmişteki bu teraneyi hatırlatıyor nedense.
Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile ilgili anayasa değişikliği metni, 'denge ve denetleme mekanizmalarının eksik olduğu' iddialarının tam aksini söylüyor aslında.
Değişiklikte mevcut olanın biraz daha fazlasını istemek de, halen şikayetlere sebep olan halin devamından başka manaya gelmiyor.
'İstemezükçüler' çeşitli kategorilerden oluşuyor. Ülkemiz vatandaşı olsalar da adeta yeminli ülke düşmanı gibi bazıları. Vesayetten ve batılı ülkelerinin kontrolünden tamamen kurtulacağımızı bildikleri için bulabildikleri bütün yalanlarla saldırıyorlar Cumhurbaşkanlığı Sistemi'ne.
Yaşadıklarımızı unuttuk mu?..
Halen mevcut sistemde, ülke lehine olan ve ama dışarıdan birileri tarafından hoşlanılmayan adımları engellemek ya da geciktirmek çok kolay. İstemezükçülerin Marmaray, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Üçüncü Havalimanı ve benzeri büyük projeler konusunda ne gibi atraksiyonlar yaptıklarını hatırlamak, meseleyi anlamak için yeter.
Meraklı olanlar, 1950'den sonra yaşadıklarımızı şöyle bir zihinlerinden geçirirlerse, Parlamenter Sistem'in iyi ve güzel olanı engelleme ve geciktirme konusunda ne kadar kullanışlı olduğunu görürler.
Ülkemizi ileriye doğru taşıyabilecek her türlü adımın durdurulması için, hükümetler kurulmuş, hükümetler yıkılmıştır yakın geçmişte. Normal yollarla engellenemeyen girişimler için Anayasal engelleme mekanizmalarına müracaat edilmiş ve bunlar da istenen neticeyi vermeyince, muhtıralar ve post moderni de dahil olmak üzere darbeler devreye sokulmuştur.
50'li ve 60'lı yılları yakinen yaşayanların sayısı az olsa da, 70'leri, 80'leri, 90'ların sıkıntılarına bizzat şahit olanlar var. Bunlar, şimdi olup bitmekte olanı daha sağlıklı değerlendirmek ve tabii bütün bunları insanımıza, hem de bütün detaylarıyla anlatmak borcunda.
Vesayet odaklarının denge ve denetim mekanizması adı altında bu ülkeye yaptıkları kötülükleri unuttuk mu yoksa?.. Aynı odakların güdümündeki sermayenin, medyanın, sendikaların, ordu içerisinde yuvalanan cuntacıların... yaptıklarını unutabilmek mümkün mü?..
Hülasa: Mevcut durumda tarafsız olmak belki karşı olmaktan çok daha kötü bir tercih... Eninde sonunda onların işine yarayacak çünkü...