CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Başkanlık krallık değil ki...

Eklenme Tarihi 03 Kasım 2016
Deniz Baykal'ın katıldığı TV programında Başkanlık Sistemi ile ilgili söylediklerini şöyle özetlemek mümkün: 'Türkiye kesinlikle başkanlık sistemine geçmemeli. Ancak, CHP'ye rağmen böyle bir gelişme olup da bir başkanlık seçimi yapılacak olursa CHP'nin bir adayı tabii ki olmalı...' Baykal böyle bir şeyi dile getirmemiş olsa da, söylediklerinden anladığımızı bizim ilave etmemizde mahzur yok: 'Eh tabii ki CHP'nin göstereceği bu başkan adayı da ben olmalıyım...' Baykal'ın, Tarafsız Bölge'de Türkiye'nin başkanlık sistemine geçmemesi gerektiğini söylerken dile getirdiği argümanların hemen tamamı, tartışılması gereken şeyler. İmparatorluk sonrası oluşturulmaya çalışılan milli devlet, tek parti dönemi, demokrasiye geçiş gibi hususlarda söylediği genel doğruların arasına pek doğru olmadığını kendisinin de iyi bildiği birçok yanlış şey sıkıştırıyor çünkü.
Tek parti döneminde zaten fiilen başkanlık yapan Atatürk ve İnönü'nün başkanlık sistemini öngörmediklerini söylüyor mesela.
Zaten fiilen başkan olanların, bu konuda bir şey söylemesine gerek varmış gibi.
Yine Atatürk ve İnönü'nün şahsi idareye karşı olduklarını da vurguluyor Baykal.
Başkanlıkla idare etmekle beraber başkanlığı öngörmemeleri yanında, şahsi olarak idare ettikleri bilinen ama şahsi idareye karşı olduklarını ileri sürdüğü isimler üzerinden, aydınlatıcı(!) bir izah dinlemiş oluyoruz Baykal'dan.
Sözün devamında kaçınılmaz olarak Demokrat Parti ve sonraki dönemin önde gelen ileri isimlerine sıra geliyor.
Bayar ve Menderes'in de başkanlık konusuna girmediklerini söyledikten sonra, Demirel'in, hatta Özal'ın da başkanlık sistemi konusunda talepleri olmadığını ileri sürüyor.
Programın gazeteci konuklarından Abdülkadir Selvi'nin itirazı üzerine konuyu yumuşatıyor biraz. Aslında başkanlık sistemini düşünüyor olsa bile, merhum Özal'ın bu konuda herhangi bir adım atamadığını vurguluyor.

Duyulması mı kötü, olması mı?

Parlamenter sistemi kurumsallık zannettiği kesin olan Baykal, şahsi yönetim ve kurumsallık üzerine uzun uzun bir şeyler anlatıyor. Ancak, söylediklerine bakılırsa başkanlık sistemine değil, krallık sistemine geçişi anlamış Baykal. Çünkü eninde sonunda Başkanlık denilen sistemin de ciddi bir kurumsallığa yaslandığını bilmiyor olması imkansız.
Baykal'ın başkanlık konusunu oturtmaya çalıştığı zemin, bu konuyu daha çok Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın istediği şeklinde. Neden olmaması gerektiğini söylerken da yine ağırlıklı olarak bu hususu gündeme getirmeyi seviyor.
Ancak halkın doğrudan seçtiği birisi olarak işbaşında bulunan ve bir sonraki seçimle ilgili de en ufak bir tereddüdü bulunmayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, başkanlığı aslında ülkenin istikrarını kurumsal bir hale getirmek için istediği, belli ki aklının ucunda bile geçmiyor Baykal'ın. Ya da bunun böyle olduğunu bilse de, söylememeyi daha uygun buluyor.
Baykal ve söyledikleri ile ilgili en ilgi çekici nokta ise, kaset konusu sorulduğunda konuşma düzeninin bozulması. Böyle bir şeyin duyulmasının olmasından daha beter olduğunu kendisi de biliyor muhakkak. Ama eğer Türkiye'de yaşıyorsak, bu tür şeylerin olmasının da önemli olduğunu unutmamak gerek...
Başkanlık sistemi gelir gelmesine.
Ama Baykal'ın CHP'nin başkan adayı olabilmesi, zor...