-"Ne var bunda?.. Yazın biz Bulgaristan'dan elektrik alıyoruz, kışın da Bulgaristan bize elektrik satıyor!.."
Bir zamanlar eleştiriler karşısında laf cambazlığı yapmak son derece gerekli bir durumdu yani.
Hamd olsun, hemen her konuda alınan mesafeler sebebiyle Yeni Türkiye'yi yönetenlerin bu türden laf cambazlıkları yapmasına gerek yok artık.
Laf cambazlıklarına şimdi güya eleştiri yapanlar başvurmak zorunda kalıyorlar. Bu işi, elmalarla armutları topladıktan sonra şeftalilerle çarpıp, çıkan sonucu da kayısıya bölerek yapmak durumunda oldukları için de, alay konusu olmaktan kurtulamıyorlar.
Bu kesimler bu günlerde pek keyifli gibi. Nasıl keyifli olmasınlar ki, Türkiye'nin dostlarını çoğaltması, düşmanlarını azaltması girişimimin eninde sonunda bazı tavizler gerektireceğini ve her nasılsa bu tavizlerin verileceğini düşünüyorlar çünkü. Şu ana kadar atılan adımlarla ilgili olarak 'taviz verildiği' ya da geri adım atıldığı iddialarının herhangi bir karşılığı olmadığını bildikleri için de, gözlerini Mısır'la ilgili gelişmelere dikmiş durumdalar.
Muhaliflerde durum böyle iken, aynı konu bir tür kaygı olarak muvafık çevrelerde de kendisini hissettiriyor.
Bu kesim, şartların gerektirmesi durumunda bazı tavizler verilecek olması ihtimali dolayısıyla diken üzerinde günler geçiriyor adeta.
Bir de 'muvafıkımsı' olanlar var ki, 'yardan da serden de geçemedikleri için olsa gerek, halleri ibretlik. Rusya ve İsrail'le alınan ve Mısır'la alınabileceği varsayılan mesafe konusunda, 'biz vaktiyle demiştik canım, bu kadar da keskin olunmamalıydı' havasındalar.
Yapılan yapılması gerekendi...
Yapılan yapılması gerekendi... Hepimizin farkında olmamız gereken ise galiba şu: Türkiye, İsrail, Rusya ve Mısır konularında gereken her ne ise onları yapmıştı. Akdeniz'in uluslararası sularında seyreden Mavi Marmara gemisine baskın yaparak on kardeşimizi şehid eden, sonrasında gemiyi ve içindekileri alıkoymaya çalışan İsrail'e karşı her yapılması gerekiyorsa, yapılan o idi yani.
Müteaddit kereler yapılan uyarılara rağmen, kimliğini de gizleyerek hava sahamızı ihlal eden Rusya uçağının angajman kuralları gereği düşürülmesi de öyle. Yani, sonradan Rus uçağı olduğu ortaya çıkan bu uçak konusunda da yine yapılması gereken yapılmıştı.
Gerek Rusya ve gerekse İsrail'le alınan mesafeye baktığımızda, Türkiye'nin bulunduğu yerde durduğunu ve onların bize doğru geldiklerini görüyoruz. Yani şimdi de Türkiye yapması gereken her ne ise onu yapıyor. Ve bunu da, sadece reel politik neyi gerektiriyorsa ona göre davranarak değil; vaktiyle idealler açısından atılan adımların karşılığını bir şekilde almış olmanın rahatlığıyla yapıyor.
Netice olarak deriz ki: Türkiye'nin dostlarını artırma ve düşmanlarını azaltma sürecinde muhatap ülkelerle ilgili bazı tavizler vereceği ve bu şekilde bunları başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere ülkeyi yönetenler aleyhine kullanacaklarını zannedenler, boşuna beklemesinler...
Tabii ki muhtemel gelişmeler sebebiyle birtakım tavizler vermek zorunda kalacağımız endişesinde olanlar da, kaygılanmayı bıraksınlar. Artık eski Türkiye'de değiliz çünkü...