CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

‘Nerde bu Kul çeşmesi devlet!..’

Eklenme Tarihi 20 Mayıs 2016
Karşılıklı fedakarlık yapılması gerektiği düşünülen hallerde ilk fedakarlığı kimin yapması gerektiği, önemli bir problemdir.
Bireyler arasındaki problemler, hangisi olursa olsun içlerinden birisinin ilk fedakarlığı yapması halinde çözülebileceğinden, sıkıntı büyük değildir. Ama çözülmesi gereken problem kamu ile fert ya da fertler arasında ise, iş karmaşık hale gelir. İnsanların çoğunluğu bu durumda 'nerde bu devlet?' sorusunu sorarlar çünkü...
TBMM'de milletvekilleri ile alakalı belli bir tarihe kadar gönderilen fezlekelerin işleme konulabilmesi ile yargılanmalarını sağlayacak bir düzenleme yapılıyor.
AK Parti tarafından geliştirilen Anayasa değişikliği teklifi ile ilgili olarak CHP ve hatta HDP bile cesur sayılabilecek sözler ediyordu ilk zamanlarda. Ancak iş oylamaya geldiğinde bu sözlerin bir anlamı olmadığı ortaya çıktı. Konuyla ilgili olarak mangalda kül bırakmayan açıklamalar yapan Kılıçdaroğlu bile 'hayır' oyu kullanmış.
Çok sayıda fezleke var. Bunların teker teker oylanarak işleme konmasının TBMM'nin işleyişini büyük ölçüde aksatacağı da biliniyor.
Dolayısıyla hepsini bir çırpıda halledip meseleyi yargıya havale etmek, akıllıca bir yol. Böylelikle Parlamento kendi asıl işi olan Yasama'ya daha çok vakit ayırabilir.

Yargılasak mı, yargılamasak mı!..

Fezlekelerin en çok dikkat çekenleri HDP'lilere ait olanları Bunlar doğrudan ya da dolaylı olarak terör suçlarıyla alakalı. Dokunulmazlıkların kaldırılması sonrası HDP'li milletvekillerinin yargılanması sürecinin sıkıntılar doğurabileceği ve bunun da terör örgütünün ekmeğine yağ süreceği kaygısı taşıyanlar var ve bunlar tümüyle de haksız değiller. Ancak, bu durumda olan milletvekillerinin kamuoyunu ciddi şekilde rahatsız eden cüretkar tavırları da, başka bir tercih bırakmıyor gibi.
Yani 'yargılasak mı, yargılamasak mı?' sorusu kendi cevabını dayatıyor...
Türkiye'nin güneydoğusundaki bazı ilçelerde kabul edilmesi kesinlikle mümkün olmayan olaylar yaşanıyor.
Birtakım HDP milletvekilleri de, kamu düzenini ayaklar altına alan bu halleri teşvik eder mahiyette açıklamalar yapıyorlar. Bu bile yeteri kadar rahatsız edici iken, daha da ileri gidiyor ve fiili olarak destek verme manasına gelebilecek davranışlarda da bulunuyorlar.
Bu durumu: 'Sabredelim, nasıl olsa döktükleri kanda boğulacak ve kazdıkları çukurlara gömülecekler' şeklinde karşılamanın mümkün olduğunu düşünenler var. İyi niyetlerinden şüphe edilmese de, bu yolun ne kadar uygun olduğu ciddi bir soru işareti.
Gerek kendi yapıları gereği, gerekse devlet çarkının yavaş işleyişinin verdiği cesaretle terör örgütünün talebi doğrultusunda faaliyetler yürütüyor HDP'li milletvekilleri.
Terörle mücadelenin tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar sağlıklı bir şekilde yürütülüyor olması sebebiyle, bunlara bir süre daha katlanabilmek mümkün belki. Ama bu türden faaliyetlerin kamuoyunun ciddi şekilde rahatsız eden tarafları da var ve bu da: 'Nerde bu devlet?' sorusunu sorduruyor, haklı olarak.
Suhuletle davranıp, olayların kendi tabii akışları içerisinde hallini beklemek, tabii ki tercih edilebilecek yollardan birisidir. Ama kanunları hiçe sayıp, bulabildikleri bütün yolları deneyip kamu düzeninin altüst etmeye çalışanlar karşısında, bekleme moduna girmenin zaaf olarak algılanması da mümkün.
Mevcut durumda zaaf içinde görünmek ise, hepimizin isteyebileceği en son şeydir...