CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş

EKREM KIZILTAŞ

Maksat eleştirmek olunca

Eklenme Tarihi 25 Şubat 2016
Cenevre görüşmelerinin ertelenmesi, netice alınıp alınmayacağı belli olmayan ateşkes gibi konular can sıkıcı olsa da, Suriye konusunda belli ki sona doğru yaklaşılıyor. Temennimiz, gelişmelerin Suriye ve Suriyeliler için hayırlı olması. Herhangi bir meselede yeteri kadar bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaları ile maruf zevat, Türkiye'nin Suriye politikasına, ortalığın karışmaya başladığı 2011 Mart öncesinde de ağır sayılabilecek eleştiriler getiriyorlardı. Bu eleştirilerin temel dayanak noktası da, bu zevatın bizzat işin içinde olmamaları ve en azından fikirlerinin alınmaması dolayısıyla olan biten her şeyin mutlaka eksik ve yanlış olacağı şeklindeki kanaatleriydi. Devrede olmadıkları için bozuluyor ve bunun hıncını çıkarmak için çeşitli atraksiyonlar yapıyorlardı. Köprülerin altından epeyce sular akıp Suriye meselesi bugünkü halini alıncaya kadar, eleştiri mekanizması da durmadı tabii. Suriye meselesinde büyük yanlışlar yapıldığından başlayıp; o ülkeyi Türkiye'yi yönetenlerin bu hale getirdiklerine kadar, akla hayale gelmedik iddialar birbirini takip etti, ediyor da. Ancak 2011 Martı'ndan bugüne kadar, bu insafsız muhalefet ediciler arasından bir kişi bile Türkiye'nin nasıl olup da Suriye'yi bu hale getirdiği konusunda şöyle sadra şifa bir açıklama yapamadı. Suriye meselesinde Türkiye'yi yönetenlerin yaptığı rivayet edilen şu büyük yanlışların neler olduğunu açıklamak zahmetine giren de çıkmadı. İnsaf sınırlarını her daim zorlayan eleştiriler, çoğu doğuştan ve bazıları da sonradan muhalif kesilenlerin, 'nasıl olsa birtakım yanlışlar yapmışlardır, dolayısıyla yanlış yaptılar demekle isabet kaydetmiş oluruz' mantığından kaynaklanıyordu.

Muhalifler silahlandırıldı mı?

Eleştirilerin odak noktasına yerleştirilen bir iddianın ne kadar doğru olduğu konusunda kimsenin kafa yormaması da dikkat çekici bir husustu. Türkiye'nin muhalifleri -ve bu arada Suriye'de faaliyet gösteren terör örgütlerini de- silahlandırdığını iddia edenler, neden muhaliflerin basit silahlar dışında mesela bir Stinger'e ya da herhangi bir uçaksavar silahına sahip olmadığına hiç kafa yormuyorlardı bile. DAEŞ'in adının duyulmaya başlandığı 2013'te Türkiye'nin bu örgütü terör listesine almış olması da bu zevatın umurunda değildi. İşlerine yaraması için bu örgütü var edenler, bir yandan amaçları için kullandıkları DAEŞ'İ bir yandan da ülkemizi köşeye sıkıştırmak için kullanıyorlardı. Türkmenlere gönderilen yardım malzemelerini, terör örgütlerine gidiyor iddiasıyla hukuka aykırı bir şekilde engelleme girişiminde bulunanlar da, Türkmenlerin hazır lokma olmasını arzu edenlerle kol kola hareket ediyorlardı belli ki. İran'ın Suriye'ye doğrudan müdahil olduğu zamanlarda bile, bu ülkeyi arkalayan ve Türkiye yönetimini yerden yere vurmaya çalışan eleştiriler gırlaydı. Rusların işe müdahil olmaları ve güya terörle mücadele adı altında Muhalifleri, Türkmenleri ve sivil halkı vurmaları bile, eleştirilmedi. Yani mesele sadece eleştirmekti ama Türkiye'yi eleştirmekti hep.,.. Yani, dışardan ve içerden birileri, Suriye'de gerçekte neler olup bittiği yerine konu üzerinden Türkiye'yi nasıl köşeye sıkıştırabilecekleri ile meşgul olup durdular hep...