7 Haziran'da çıkan tablo, bir koalisyon hükümeti ya da 'tekrar seçim'i gerektiriyor.
Koalisyon ihtimalleri aritmetik olarak çok gözükse de, şartlar gereği alternatifler azalmış durumda.
Bayram öncesi kaldığımız yeri işaret etmek babından özetlersek: CHP-MHP-HDP, imkansız; AK Parti-CHP, mümkün; AK Parti-MHP muhtemel; AK Parti azınlık hükümeti zayıf gibi.
Şimdi kaldığımız yerden devam edileceğine göre, öncelikle mümkün görünen üzerinde çalışılacak, sonrasında da muhtemel olan zorlanacak demektir.
Yani AK Parti-CHP ya da AK Parti-MHP koalisyonu.
Mümkün gözükenin, yani AK Parti-CHP formülünün isteklileri çok.
Ancak bunun gerçekten böyle mi olduğu yoksa böyle olmasını isteyenlerin, bu yöndeki talepleri biraz köpürterek bir algı oluşturma ameliyesine dönüştürmeleri durumu ile mi karşı karşıya olduğumuz, önemli bir husus.
Yani özellikle bir kısım medya AK Parti ile CHP arasında bir koalisyon kurulmasının gerekliliği üzerine ahkam kesiyor olsa da, CHP'de ve belki de daha çok olmak üzere AK Parti'de böyle bir koalisyonun yanlış olacağını dile getirenlerin sayısı epey fazla.
En mümkün gözüken AK Parti-
CHP koalisyonu ilk bakışta kolay gibi gözükse de, şu ana kadar gerçekten önemli olan hiçbir şeyin gündeme gelmediğini hatırdan uzak tutmamak gerek.
Kurda kuzu teslim edilir mi?
CHP, AK Parti ile yapacağı ortak bir programı kendi içerisindeki hiziplerin talepleri ile nasıl dengeleyeceği problemi ile karşı karşıya.
AK Parti ise, ülkenin gerçek meseleleri hakkında ciddi bir fikri olmayan CHP'yi, ülkeye zarar vermeyecek ve mümkün olduğu kadar fayda sağlayabilecek bir pozisyona nasıl getirebileceği üzerine kafa yoracak.
Oturduğu yerden hükümet kurmanın kolaylığı ile meselelere bakan birileri, AK Parti'li ve CHP'li yöneticilerin ciddi şekilde zorlanacakları gerçeğini anlamasalar da, çok kolaymış gibi gözüken 'mümkün ihtimal', aslında hiç de öyle değil. CHP'nin seçim sonrası günlerde dillendirdiği 'restorasyon' sözcüğünü unutmamak gerek.
Bu parti, başarı ya da başarısızlığında katkı sahibi olan çevrelerin beklentileri gereği, Türkiye'nin geldiği aşamadan bazı geri adımlar atılmasını isteyecek mecburen.
Ve AK Parti'nin 'kırmızı çizgileri' de burada devreye girecek. Paralel konusundaki tavrı biline biline Adalet ya da İçişleri Bakanlığı'nın; Suriye ve Mısır üzerine ne düşündükleri biline biline Dışişleri'nin; seçim bildirgesindeki (1+8+4)'ün farkında olarak Milli Eğitim'in CHP'ye verilmesi düşünülebilir mi mesela?..
Yani kurda kuzuyu teslim eder mi AK Parti?..
Mümkün ihtimalin aslında nasıl muhal (imkansız) olduğu hakkındaki liste alabildiğine uzatılabilir. AK Parti'nin ülkeyi hükümetsiz bırakmamak için elden geleni yapmaya çalışacağını ve muhatabını makul bir noktaya getirebilmek için bütün gayretini göstereceğini ama ülkenin hali ve istikbali açısından riskli olabilecek bir durumda MHP'nin kapısını çalacağını öngörebiliriz ...