Ortadoğu halkı, Türkiye hakkında yüzde 80 olumlu düşünüyor.Yüzde 70, Türkiye'nin siyasi arabuluculuk yapmasını istiyor ve gelecekte büyük ekononik güç olacağını düşünüyor. Yüzde 66'sı Türkiye'yi model görüyor.
ABD'nin Ortadoğu'dan çekilmesiyle birlikte, Türkiye önemli mevziler elde edecek.Bölgedeki gelişmeler de buna göre şekil alıyor.
Diktatörlükler dönemi bitti. Merkezi ve otoriter hiyerarşik düzenler yıkılmaya mahkum.Asker-bürokrat yönetim biçimleri sarsılıyor. Türkiye bu noktada değişim içinde. Ortadoğu ülkeleri de (model ülke Türkiye) gibi aynı yolda yürümeye başlayacak. Gelişmeler Türkiye'nin siyasi ağırlığını arttıracak, enerji yollarının korunmasında Türkiye kilit rol oynayacaktır.
Avrupa Birliği, Mısır olaylarında duvara tosladı. Türkiye'de AB'ye destek yüzde 75'ten yüzde 40'lara düştü. Merkel ve Sarkozy, AB'yi kilitledi.Türkiye'ye kapıları kapalı tuttular. Ortadoğu'da onlar zayıf kalırken Türkiye öne çıktı. Bu hatalarını elbette anlıyorlar ama açıktan söylemeye cesaret edemezler.Türkiye'nin bulunmadığı AB, bir güç olmaktan uzak kalır.
YENİ ANAYASA
Tesev Başkanı Can Paker, yeni Anayasa için ilkelerin seçim sathı mealinde tartışılmasını beklediklerini belirterek, "Temel ilkeler, kimlikler, din ve vicdan hürriyeti, kuvvetler ayrılığı, sivilasker ilişkisi, ademi merkeziyetçilik ve yerel yönetimler, azınlık hakları ve anayasal vatandaşlık; din, devlet ilişkileri konuları içeren detaylı raporumuzu Nisan ayında partilere göndereceğiz. Kurucu Meclis'e gerek yok.
Seçimde çıkacak Meclis bunu yapar. Türkiye milletvekilliği de yeni Meclis'e entellektüel bir ağırlık kazandırır" vurgusunu yaptı.
Can Peker, "Türkiye'nin kılcal damarlarında ne oluyor? sorumuzu şöyle yorumladı:
Türkiye değişiyor, gelişiyor, kendine geliyor, güçleniyor, cazibe merkezi oluyor. İradeyle ve bilinçle girilmiş, yol haritası belirlenmiş "değişim" yani; yeni vizyonla kendini yenileme, sorunlarıyla yüzleşme, potansiyelini görme, dinamiklerini harekete geçirme, toplumunu heyecanlandırma, çağını okuma ve korkuyla içe kapanmaktan kurtulup gerekli donanımla dışa açılma, küresel aktör olma yolunda ilerliyor." "Türkiye'de, siyaset, kurumlar, sivil toplum, bireyler zihni kalıplarını yenileme çabası içindeler.
Çizilmiş dar alan artık hayata karşılık gelmiyo" diyen Paker, değerlendirmelerine devam ediyor:
Türkiye'de, orta sınıfın gelişmesine paralel yükselen demokratikleşme isteği var. Rahmetli Özal'la başlayan değişim, 2002 seçimleri ile ivme kazandı. 2007 seçimleri ve 12 Eylül referandumundan sonra hız kazandı. Bu asker-sivil bürokrasinin siyasi gücünü kaybetmesi sürecine parelel oldu.
Kendini yenileyememiş bürokrasi, iktidarını da kaybetmemek için birtakım hareketler içinde olur.
Yaşadıklarımız sürecin iniş çıkışlarıdır. Türkiye otoriter yapıdan birey özgürlüklerine önem veren yönetim yapısına doğru yol alıyor. Yükselen orta sınıfın ekonomik durumu bozulmadığı sürece bu devam edecek."
GELECEĞİN LİDERİ
"Türkiye, hangi noktaya ulaştı?" sorumuza, Paker, 3 önemli konuyu işaret ederek, son noktayı koydu: Hukuku değiştirmek, dışa açılmayı sağlamak, özelleştirme mantığını değiştirmek durumunda.
Yani demokrasiyle devleti makulleştirmek gerekiyor. Devleti hantallıktan kurtarıp daha çağdaş, işlevsel hale getirmeliyiz. Önemli sıkıntılarımızı temel olarak ekonomik dinamik kaldırır. Tarihsel, sosyal boyutları daha fazla dikkate alan, tabloyu görüp ona göre yeni sentez üreten lider de geleceğin lideridir''