PKK terör çetesini çökertmek ve Kürt meselesini çözmek için 'açılım' dışında ikinci bir yol var mı?
Bu soruya stratejik akılla cevap vermeliyiz. "Stratejik akıl, çareyi nasıl gösteriyor?" Terör başka, demokratikleşme başka. Terörle etkin şekilde mücadele etmek, PKK'yı çökertirken Kürt vatandaşlarımızın 'aidiyet' duygusunu yükseltmek için yeni adımlar atmak" diyor.
Özgürlükler, haklar diyen BDP, bırakın Kürt vatandaşlarımızın haklarını genişletecek demokratik paketlere oy vermeyi, parti kapatmayla ilgili maddeye bile destek vermedi.
Neden? Açılım doğru iş. Açılımın en can alıcı noktası, terör örgütü bloke edilirse, zaafa uğrayan derin yapılar ve onların etkili bir malzemesi olan PKK marjinalleşecek, PKK'dan bağını koparmayan, BDP'de taban kaybedecekti.
Bölgede PKK ve KCK'nın ciddi baskısı altında olduğu bilinen, Kürt kökenli vatandaşlarımız kendileri ve ülke için ciddi açılımların olduğu, milletin-özgürlüklerin önüne konmuş engellerin kaldırılmak istendiği böyle bir dönemde, PKK'nın neden ve hangi amaca hizmetle saldırılarını arttığını, kan dökmeye başladığını sorgulamaya başlamıştır.
Terörün ve eylemlerinin inadına Kürt kökenli vatandaşlarımıza yönelik demokratik adımların atılması, açılımlara devam edilmesi, kesinlikle PKK'yı ve BDP'yi taban kaybına sokacaktır. Demokratik adımlar, sessiz çoğuğunluk Kürt kökenli vatandaşlarımızı örgütün mengenesinden kesinlikle kurtaracaktır.
Açılımların devamı, bölgede hayat süren ve bazı şeyleri cesaretle söyleyebilmekte zorluk çeken vatandaşlarımızın PKK-BDP' ye karşı seslerini yükseltebilmelerine imkân verecektir. PKK'nın saldırıları deşifre ediliyor. İşte, PKK'nın artan saldırılarının altında, demokratikleşmenin engellenmesi ve Anayasa değişiminin sabote edilmesi gibi nokta bir hedef bulunmaktadır.
Son günlerde şahit olduğumuz mücadele milletimiz ile örgüt arasında değil. Kürt vatandaşlarımızın hakları ile de ilgisi yok. Yaşadıklarımız statükocularla işbirliği yapan PKK'nın demokrasiyle ve demokratlarla mücadelesidir.
PKK'nın 12 Eylül'e kadar ülkeyi kan gölüne çevirme ve katıp karıştırma niyetinde olduklarını gösteriyor. Huzursuz ve güvensiz bir ortam oluşturup hükümeti sorgulanır hale getirme, özgürlükleri ve demokratik değişim taleplerini rafa kaldırma ve mevcut statükoyu koruma amacındalar.
Tansiyonu iyice yükseltip nabzın kontrol edilemez hale gelmesi ve milletin, yetkililerin makul düşünemez hale getirilmesi için harekete geçtiler.
Tansiyonların yükseltildiği, doğudan ve batıdan genç bedenlerin ölüme götürüldüğü bu atmosferde sağduyulu, soğukkanlı ve temkinli olabilmek gerçekten zor. Ama milletimiz, insanımız bunu başarmak ve derin oyunlardan, mengenelerden kurtulmak zorunda. Bu noktada tüm insanlarımıza makul, mantıklı, soğukkanlı davranmak düşüyor.
* * *
ADRES ARAYANLARA MESAJLAR
Tunceli'de doğan Hüseyin Yıldırım 1969'da İstanbul Hukuk Fakültesi'ni bitirerek serbest avukatlığa başladı. 12 Eylül'de cezaevinde kaldı. 1988'de Bekaa Vadisi'ne giderek Abdullah Öcalan'ın yanında yer aldı. Bir dönem terörist başı Öcalan için Avrupa'da lobi faaliyetleri yapan Hüseyin Yıldırım, örgütün Avrupa sorumlusu olarak tanındı. Bir süre sonra Öcalan'la fikir ayrılığına düşerek İsveç'e yerleşti. Öcalan'ın kendisine en büyük rakip olarak gördüğü öne sürülen Yıldırım, Öcalan ile fikir ayrılığa düştükten sonra ayrı bir grup olarak hareket etti. Yıldırım'ın gazetecilere yaptığı açıklamaları, taşeron için adres arayanların özellikle okumasında yarar var: "Öcalan bir gün bana bir talimat gönderdi. Mücadele gelişti, Suriye artık yükümüzü kaldıramaz. Ben, karargâhımı ülkeye taşıyorum. Ülke dediği, Türkiye'deki dağlara taşıyacak. Ve bu açıklamasından 2-3 ay sonra bana özel bir kurye gönderdi. Talimatta, "Avrupa'da hükümetler düzeyinde görüşmelerle bana yer hazırla" diyordu. Bu, benim çok tuhafıma gitti. Önce Yunanlılarla görüştüm, Paris'te bir toplantıda, "Hemen gelsin, yeri hazır!" dediler. Görüştüğüm, PASOK taraftarıydı. Telefon açtım ona (Öcalan'a): "Yunanistan oturuma sıcak bakıyor" dedim, o da: "Yunanistan zaten tamam. Sen, bir Avusturya'ya bak." dedi. Şimdi düşünüyorum, gerçekten de Avusturya'da CIA ve MİT cirit atıyor. Bunu bana Avusturyalı dostlarım söyledi. Peki, kendisi neden o ortamı istedi? Bana göre olay şuydu: Yunanistan'da rahat hareket edemezdi, eğer çeşitli çevrelerle ilişkileri varsa, o ilişkilerini Yunanistan'da zor yapabilirdi. Ama Avusturya'da bu ilişkileri rahat geliştirebilirdi.'' Yunanistan, Avusturya nerede? Avrupa'da...