Birbiri ile iç içe geçen olayların yaşanacağı bir dönemi yaşıyoruz. 21 Mart kapıda... 21 Mart senaryolarına göre, PKK-KCK'nın, Nevruz bahanesi ile Türkiye genelinde gerginlik çıkarmak ve şiddeti tırmandırmak için Nevruz planını devreye soktuğu, daha sonra seçimler nedeniyle Kürt vatandaşlarımız üzerinde korku atmosferi oluşturmayı amaçladığı biliniyor.
Kafalarda, 'Korkulan olacak mı? Terör örgütü istediğini elde edecek mi?' soruları var.
PKK, 21 Mart'tan ne bekliyor? Nevruz'u kullanmak istemesinin altında yapılacak bir tahrikte güvenlik görevlilerinin aşırı güç kullanmasını sağlamak ve toplum ile devlet arasında örülen samimi bağları baltalamak istediği düşünülüyor.
PKK'nın hesabı tutacak mı? Aslında pek de öyle görünmüyor. Zira kimi aksi girişimlere rağmen, toplumda ciddi bir sağduyunun var olduğu açık. Ne yapılmak istenirse istensin toplum istedikleri gibi çatışmacı bir tavır almıyor. İstihbarat ve strateji uzmanlarına göre terör örgütü PKK, Güneydoğu'daki etkisini gün geçtikçe kaybediyor. Bunun en önemli sebebi şüphesiz Türkiye'nin soruna bakışındaki değişim. Türkiye, kendi iç sosyal dinamiklerini rahatlatan önemli açılımlar yaparken, Kürt sorununun ortadan kalkması, bölgenin rahatlaması için önemli çıkışları gerçekleştiriyor.
PKK-KCK-DTP bu çıkışlara ne yazık ki sağlıklı yanıtlar veremiyor.
Demokratik açılım, demokratik adımların katkısı, PKK'ya tavır koyan Kürt sivil toplum kuruluşlarının devreye girmesi, referandum sonrası olumlu atmosfer,dış konjonktürün elverişliliği, PKK ve BDP'ye rağmen, Türkiye'nin kangren haline gelmiş sorununu çözmeye yönelik iklimin yaratıldığına işaret ediliyor.