Adeta minyatür bir Osmanlı kasabası. Yüksekçe bir tepenin eteğine kuruluvermiş. Küçük bir kapalı kutu gibi uzun seneler açılmayı beklemiş sanki. Bu kapalı kutuyu açan bir bilim insanı Prof. Dr. Mustafa İsen'in sevdasından söz etmek istiyorum. TARAKLI hakkında, Evliya Çelebi Seyahatname'sinde şu bilgiler var: "Taraklı, Bursa Tekfuru tarafından yaptırılmıştır. Osman Gazi'nin fethidir.
Halen kalesi virandır.
Ama kasabası bağlı, bahçeli, beş yüz'e yakın mamur evi, üzeri tahta ve kiremitlerle örtülü şirin bir kasabadır.
11 Camii ve 7 kasabası vardır. Göynük ilçesinin tarihi Anadolu'nun tarihi ile içiçedir.
Göynük İlçesi'nin ekonomisi, tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır...
BEYPAZARI
İlk Fatihi Kütahya beylerinden Germiyanoğlu Yakup Şahın veziri Dinar Hezardır. Onun için şehre Germiyan Hezar da derler. 200 yıllık çarşısı, 3 bin ahşap evlerden oluşan mahalleler "her şeye rağmen ayakta kalacağız" dercesine varlıklarını sürdürmek istiyor.
Cumhurbaşkanlığı genel sekreteri olarak görev yapan Prof. Dr. İsen, Sakarya Ferizli ilçesi Nalköyü doğumludur. Türkiye'nin tanınmış akademisyeni. 2002 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarlığı'na atandı.
Müsteşarken Prof. Dr. İsen'in bir sevdanın sonucu olarak el uzattığı Sakarya'nın tarihi kenti Taraklı'da bir mucize gerçekleşmiş bulunuyor. Yaklaşık 300 adet ahşap bina çoğu tescillenerek, restore edilerek yaşayan bir hazine haline döndürüldü.
Dantel gibi işlenen Taraklı'nın termal tesislerinin kısa zamanda devreye girmesine çalışan Prof.Dr. İsen'in, şu güzel sözlerine kulak verelim: 'Marka Kent Sakarya' projesi çerçevesinde Taraklı'nın 300 tarihi evinden 110'u tescillendi. Şu anda birçok restorasyon çalışması devam ediyor. Taraklı, Türkiye'nin 8 sakin şehrinden bir tanesidir.
UNESCO'nun listesinde yer alması önemli hedeftir. Turizmde öncelikli yöre ilan edilen Taraklı'ya, 2012'de 100 bin turist geldi. Bu rakam daha yükseklere adaydır."
BÜYÜK USTA BİRAND
Muhabirlik gazeteciğin temelidir. Haberi takip eden ve yerinde kovalayan muhabirler gazeteciliğin ruhunu temsil ederler. Türkiye medyası, 'Büyük Muhabiri'ni kaybetti. "Meslek büyüklerini iyi tanımak için aynı çatı altında bulunmak, aynı havayı koklamak şarttır" diye düşünülür. Aynı çatı altında olmamak, büyük ustaları tanımamak değildir.
Yaptıklarını görmek, takip etmekte, bir ustayı sevmek için yeterlidir. Rahmetli Birand ile aynı çatı altında mesai vermedik. Fakat gerçek muhabir Birand ile Türkiye, gerek ise yurt dışındaki haber duraklarında karşılaştık.
Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek okulunda okuyordum, rahmetli Birand, Milliyet'in Brüksel temsilcisiydi.
Hürriyet'te aktif gazeteciliğe başladığımda...
Büyük Usta ile ilk kez Rusya'da Moskova'da tanışma şansım oldu. 1984'te Dışişleri Bakanı İlter Türkmen'le Moskova'ya gitmiştim. Birand usta, Brüksel'den gelmişti. Rahmetli Genel Yayın Müdürü Nezih Demirkent'in, "Dikkatli olsun, orada bir usta var, atlamasın" dediği hala kulaklarındadır. Atlatılmamak için adeta gözüme uyku girmemiş, İlter Türkmen'i odasına çıktığında bile takip etmiştim.
Orada iken, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Rus Polit Bürosu'na seçilmişti. Bakü'ye gitmek için gösterdiği çabayı yakından görmüş, yıllarca muhabir olmanın zevkinin arkasında onda gördüğüm heyecanın büyük tesirini hep hissetmişimdir. Atlatılma korkusu ile gözünü kırpmamayı genç muhabirlere gösteren 'Büyük Usta'nın, Birand'ın, hatırası önünde saygı ile eğiliyorum. Nur içinde yatsın.
Bu vesile ile rahmetliler dua istedi. Nezih Demirkent ve diğer meslek büyüklerimin de ruhları şad olsun.
NOT: İtalyanca Citta (Şehir) ve İngilizce Slow (Yavaş) kelimelerinden oluşan Cittaslow, Sakin Şehir anlamında kullanılmaktadır. Cittaslow Ağı, küreselleşmenin şehirlerin dokusunu, sakinlerini ve yaşam tarzını standartlaştırmasını ve yerel özelliklerini ortadan kaldırmasını engellemek için Slow Food hareketinden ortaya çıkmış bir kentler birliğidir.
Küreselleşmenin yarattığı homojen mekânlardan biri olmak istemeyen, yerel kimliğini ve özelliklerini koruyarak dünya sahnesinde yer almak isteyen kasabaların ve kentlerin katıldığı bir birliktir.