Özellikle sanıkları çok yakından ilgilendiren hukuki gelişme şöyle:
Balyoz kararı 21 Eylül 2012'de açıklandı.
Gerekçeli kararı 8 Ocak 2013 yayınlandı. Yargıtay aşaması 15 Temmuz'da başladı.
Mahkemeden, Yargıtay kararına uzanan süre, yaklaşık 10 ay sürdü.
Ergenekon davasındaki sanıkların sayısının çokluğu ve konunun çok detaylı olması sonucu, gerekçeli kararın muhtemelen Şubat-2014 ila Mayıs 2014 arasına kadar uzayacağı ihtimali var. Sonra, 90 günlük bir hazırlık gerekiyor. Yargıtay aşaması adli tatile denk geleceğinden (Ağustos), son kararların adli tatil sonuna kalması söz konusu.
Ergenekon son kararı Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasına kalacak gibi görünüyor...
Ergenekon'un Yargıtay aşamasının Cumhurbaşkanlığı seçim sonrasına kalma ihtimali bazı yeni gelişmelere konu olmaya aday görünüyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi 2014 Ağustos ayında gerçekleşecek. Yeni Cumhurbaşkanının Ağustos sonunda yemin ederek göreve başlayacak.Yeni Cumhurbaşkanı, Türk siyasetinde yeni bir sayfa açılması manasına da gelecek. Beyaz sayfada, 'siyasi af' çok konuşulacağı için Ergenekon'un Yargıtay aşaması çok dikkati çekici bir iklim içinde gelişecek demektir.
Ankara 13 ağır ceza mahkemesinde 28 Şubat post-modern darbe davası sürüyor.
Muhtemelen mahkemeden çıkacak kararlar, gerekçeli kararın yazılması ve Yargıtay aşaması da Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasına kalma ihtimalini ortaya çıkarıyor.
Bu davanın da şifrelerini 28 Şubat'ın Genel Kurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'nın çözeceği söyleniyor.
Karadayı Paşa, daha önce TBMM Darbeleri Araştırma Komisyon'un da ve 28 Şubat davası savcılarına verdiği ifadelerde ilginç noktalara parmak basmıştı:
28 Şubat'ta bardak kırıldı.
Refahyol kuruldu. Tabii, bazı sıkıntılar da ortaya çıktı.
Yavaş yavaş iç politikada koalisyon ortakları arasında farklı görüşler ortaya çıkmaya başladı.
Bazıları hakkında şaibeler ortaya çıktı.
O şaibeler Yolsuzluk, Libya gezisi, Tarikat liderleri, rejim karşıtı bazı görüşleri kamuoyunda büyük bir rahatsızlık yarattı. Bunlar tabii, bizi üzdü.
TANKLARA ÜZÜLDÜM: Maalesef, büyük bir şansızlık olarak tanklar Sincan'dan geçti. Bu tesadüftü yani bazı şeyler ters zamanda ters iş, ters rastlantı. Bu tankların yürüyüşünden benim haberim yoktu.
DEMİREL BRİFİNG İSTEDİ: Bir sürü raporlar geliyordu, MİT'ten, emniyetten, İçişleri Bakanlığı'ndan geliyor; yani pek çok raporlar geliyordu. Cumhurbaşkanına arz ettim ve aslında o da biliyormuş bu şeyleri.
Dedi ki bana:
"Bunun bir brifingini verebilir misiniz?.
Genelkurmaya davet ettik, gelen şeyleri kendilerine arz ettik. Bu raporları bana verin" dedi. Sonra konu, Millî Güvenlik Kurulu'nda o gün, 28 Şubat'ta 18 maddelik de bir tablo çıktı ortaya.
ERBAKAN'A BEN SÖYLEDİM: Sayın Erbakan'a dedim ki: Başbakanlıkta bir grup kurun, o grup onları ifade etsin. Çünkü biz ancak gelen raporları size göndeririz, sonra Başbakanlık Takip Kurulu oluştu.
DEMİREL UZATMA TEKLİF ETTİ: Sayın Cumhurbaşkanı bana yaşım müsaitti, bir sene daha kalmam için teklif etti bir bakan vasıtasıyla; ben bunu kabul etmedim.
Ben Ağustos'ta emekliye ayrıldım.
ÇEVİK BİR ZORLANACAK: Soruşturma savcısı Mustafa Bilgili, Karadayı'ya Batı Çalışma Grubu belgelerini gösterip ve "Bunlardan bilginiz var mı?" diye sorduğunda şöyle konuşuyor: Şerefimle temin ederim ki, bu belgeleri hayatımda ilk kez görüyorum. İkinci başkan olarak Çevik Bir'in kuvvet komutanlarına hitaben kaleme aldığı bu belgeler askeri yazışma usullerine uygun degildir. İkinci komutan, kuvvet komutanlarına benim bilgim, talimatım olmadan yazı yazamaz, talimat veremez.
Kuralların dışına çıkılmıştır. Görülüyor ki süreçte by-pass edilmişim. "'Post modern darbe" ifadesini kullanan fevkalade aptalca bunuyapmıştır. Bazı insanlar vardır, ileri çıkmak, önde görünmek şeyi. Bunu kim çıkarttı, nereden çıkarttılar hâlâ hayıflanırım ve üzülürüm. Ben bunları tasvip etmiyorum.