Uluslararası stratejist Ömer Özkaya'yı 'Avrasya' konuşmak için aradığımda, son zamanlarda Avrupa'nın (Batı) geleceği üzerine yoğunlaştığını söyledi ve Türkiye'nin ufkunu çok yakından etkileyecek gözden kaçan bazı gelişmelere parmak bastı.
Özkaya Türkiye'nin ufkunu şöyle gösterdi:
Tarih, yeni bir yükselme devrinin kapılarını Türkiye için araladı. Türkiye Avrasya'nın merkezinde, yeni kuşağın köşebaşında oturuyor. Türkiye 21. yüzyılın siyasi ve ekonomik ağırlık merkezinin tam ortasında yer aldığından stratejik tüm gelişmeleri çok yakından izlemek zorundadır. Özellikle de İngiltere ve Almanya'yı... "Almanya'da yaklaşık 650 bin Alevi yaşıyor ve bunların yüzde 60'ı Alman vatandaşı. Almanya Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet eski Bakanı Maria Böhmer bir açıklamasında "Almanya'da Alevi dedelerinin yetiştirilebileceği kürsülerin kurulmasını diliyorum" demişti. Alman Derin Devleti içinde, İslamcılıktan, sadece baskı yöntemiyle kurtulunamayacağı görüşü ağırlık kazanmaya başladı.
Almanya, İslamcı akımları uyumlu hale getirmek için İngiltere'yi rol model olarak kabul etmeye başladı. Londra merkezli bir hareket olan Selefilik; Almanya'da giderek güç kazanıyor. Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı'na göre Almanya'da Selefiler'in sayısı son iki yılda büyük artış kaydetti. 3 milyon Türk Avrupa'da. Türkiye çok dikkatle konuyu takip etmeli. Bilindiği gibi, Selefilik; "İngiliz Gizli Servisi İslamı" olarak görülüyor ve küreselleştirilmek isteniyor."
Alman vakıflarına mercek
Avrupa Patronu Almanya ve uzun yıllardır Derin İngiltere'nin Türkiye içi fay hatlarını tetikleyici faaliyetleri kimsenin yabancısı değil.
İşte bu noktada bir gelişme gözden kaçtı.
Aktif Sivil Toplum Kuruluşlarından Adalet Platformu, (2.12.2013 ), İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Oktay Erdoğan'a teslim ettikleri dilekçede, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı vakıflar hakkında, yasak olmasına karşın Türkiye'deki siyasi olaylara müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda ABD, İngiliz ve özellikle Alman vakıflarının Gezi olaylarına aktif destek verdiğini gösteren somut bulgular sıralandı.
Tespit edilen olaylar: lBatı'nın ve özellikle Alman vakıf ve siyasilerinin Gezi olaylarına yakın ilgisi çok sayıda somut bulguyla ortaya çıktı. Alman vakfı protestoların bitmemesi için eylemcilere kol kanat gerdi. lHatay'da, 2013 Temmuz ayı başında biri Alman diğeri İngiliz iki yabancı vakfa baskın yapıldı. Üyeleri gözaltına alındı. Alman yardım kuruluşu Arche Nova üyelerinin kaldığı eve operasyon düzenlendi. Ele geçirilen dokümanlarda Hatay'da yaşayan Nusayrilere ilişkin bilgiler olduğu anlaşıldı.
İngiliz yardım kuruluşu MapAction üyelerine yönelik operasyon yapıldı. İngiliz James A., Bruce S. ve İspanyol George G. gözaltına alındı.3 yabancı sınır dışı edildi.
Prof. Dr. Necip Hablemitoğlu'nun ölmeden önceki son araştırması, Alman vakıflarının Türkiye'deki faaliyetleri üzerineydi. Hablemitoğlu'nun, Alman vakıflarının Türkiye'de yasal olmayan çalışmalar yaptığı, etnik ve mezhepsel ayrılıkları körüklediği ve altın madeni karşıtlarını örgütlediği yönünde çok önemli bilgilere ulaştığı ileri sürülmüştü. Bu bilgileri 26 Aralık 2002'de Ankara 1. Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde görülmeye başlanacak 15 sanıklı "Alman Vakıfları" davasında açıklaması bekleniyordu. Ancak duruşmaya 8 gün varken öldürüldü. Prof.
Hablemitoğlu suikastı ile Alman vakıflarının bağlantısı yeniden incelenmeli.
Almanya'nın, Ergenekon firarisi Bedrettin Dalan'a sahte pasaport verecek kadar ileri gittiği de bir gerçektir. Dalan'ın Sinan Akkuş adına düzenlenmiş sahte bir pasaport taşıdığı belgeleriyle basında yer aldı.