Derin devlet konusu yıllardan beri Türkiye'de en çok tartışılan bir olgudur. Özellikle darbeler döneminde, anahtar sözcüktür.
Uzun yıllardır, "Derin devletin adamı" iddiaları ile karşılaşan Ağar, böyle derin bir olguyu, düşünmeden, tartmadan, bu iş üzerinde kafa yormadan yorumlamaz.
Hele hele, Ergenekon, Balyoz davalarının devam ettiği bir süreçte, bu yorum daha çok dikkati çekmektedir.
Peki, Mehmet Ağar, neden bu mesajı vermekte?
Gladyo'nun tarihi
Ağar, Musul-Kerkük'ün kaybedilmesini merkeze alarak yorum yapmışsa, "Türkiye Derin Devleti, Lozan Anlaşması'ndan sonra kurulmuştur, oluşturulmuştur'' demek istiyor.
Ergenekon davaları başlayınca, Türkiye'de Gladyo'yu tartışmaya almıştık.
Bu vesile ile Türk derin devletinin Gladyo olduğunu, bunun da 2.
Dünya Savaşı'ndan sonra NATO içinde kurulan bir organizasyonun devamı şeklinde değerlendiriyorduk.
Hatırlayalım:
Gladyo, 2. Dünya Savaşı sonrasında Batı Avrupa'da gelecekte olması beklenen bir Varşova Paktı işgaline cephe gerisinde bir direniş başlatmak amacıyla NATO'nun bütün cephe gerisi (stay-behind) operasyonlarının gayri resmi adı olarak kullanılır.
Latince'de kılıç anlamına gelen Gladio sözcüğünü ad olarak kullanan örgüt, Amerikan ve İngiliz kontrgerilla örgütlenmesi olan Stay Behind tarafından 1952 yılında kuruldu. CIA tarafından yönetilen ve finanse edilen örgüt, 1956'da ABD ile işbirliği içinde, casusluk ve gerilla savaşı yapmak üzere örgütlendi.
Örgütün İtalya'daki adı Gladio idi. Türkiye'de kontrgerilla, Yunanistan'da B-8, Belçika'da SDRA-8, Hollanda'da NATO Command, Batı Almanya'da Gehlen Örgütü, Avusturya'da Schwert, Fransa'da Rüzgar Gülü, İspanya'da Anti-
Terör Kurtarma Grubu (GAL), İngiltere'de ise Secret British Network olarak bilinir.
Ağar, "Türk derin devleti, 1949'larda değil, daha eskidir.
1922'lere bakınız" diyerek, ezber bozan bir yorumda bulunmaktadır.
Bu açıklamanın önemli bir başka yönü de Osmanlı Devleti'nin Teşkilat'ı Mahsusa'nın Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı'na dönüşümü sırasına denk düşmesidir.
Mehmet Ağar'ın, 2007'de yaptığı, "PKK'nın düz ovada siyaset yapması'' yönündeki açıklaması da, çok şaşırtıcı bulunmuş, bu açıklama, "derin devletin paradigma değişikliği" olarak yorumlanmıştı.
Ağar'ın, farklı zamanlarda yaptığı bu iki açıklamasını, aynı çerçeve içinde değerlendirmek mantıklı görünüyor.
Musul'u nasıl kaybettik?
Aradan yıllar geçti, Musul ve Kerkük'ü kaybetmek, Türkiye toplumunun aklından hiç çıkmadı. İngiltere'nin akıl almaz oyunları, SİNSİ PLANLARI asla unutulmadı.
Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçası olan Musul'un kaderinde, stratejik önemi yanında petrol rezervleri de etkili olmuştu. Hatta 1.
Dünya Savaşı'nın bir petrolü ele geçirme savaşı olduğu, bu nedenle Osmanlı'yı parçalamak için yapıldığı önemli tarihçiler tarafından yazıldı.
Anadolu'da emperyalizme karşı verilen milli bağımsızlık mücadelesinin bir benzeri de Musul bölgesinde yaşayan ve kendilerini Türk vatandaşı olarak gören yöre halkı tarafından İngilizler'e karşı verilmişti.
Anadolu topraklarının düşman işgalinden kurtarılmasını müteakiben Türkiye, Musul'u kurtarmak amacıyla askeri harekata hazırlanmıştı.
Ancak, Lozan'da görüşmelerin kesilme tehlikesinin belirmesi ve savaşın yeniden başlama ihtimalinin ortaya çıkması üzerine planlanan askeri harekât yapılamamıştı.
Musul sorunu Lozan'da gündeme geldiğinde Türkiye sorunun İngiltere ile Türkiye arasında ikili görüşmelerle çözümlenmesi fikrini ortaya atarak rakip sayısını azaltmayı düşünmüştü.
Lozan'da çözümlenemeyen Musul sorununun ikili görüşmelerde tarafların görüşlerinde ısrarı üzerine Milletler Cemiyeti'ne götürülmesi İngiltere'nin kozlarını kuvvetlendirmişti. Nitekim cemiyetin oluşturduğu İnceleme Komisyonu'nun raporu Musul'u hukuken İngilizler'e bırakmıştı. Bu rapor çerçevesinde Milletler Cemiyeti de Musul'u İngiltere'nin 25 yıl süreli mandaterliği kabulü şartıyla Irak'a bırakmıştı.
SONUÇ: Türkiye'nin bugün de yaşadığı enerji sıkıntısı ve Ortadoğu denklemindeki Kuzey Irak ve Suriye sıkıntılarının başlangıç noktası 1922'lere uzanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti kuruluşu sırasında kaybedilen Musul ve Kerkük dışında, bugünlere kadar hiç toprak kaybetmedi. Ağar, Türkiye 'derin devlet'ini, "toprak kaybetmemeye" bağladığına göre, Türkiye üzerinde operasyon yapanlara, "Karşınızda Türk derin devleti olacaktır'' mesajını vermeye çalışmaktadır.