CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

KKTC seçimlerinin yansımaları

Eklenme Tarihi 30 Temmuz 2013
Kıbrıs, Doğu Akdeniz'in AMİRAL GEMİSİ'DİR. Bu uçak gemisinden enerjiden ulaşıma, Ortadoğu'dan Afrika'ya, bölgesel çıkar çatışmalarından küresel oyunlara kadar birçok alana müdahale etme şansı vardır.
Bu yorumu, net bir başlıkla tamamlamak mümkündür.
İngiliz'ler 150 yıldan beri Kıbrıs'tan vazgeçmiyorsa, askeri üslerini koruyorsa, oradan darbeler, savaşlar ve entrikalar planlıyorsa, bir bildikleri var demektir.
Hatırlayalım. Osmanlı ile Rusya arasında savaş çıkması üzerine 1878'de İngiltere Osmanlılardan yana tavır koyacağını ileri sürerek bir taktikle Kıbrıs'ı aldı. 1914 yılında sömürgeleri arasına kattı.
İngilizler uzun zamandan beri, Kıbrıs'taki kurulu askeri deniz ve hava üsleri ile Doğu Akdeniz'de siyasi ve askeri denetimi büyük ölçüde sağlıyor. Orta Doğu ve Afrika'da kolayca askeri operasyon ve harekâtlar yapılabiliyor. Nitekim bu durumu çok iyi gösteren bir örnek şudur:
Amerikan ve İngiliz istihbarat teşkilatlarının 1953 İran'ında ortaklaşa tezgâhladıkları darbe, Ortadoğu'nun o tarihten bugüne uzanan siyasi yapısını kökten etkiledi. İran petrollerini millileştiren İran Başbakanı Musaddık, Kıbrıs'taki İngiliz üsleri üzerinden düzenlenen sokak kargaşalarıyla görevden uzaklaştırıldı.
(Not: Pentagon'un İran operasyonu. Ömer Özkaya kitabı)

Canımız ciğerimiz...

Bölgesel güç konumunu sağlamlaştıran Yeni Türkiye'de elbette, Kıbrıs'a çok boyutlu bakmaktadır. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, iktidara geldiği 2002'den beri, çantasında hiç eksik etmediği beş dosyasından birisinin "KIBRIS"olduğunu biliyoruz. Bu bakımdan, Kıbrıs canımız, ciğerimiz. Orada ne olsa yakından takip ediyor, Kıbrıs Türkleri'nin her şeyi ile yakından ilgileniyoruz. Kıbrıs Türk Kesimi'nde seçimler yapıldı. Net sonuç kısaca, "Sağ bölündü,sol kazandı."
Bu başlığı biraz daha açalım.
2009 yılında tek başına iktidar olan Ulusal Birlik Partisi'nde (UBP) son 2 yıldır yaşanan "iç kavgalar" sağ kesimin ciddi bir darbe yemesine neden oldu.
2009 seçimlerinde neredeyse hezimet yaşayan Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG) yüzde 40'a yakın bir oy oranı ile seçimleri birinci bitirdi.
Kıbrıslı Türkler, UBP iktidarında yaşanan "iç çekişmelerinin faturasını" sandıkta ödetmiş oldu.

Koalisyonlardan çektik

Kıbrıs'taki seçim sonuçları açıkça gösterdi ki, SAĞ BÖLÜNÜRSE SOL ARADAN ÇIKIYOR. Türkiye'de de bu risk her zaman var. 2002'den önce, sağ bölündükçe, aradan CHP'li, DSP'li koalisyonlar hükümetleri çıktığını gördük, yaşadık. Çok parçalı hükümetlerden gına gelen perişan olan halkımız 2002 yılında egemenliğine net biçimde el koyunca tek partili güçlü hükümetler dönemi başladı. 2007 yılında, AK Parti'yi parçalamak, yerine CHP-MHP koalisyon hükümeti kurmak için içli-dışlı birçok odağın çalışmaları sonuçsuz kaldı.
Halkımız 2007 seçimlerinde de tek partili, Erdoğan hükümetine devam kararı verdi. Bitmedi, AK Parti'yi kapatıp, parçalama çalışmaları yine başarıya ulaşmadı.
2011 yılında yine halkımız, tek parti iktidarının devamını istedi.

SONUÇ:
Tek partili iktidarı, Erdoğan hükümetini içeriden yıkma planları hiç bitmiyor. 2015 seçimlerinde derin odakların AK Parti'yi bölmesi mümkün olursa, aradan kim çıkacak?
Tek başına bir parti iktidara gelemeyecek. Derin planlardan çıksa çıksa, CHP-MHP koalisyonu çıkacak.
Olur mu? Hiç zannetmiyorum. Fakat derin odakların son Gezi direnişleri üzerinden kurguladıkları planlara ve önümüzdeki aylar için yaptıkları hazırlıklara bakınca, tedirgin edici oluşumlar var. Koalisyonlu hükümetler döneminde Türkiye çok şey kaybetti. Aynı sıkıntıların yaşanmaması için, 2014 yılı Mart seçimlerine bir başka gözle bakmalıyız.
Türkiye halkına, parçalı iktidarları layık görenlere karşı söyleyecek son sözümüz şu olacaktır:
ALLAH, KOALİSYONLU HÜKÜMETLER DÖNEMİNİ BİR DAHA GÖSTERMESİN. MİLLETİMİZİ ALDATMA HEVESİ İÇİNDE OLANLARA AKIL FİKİR VERSİN.