'Heyecan durduruldu'
Stratejik öngörüleri ile tanınan Çanakkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner'e, bu ilişkinin kodlarını sordum. Laçiner, dikkat çekici bir analiz yaptı: "Milletimiz 12 Haziran'dan en az iki ay önce, yani Nisan ayında kararını vermişti. Nisan ve Mayıs aylarında yapılan kamuoyu anketlerine bakalım, bir de 12 Haziran'da ortaya çıkan tabloyu görelim. Birbirine çok yakın. AK Parti'nin yüzde 45-47 civarında oy alacağı, tek başına iktidar olacağı belliydi. Bu durumu elbette CHP, MHP ve BDP'nin beyin takımları gördü. İşte bu noktada, adaylar gösterilirken, seçim sonrası krizin tohumları da atıldı.
Ergenekon-Balyoz ve KCK sanıklarının aday yapılmasının krize yol açacağı biliniyordu.
Özellikle, Prof. Mehmet Haberal, Ergenekon davasının çok önemli bir ismi.
Buradan kriz yaratıldı. Haberal olmasa CHP'nin bu boykot kararını alması zordu.
Gördüğünüz gibi, seçim sonrası heyecan durduruldu."
'Meclis rehin alındı'
"TBMM'yi kilitlemek son derece ölümcül bir oyundur. Hele hele sivil bir anayasa yazmasını beklediğimiz bir Meclis'in çalışmasını Ergenekon, Balyoz ve KCK davalarından vazgeçme şartlarına bağlamak Meclis'i rehin almak ve sabote etmek demektir" diyen Prof. Dr. Laçiner, bir uyarıda bulundu: "Bu durumun CHP için riskleri var. Eğer CHP tutuklu sanıkların serbest bırakılmasında ısrar ederse partiyi küçük ama etkili bir hizbin rehin alması ve 'Ergenekon Partisi'ne çevirmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir."
Prof. Dr. Sedat Laçiner, şöyle devam etti: "2007 genel seçimlerinden sonra anayasayı değiştirmek için altın bir fırsat doğmuştu. Ne yazık ki bu fırsat kısır parti çekişmeleri ve Anayasa Mahkemesi üzerinden darbe girişimleri ile sekteye uğradı.
Böylece Türkiye en az 4 yıl kaybetti. Şimdi de yeni anayasa yapacak kurucu meclis özelliğinde bir TBMM ortaya çıktı, yine bu heyecanı kırdılar, kriz planlandı.
Şimdi elimizde yeni bir fırsat daha var. Bu şansı da kaçırırsak bu tür fırsatlar bir daha karşımıza çıkmayabilir."
Berlin duvarı çökmüştü
Laçiner'in analizinden aldığımız bilgiler ışığında TBMM'yi boykot etmenin ardında, Türkiye'nin Berlin Duvarı olan Ergenekon'un çökme noktasında, son direnişlerini gösterdiğine tanık oluyoruz.
Derin kafaların dün ne yaptıklarına bakarsak, bugün yaşanan olayların perde arkasını görmemiz daha kolay olacaktır.
Geçen aylarda dümene bazen silahlı kuvvetler geçti, bazen silahsız kuvvetler. Darbe sonrası gelecek planlaması yapıldı.
Olmadı. 12 Haziran'da ortaya çıkan milli iradeye rağmen, son direnişler devreye sokuldu. Ergenekon CHP üzerinden, kaos planlamacıları da BDP üzerinden son oyunlarını sahneye koydu.
Ergenekon'un son direnişleri bütün yaz devam ederse, bunun sonunun bir erken seçime gideceğini derin planlama kafaları görmez mi?
Demek ki, boykotların altında, adayların TBMM'ye taşınmasının çok ötesinde başka düşünceler var. Görüyorsunuz, Türkiye yeni anayasayı konuşamıyor.
Türkiye'yi yeni anayasayı yapmaktan alıkoyacak her türlü enstrüman kullanılıyor.
Peki, 4 yıl böyle gider mi?
Hayır. Ergenekon'un son direnişleri sonuç verir mi?
Mümkün değil. Başbakan Tayyip Erdoğan, restini çekti.
Ayrıca, Türkiye hızla değişmeye başladı. Milli iradenin yetkilerini gasp edenler, demokratik gelişmelerin karşısında zaten halk nezdinde mahkûm oldu. Gerekirse erken seçime gidilir, millet en
büyük hakem olur.