Türk Dışişleri Bakanlığı, her türlü senaryoya hazırdır.
Hiçbir olay karşısında şaşırmaz, paniklemez, hazırlıksız yakalanmaz. Bu işleri yürüten, ortada görünmeyen, ismi fazla geçmeyen birimler vardır.'' Bu açıklama doğrultusunda yaptığım bir araştırma, Türkiye'nin bir özelliğini gözler önüne çıkardı.
Türk Dışişleri Bakanlığı'nda, Araştırma Güvenlik İstihbarat Merkezi, göze batmayan, fakat çok önemli görevler yürütüyor. Bu birim, yeni bölgesel gelişmelere bağlı, iç ve dış güvenlik, dış politika konularında hazırlık konseptine bağlı atılacak yeni adımları tek tek belirliyor.
Örneğin, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun sürpriz Kerkük çıkarmasının, aylar öncesinden belirlendiği, alternatif bir senaryo adımı olarak devreye girdiği vurgulanıyor..
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, "Türkiye, Kerkük'e barış gelmesi için elindeki bütün imkanları seferber edecektir. Kerkük'te huzur oldu mu, Irak'ta da olur" sözlerini iyi okumak gerekiyor.
Bölgedeki güç dengesi ve ittifakların yeniden gözden geçirilmesinde Suriye krizinin belirleyici bir rol oynadığı yadsınamaz. Suriye olayı, Ortadoğu'daki pek çok dengeyi yerinden sarsıp adeta mezhep eksenli bir mevzilenmeyi dayatırken, Türkiye-Irak Kürdistan'ı ilişkilerinde de yeni bir dönemin kapılarını aralamıştır.
Irak'taki Sünni Araplar ve Kürtleri yönetimden uzaklaştırıp İran'ın da desteğiyle kendi Şii yönetimini pekiştiren Nuri el Maliki, Suriye'deki Şii yönetimin iktidarda kalması için büyük çaba sarf etmektedir.
Maliki'nin, hem Suriye krizi nedeniyle hem de Davutoğlu'nun Kerkük gezisine gösterdiği tepki görmezlikten gelinemez. Suriye krizi Türkiye ve Irak yönetimlerini karşı karşıya getirirken, Irak Kürtleri ve Türkiye'yi ortak politikalar etrafında birleştirmektedir.
Kerkük'te, Türkiye ve Kuzey Irak Kürt yönetimi arasında sağlanacak çözüm,yeni gelişmelerin önünü açacak özellikler göstermektedir. Bilindiği gibi Irak Anayasası'nın 140. maddesi, Kerkük, Hanekin ve diğer sorunlu bölgelerin, en geç 31 Aralık 2007 yılının sonuna kadar nüfus sayımı yapılarak referandumla nereye bağlanacağını gösterecekti.
Bu amaçla Kerkük ve diğer sorunlu bölgeler ile ilgili yapılması planlanan referandum tarihi olarak 15 Kasım 2007 yılı gösterildi.
Ardından 15 Kasım 2007'de yapılması amaçlanan referandum tarihi, "normalleşme" sürecinin tam anlamıyla sağlanmadığı gerekçesiyle 31 Aralık 2007 tarihine alındı.
31 Aralık 2007 tarihine iki hafta kadar bir zaman kalmışken BM Irak Özel Temsilcisi Steffan de Mistura, Kerkük referandumunun 6 ay ertelenerek 31 Mayıs 2008 tarihinde yapılması önerisinde bulundu. Ve bugüne kadar gelindi.
Türkiye ile Kuzey Irak arasında gelişen ilişkiler Kerkük'te ortak çözüm için yeni ufukları işaret etmektedir.
Gelinen aşamada Kerkük'ün kaderi, Türk-Kürt halklarının gelecekte barış içinde yaşamasında en belirleyici faktör olarak öne çıkmaktadır. Türkiye ve Barzani,Kerkük'ü "özel statülü" bir yönetime kavuşturabilirse,gelecekte ekonomik ve siyasi entegrasyonun önü açılabilecektir.
Türkiye-ABD ve Rusya
Türkiye ile Kuzey Irak petrolleri için,ayrı bir petrol boru hattı kurulması kararı bir süre önce alınmıştı.
Davutoğlu'nun Kerkük'e gitmesinin üzerinden 24 saat geçtikten sonra, Kuzey Irak'ın geleceği için son derece anlamlı bir gelişmeye tanık olundu. Ruslar'ın dünyaca ünlü dev petrol kuruluşu Gazprom Neft, Kuzey Irak ile anlaşma yaptı.
Rus şirketi, doğrudan bölgeye giriş yapan dördüncü uluslar arası şirket oldu. Daha önce de Fransız Total, Amerikan Chevron ve Exxon Mobil bölgede petrol üretim ihaleleri almıştı.
Dev şirketlerin hamlelerine Türkiye'de katılmış durumda.
Gazprom Neft, Türkiye'den TPAO'nun da ortak olduğu Badra bölgesinde Ocak 2011'de ihale almıştı. Gazprom Neft'in yüzde 30 ortak olduğu projede, Güney Kore şirketi Kogas'ın yüzde 22,5, Malezya şirketi Petronas'ın yüzde 15, TPAO'nun yüzde 7,5 ortaklığı bulunuyor. 2011 yılı Kasım ayında bölgede sondaj çalışmalarına başlandı.
Kuzey Irak'ta Türkiye, Rusya ve Amerika petrol işinde bir hayli öne çıkmış durumda.
Bunun stratejik özellikleri bulunduğu,siyasi ve diplomatik ilişkilerde de kilit rolü oynayacağı kaçınılmaz bir gerçektir.
SONUÇ: Bu gelişmeler, Türkiye'nin yürüttüğü Kuzey Irak açılımı ve Kerkük çıkarmasını stratejik bir öngörü başarısı olarak tarih sayfalarına geçirecek özellikler göstermeye başlamıştır.