CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ

BÜLENT ERANDAÇ

İş Bankası'na ilginç atamalar

Eklenme Tarihi 02 Nisan 2014
30 Mart seçimlerinde Başbakan Tayyip Erdoğan, zafer kazandı. Merkezinde Kemal Kılıçdaroğlu-Fethullah Gülen olan küresel koalisyon kaybetti.
30 Mart'ın CHP'ye mesajı:
Memleketin Tunceli'de seçimini kaybeden bir Ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu. Memleketin Antalya'da seçimi kaybeden CHP'nin ruhu Deniz Baykal. İstanbul'u kaybeden Mustafa Sarıgül. Kaybedenlerin Ana muhalefet Partisi, "kendinizi yenileyin. Artık eski Türkiye yok, yeni Türkiye var. Eski siyaset tarzıyla, eski muhalefet tarzıyla asla yönetim biçimi olmaz. Yeni Türkiye'nin milleti kucaklayan bir muhalefeti olun...
30 Mart'ın Tayyip Erdoğan'a mesajı:
Büyük Türkiye yürüyüşüne devam et. Devletin demokratik dönüşümünü gerçekleştir.
Çankaya'ya hazırlan...
1950'den beri seçim kaybetmek başarısı gösteren CHP üzerine mercek tutalım. CHP'nin neden kaybettiğine ilişkin, birçok sebep sıralanıyor, değerlendirmeler yapılıyor. Üsuller tartışılıyor, ama esasa bakılmıyor. Esas nedir? CHP'de öyle bir zihniyet var ki, hiç değişmeyen zihniyeti Aziz halkımız hep cezalandırdı. Cezalandırmaya 30 Mart'ta da devam etti.

CHP'NİN BANKA KONTENJANI

CHP'nin değişmeyen zihniyetine seçim öncesinde gözden kaçırılan son ve çok önemli örnek şudur: CHP, Türkiye İş Bankası'ndaki Atatürk hisselerini temsil eden yönetim kurulu üyeliklerine eski milletvekillerinin çocuklarını atadı. CHP kontenjanından eski milletvekili Bayram Meral'in oğlu Kemal Meral, yine eski milletvekili-bakan Mehmet Moğultay'ın oğlu Ulaş Moğultay atandı...' İşte, CHP bu zihniyet yüzünden kaybetmektedir. Türkiye'nin en büyük bankasının Atatürk mirası kontenjanına CHP'nin eski bakan-milletvekillerinin atanması karşısında isyan etmemek mümkün mü? Böyle bir kuruluşa bankacılıkta uzman, yetişmiş yüzlerce insan CHP'de bulunurken, bunların yerine arkadaş çocuklarının, yani yandaş atamaların yapılması kabul edilebilir bir durum değildir. Olur, mu böyle şey? Atatürk'ün mirası halka aittir. Bu kontenjan CHP'nin çiftliği değildir. Halkın içinden uzman isimlerin bu göreve getirilmesi gerekir. Mirasa hoyratça davranan bir CHP zihniyeti elbette halk nezdinde karşılık bulur. 30 Mart bunu bir kez daha tescillendi.
Daha önce bu görevde de bulunan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun yandaş atamaları içine sindirmesi mümkün olsa bile aziz halkımız, bunun hesabını soruyor.

BİR KEZ DAHA GERİ TEPTİ
İkinci önemli gelişme şudur?
Birbirine karşıt iki felsefenin temsilcisi CHP ile Cemaat, Fethullah Gülen ile Kemal Kılıçdaroğlu beraberliği, 30 Mart'ta, aziz halkımız tarafından cezalandırılmıştır.
CHP-Cemaat ittifakı bir siyaset mühendisliği projesiydi. Bu proje çökmüştür. Bu projenin mimarı eski CIA ajanbüyükelçileri Graham Fuller, Eric Edelman ve Morton Abramowitz'di.
Başbakan Erdoğan, 17 Aralık sürecini siyasete müdahale olarak anlattı ve küresel projeyi milletimizin derinliklerine kadar gösterdi.
Kaset mühendisliği algısına berhava etti.
Projeyi çökertti.
2007 yılında yaşananlarla 30 Mart'ta yaşananlar arasında bir fark yoktur. O gün AK Parti'nin Cumhurbaşkanı seçmesi engellenmek istendi. Siyaset mühendisleri, 27 Nisan EMuhtarırası, Anayasa mahkemesinin hukuku yerle bir eden 367 kararıyla, AK Parti'nin üzerine gelindi. DYP ve ANAP birleştirildi.
MEHMET Ağar, Erkan Mumcu,oylamaya katılmadı. AK Parti karşısında bir blok oluşturuldu. Aziz halkımız,siyaset mühendisliği projesini çöpe attı. Çankaya'yı milletin temsilcilerine teslim etti.
Üçüncü önemli gelişme şudur?
Erdoğan'ın balkon konuşmasında, "Neden daha fazla oy alamadığımızın sebeplerini anlamaya çalışacağız. Yüzde 55,yüzde 60 almak için çok iyi çalışacağız'' sözleri, bir siyaset ustasının öğrencilerine verdiği strateji dersidir. Kemal Kılıçdaroğlu'nun seçimden 24 saat sonra yaptığı açıklamada "İnsanlar hemen ikna olmuyor, biz eski CHP değiliz, zamana ihtiyacımız var" şeklinde bahaneler üretmesine ne demeli? Başbakan Erdoğan CHP'nin eski CHP olduğunu "bas bas bağırarak" anlatmaya çalışırken, muhalefetin geliştirdiği pozisyonlar çok eskiyi anlatıyor.
SONUÇ:
HİÇBİR BAHANE BAŞARININ YERİNİ TUTAMAZ.