CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

İmparatorluk refleksi

Eklenme Tarihi 30 Temmuz 2012
Londra Olimpiyatları, görkemli bir program ile açıldı.
Kraliçenin tahta çıkışının 60. yılı ve olimpiyatlar için yapılan programlara dikkatle bakınca ne görüyorsunuz?
Bunlar, bir "İngiliz imparatorluk" gösterisidir.
Bugün İngiltere, eski İngiltere değildir. Fakat, üzerinde güneş batmayan Büyük Britanya İmparatorluğu'nun ve dünyaya kendi dilini konuşturan emperyal bir güç olgusunun varlığını göstermek istercesine, 'İngiliz beyin'lerinin gösterdiği çaba gözden kaçmamaktadır.
Son zamanlarda, İngiltere deyince neyi görmektesiniz?
Yüzyıllarca sömürgeciliğin tarihini yazmış, dünya coğrafyasını parsellemiş, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı'yı yıkmak için binbir hile ve oyuna girmiş, 1960'lardan sonra eski gücünü kaybetmiş, parlak makyajı akmaya başlamış bir "İngiltere olgusunu" yıkmak için gösterdikleri heyecana bakınız.
Neden?
İmparatorluk tarihinden aldığı güçle, yeni döneme hazırlanıyor, geçmişinden utanmıyor, imparatorluk rüyasını yaşatmak istiyor.

Bir İngiliz oyunu, "Yeni Osmanlılık"

Türkiye, rahmetli Turgut Özal ve sonrasında Başbakan Erdoğan'la tarihi genlerini konuşturuyor. Yıllarca unutturulmaya çalışılan "Osmanlılık'' ruhumuz yeniden canlandı. İngilizler, sömürgeciliğe devam ederken, imparatorluk reflekslerini gösterirken, Türkiye, tarihi hakcoğrafi yakınlık-dini ve milli refleksini göstermek isteyince, utanmadan ayağa kalktılar.
Yakın coğrafyamızla ilgilenmek, Balkanlar'a, Kafkasya'ya, Ortadoğu'ya açılmak isteyince, İngiliz gazeteleri, İsrail lobileri hemen harekete geçti. "Yeni Osmanlıcılık" kampanyaları hızlandı. İngilizler ve Fransızlar, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Ortadoğu'nun zayıf ve güçsüz bıraktıkları devletleri yakın yıllara kadar esareti altına almıştı.
Nüfuz bölgeleri haline getirdikleri bölgeleri sömürge olarak kullanmaya devam etmek için, Türk'ün şeref abidesi olan Osmanlı Devleti'ni işgalci gibi göstererek, bir propaganda malzemesi olarak kullanmaya kalktılar.
Türkiye'yi zor durumda bırakmaya çalıştılar. Ne yazık ki, bu kampanyalara dış odakların taşeronları bazı iç çevrelerde katıldı.
Başarabildiler mi? Hayır.
Bilmiyorlar ki, Türkiye eski Türkiye değil. Bu oyunlar karşısında, paniklemez, zorlanmaz. Bir atasözümüz gibi, "İt ürür.. kervan yürümeye devam eder."
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,
bu tarihi gerçeği dünyaya şu sözlerle ilan etmektedir: "Türkiye Cumhuriyeti, bir imparatorluk olmamasına rağmen geçmişinin müktesebatını taşıyan bir devlettir, imparatorluk refleksimiz istenilse de istenilmese de vardır."
Başbakan Tayyip Erdoğan
, Londra Olimpiyatları'nın açılışında bulundu. Herkesin üzerinde çok düşünmesi gereken "damardan" bir cümlesi var: "Halkının büyük bir çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede, bugüne kadar bir olimpiyat düzenlenmedi.
Sorarlar insana niçin? Ne eksik de yapmıyorsunuz?."
Londra 3. kez, Madrid 2 kez yaptı. Tokyo 2 kez yaptı ve bu ülkeler 2 kez, 3 kez yapmışken, Türkiye 5 kez finale kadar gelmiş ve hala böyle bir olimpiyata ev sahipliği yaptırtmadılar. Bu tabii güzel, adil bir yaklaşım olmuyor.
İmparatorluk refleksini canlanmış Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın bu mesajını, İngilizler, lobiler ve siyaset yapan Hıristiyan kuruluşları herhalde anlamakta zorluk çekmezler.
Ne yaparlarsa yapsınlar, Türkiye, bu olimpiyatları alacaktır, en iyisini yapacaktır, hatta İngilizler'in Londra olimpiyat programını aşacak şekilde yapmaya muktedirdir.

Geçmişimiz şerefimizdir
Türkiye
'nin uluslararası planda tanınmış tarih hocalarından Prof. Dr.İlber Ortaylı, Osmanlı İmparatorluğu'nun büyüklüğünü şöyle anlatır: "Osmanlı'nın kuruluşunu kutlamak ve düşünmek, ne şovenliktir, ne de cumhuriyete ihanettir. Osmanlı İmparatorluğu tarihin gerçek anlamdaki son üniversal, yani evrensel imparatorluğudur. İmparatorluğun eski parçalarındaki dağınık yapının oluşturduğu bağlantılar ve olaylar, Osmanlı'nın yaşadığını göstermektedir. Osmanlı tarihini yazacak insanların sadece Osmanlıca vesikalar, kitaplar ve kaynaklarla değil, o çağın dünyanın kaynaklarıyla da aynı derecede haşır neşir olması gerekir. Çünkü, Osmanlı tarihi evrensel bir tarihtir. O Macar, Bulgar, Yunan tarihidir. Hatta Ruslar, Fransızlar ve Almanlar'ın tarihidir.
Bu ülkelerin milli tarihleri Osmanlı ve Türk olgusu bilinmeden anlaşılmaz.
Balkan, Ortadoğu, İran ve Hint halkı, Osmanlı-Türk tarihiyle iç içe geçmiştir.
Osmanlı'nın tarihini bilmek ve anlamak için çok okumalıyız ve araştırmalara ağırlık vermeliyiz.
Osmanlıyı yeniden düşünerek anlamalı. Sempozyumlarla, bilimsel sergilerle anmalıyız."


SONUÇ
Osmanlı Devleti, 1299'da kuruldu. İngiliz tarihi, 1215'lerden sonra anlam ifade etmeye başladı. 1919'lara kadar, dünyanın en güçlü iki ülkesi olarak, dünyaya yön verdik..
Onlar sömürgecilik yaparken, mazlum halkların kanını emerken, Osmanlı'nın gittiği ülkelere adaleti, insanlığı götürdüğünü hiç unutmamalıyız. Onlar imparatorluk refleksi gösteriyorsa, bunu bizler hiç çekinmeden yapmalıyız.
Türkiye Cumhuriyeti, bir imparatorluk olmamasına rağmen geçmişinin müktesebatını taşıyan bir devlettir, imparatorluk refleksimiz istenilse de istenilmese de vardır.
Takdir-i ilahi: Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı'yı parçalamak için büyük çaba sarf eden İngilizler'in cetvelle çizdiği Ortadoğu haritası yırtılıyor ve Osmanlı'nın torunları Türkiye liderleri "yeni dünya masasında" yerini alıyor.