CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Enerjiye karşı PKK-PJAK piyonu

Eklenme Tarihi 08 Eylül 2012
Dün, oyunu kurgulayanlar "Bir damla petrolün bir damla kandan daha kıymetli" olduğunu ileri sürecek kadar barbardı. Bugün de, oyunu kurgulayan ajanlar ve PKK-PJAK gibi terör örgütleri, bir damla petrol için masum insanların kanına girmekten kaçınmıyor.
20. Yüzyıl petrolün üstüne oturmuş emperyalizme başkaldıranların tepelerinden bombalanmalarıyla noktalanmıştı.
Görünen o ki 21. Yüzyıl da bu namert savaş sahnesiyle açılmış olarak tarihin kara sayfaları yazılmaya devam ediyor.
Dünyanın tanınmış stratejisti Zbigniew Brzezinski; Ulusal güvenlik danışmanı olarak Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'na 1977'den 1981'e kadar hizmet etti.
Aralık-1998 tarihinde, "Büyük Satranç Tahtası" isimli bir öngörü kitabı yazdı.
Kitap, "Dünyadaki bu istisnaî rolünü sürdürebilmesi için ABD'nin küresel stratejisi ne olmalıdır?" sorusuna cevap arayan bir çalışmaydı.
Avrasya (Doğu Avrupa-Kafkasya-
Ortadoğu) üzerinde birden fazla oyuncu olan bir "Büyük Satranç Tahtası"na benzetilmiştir. Mevcut veya olabilecek jeopolitikalar ve jeostratejiler belirlenmiş, ülkeler jeostratejik oyuncular ve jeopolitik mihverler olarak tespit edilmiştir.

'AMAÇ KÖPRÜ BAŞI'
ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa ve Almanya,
büyük ve etkin jeostratejik oyuncular olarak nitelenmişlerdir.
Ve... ABD'nin jeostratejik hedefi Brzezinski tarafından oldukça basit bir şekilde özetlenmiştir: "Avrasya'da köprü başını sağlamlaştırmak"
1998-2012 yılları arasında meydana gelen olaylara dikkatle bakılırsa, bölgemizde yaşananlar bire bir, büyük satranç tahtasındaki oyuncuların hamlelerine, bu hamlelere karşı üç küresel güç, ABD, Rusya ve Çin'in gösterdiği reklekslere göre şekillenmektedir.
Amerika, 2001 yılında Afganistan'ı işgal ederek, Çin ile İran'ın arasını coğrafi bakımdan koparmıştır.
Ortadoğu'daki köprü başını sağlamlaştırmak üzere, 2003 yılında Irak'ı işgal edip Saddam Hüseyin'i devirmiş, Ortadoğu petrollerine direkt el koymuştur.
Irak'ta yeni rejimi belirlemiş, Irak'ta, İran'ın kontrolünü zayıflatmak üzere Kuzey Irak Kürt Yönetimi ve Bağdat merkezi yönetimini canlandırmış, federal yapının oluşmasını sağlamıştır.
Başkanlığa siyahi-ailesi Müslüman Obama'yı, 2008 yılında seçtirerek, başta Türkiye olmak üzere Müslüman ülkeler mihverine sıcak mesajlar vermiştir. 2011 yılında Amerikan ordusu, Irak'tan çekilirken stratejisini, Türkiye, İran, Kuzey Irak (Irak) ve İsrail üzerine kurgulamıştır.

PARADİGMA DEĞİŞİMİ

Türkiye pasif ilişkilerden aktif olarak bölgeyi anlama ve yeniden anlamlandırmaya yönelik politikalar üretmeye başladı. Kuzey Irak Kürt Yönetimi gerçeğini, zamanında okuyan Türkiye, gelecek senaryoları göz önünde tutularak ilişkilerde paradigma değişikliğine gitme başarısını gösterdi. Irak'ın kuzeyi, küresel ve bölge ülkelerini sadece siyasal yönleriyle değil, aynı zamanda sosyo-ekonomik yönleriyle de ilgilendirmektedir.
Irak'ın kuzeyindeki enerji rezervleri dikkate alındığında (Irak genelinde ispatlanmış 135 milyar varil , kuzey bölgesinde ise 45 milyar varil), BÖLGE çok uluslu enerji şirketleri ve küresel aktörler tarafından dikkatle takip edilmektedir. Bu şekillenmeyi, Sabah Gazetesi yazarı Süleyman Yaşar, büyük satranç tahtasındaki kavgayı net biçimde ortaya koyan bir yorumla gündeme getirmektedir: "Büyük kavga Kuzey Irak petrol, gaz rezervleri ve GAP projesi nedeniyle yaşanıyor. K.
Iraklı Kürtler ve Türkiyeliler 2018'de bu bölgeden her yıl 108 milyar dolarlık petrol ihracatı yapacak. Ve bu para hem Kürtler hem Türkler ve bölge halkının refahını hızla artıracak.'' Nitekim, Suriye, 'büyük satranç tahtası'nın önemli oyunlarına sahne olmaktadır.

'BİR DAMLA PETROL'
SONUÇ:
Birinci Dünya Savaşı'na gidilerken, meşhur İngiliz Amiral-Başbakanı Churchill, "BİR DAMLA PETROL BİR DAMLA KAN'DAN DAHA KİYMETLİDİR" demişti.
Yunan yazar Niko Psyrukis 'Küçük Asya Dramı' adlı kitabında; "... Yunan ordusuna Calthorpe, Calthorpe'a Churchill ona da Shell Şirketinin bir kolu olan Turkish Petroleum'dan Curzon emir veriyordu. Bay Curzon, İngiliz petrol tekellerinin çıkarları bakımından Yunan Ordusunun nasıl hareket etmesi gerektiğini herkesten çok daha iyi bilecek durumdaydı..." demek suretiyle aslında Osmanlı'nın çökertilmesinin altında yatan temel nedenin petrol varlığı olduğunu ortaya koymaktaydı. Bu çerçeveden bakarsak, bugünlerde tırmandırılan PKK saldırılarının arka planını daha net görebiliriz. Türkiye'nin 'enerji hamleleri'ni kırmak üzere, yabancı servisler ve PKK-PJAK enstrümanının acımasızca kullanıldığını asla unutmamalıyız.