Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve için Afrika- Ortadoğu'dan Orta Asya'ya kadar siyasi harita ve projeleri içeren bir gündem üzerinde titiz bir çalışma yürütüyor. Peki, Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'ın, İslam Ülkeleri Zirvesi'ne çok çok önem vermesinin arka planında ne olabilir?
Geniş bir perspektiften bakarsak, içinde bulunduğumuz 21'inci Yüzyıl'a damgasını vuracak Yeni Türkiye Liderliği'nin oynamakta olduğu hayati rolle karşılaşırız.
İslam Ülkeleri beraberliği ve İstanbul Zirvesi'nin anlam ve önemi şudur: "Yeni Türkiye lideri Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Cumhurbaşkanlığını aşan, bunun çok ötesinde, stratejik liderlik vasıflarıyla, dağınık Müslüman Ülkeler arasında hayati köprüleri kurmaya çalışan küresel liderdir." Yeni Türkiye mimarisinde, Suudi Arabistan önderliğinde kurulan İslam Ordusu, yakın zamanda Türkiye için NATO üyeliğinin ardından bölgede dengeleri değiştirebilecek en önemli askeri hamlelerden birisi olarak görülmelidir. Geçtiğimiz ay 20 Müslüman ülkeden 200 bin askerle tatbikat yapan İslam Ordusu dünyayı idare eden 5 Hıristiyan Devlet liderinin kulağına kar suyu kaçırmıştı.
İstanbul'da yapılacak İslam Ülkeleri İşbirliği Teşkilatı Zirvesi öncesi, Suudi Arabistan kralı Selman'ın, Mısır'da 5 gün kalması, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile baş başa 2 kez konuştuktan sonra, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın misafiri olarak Türkiye'ye gelmesi, ziyaretleri çok aşan gelişmelere gebedir.
İslam Ordusu'nun güçlenmesi için Türkiye ve Mısır gibi bölgenin iki önemli devleti arasındaki sorunların çözümü yolunda etkin adımlar atılıyor. İstanbul zirvesine Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükrü geliyor. Türkiye ve Mısır arasında soğuk dönem sonunda ilk resmi ve yakın temas olacak.
Rusya ve İran destekli Esad ordusunun Suriye Halep ve Türkmendağı'nda, Irak Erbil ve Musul'da, ayrıca Yemen ve Lübnan'da mevcut idare ve Müslüman gruplara yönelik saldırılara karşı yeni bir güç olarak, İSLAM KARA ORDUSU konsepti değerlendiriliyor. Ortadoğu için çok hassas bir süreçte, bu konuların, Türkiye-Suudi Arabistan-Mısır arasında konuşulması, akabinde İslam Zirve toplantısının gündemine girmesi başlı başına bir
İSLAM JEOPOLİTİK HAMLESİ'ni barındırıyor. Bu bağlamda, Türkiyemiz'in 2 jeopolitik hamlesini de aynı düzlemde değerlendirelim:
1) Türkiye-Mısır ilişkilerinin normalleşmesinin Mursi'nin idamdan kurtarılmasını sağlayacağını söylemek için bir kehanet olmayacaktır.
2) Türkiye-İsrail köprüleri, kardeşlerimiz Filistin-Gazze üzerindeki ablukayı kaldırmayı sağlayacaktır.
SON CÜMLE: Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan 2015-Zirvesinde; Müslüman ülkelerin birlikte hareket ettiği taktirde, 21'inci Yüzyıl'da "yönetilen değil, yöneten", "emir alan değil, dünya meselelerini çözen bir GÜÇ" olacağını, şöyle dile getirmişti: "Dünya beşten büyük. Bu beşin içinde bir tane İslam ülkesi var mı? Yok. Böyle bir adalet olabilir mi? BM'nin üçte birini İslam ülkeleri temsil ediyor. Fakat 5 ülke karşısında neden bir güç değil?
Biz neden sorunlarımızı yabancılara bırakıyoruz, kendi aramızda çözmüyoruz.
Bir elin parmakları gibi kenetlenirsek bölgemizde tüm sorunları kolayca aşabiliriz. Bunun için yeterli güce, akla sahibiz. Bizim birbirimizle konuşmak için tercümanlara ihtiyacımız yok. Biz zaten gönül diliyle konuşuyoruz. Aynı kıbleye dönen bizler her türlü mücadeleyi birlikte verebiliriz." TARİHTE KURDUĞUMUZ PARLAK MEDENİYETLERİ YENİDEN KURABİLİRİZ. 21'İNCİ YÜZYIL YENİDEN TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ YÜZYILI OLACAKTIR.