Artık Napolyon'dan beri kural halini alan kalabalık ordulara, özel bir yeteneği olmayan yüz binlerce kara birliğine gerek yok. Sofistike uçak gemileri, savaş uçakları, karada, küçük kümeler halinde hareket edebilen "özel operasyon güçleri" yeterli.
Uluslararası ortak operasyonlara yatkın, bürokrasisi azaltılmış esnek yapılı, önleyici ve caydırıcı nitelikli ve barışı sürdürmeye odaklı ve nihayet profesyonel ordular bugünün güçlü ordularını temsil ediyor.
Yeni konsept, düşman ateşi nedeniyle az askerin ölmesi. (Son dönemde, 15 bin kişinin sağladığı ateş gücünü, bugün 15 kişi sağlıyor.) İleri bilgisayar teknolojisi ile güçlü istihbarat bağlantısı, "alçaktan uçan, insansız keşif araçlarının gönderdiği bilgiler, bu araçlara füze donanımını monte etmek, hedefi gördükleri an vurma yeteneğine sahip kılmak" olarak değerlendiriliyor.
Savunma stratejistleri "düşmanın" bu teknolojiyi yenmesinin tek yolunun, ancak bilgisayar sistemlerini felç edecek bir elektro manyetik alan silahı geliştirmek olduğunu söylüyor.
Bu gerçekler ışığında Türkiye, önce güçlü olacak, güçlü Türkiye de güçlü ordusunu yaratacaktır.
* * *
BAYKAL-KILIÇDAROĞLU-ÖNDER SAV
CHP eski lideri Deniz Baykal'ın en yakınında bulunmuş isimlerden birisi olan CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü'nün bir açıklamasına dikkatinizi çekmek istiyorum. Baykal'ın gidişine destek veren Mengü, şunları söylüyor: "Önümüzdeki seçimlerde Baykal'ın başkanlığındaki CHP'nin oylarında, her ne kadar da biz çok yukarılarda diyorsak da önemli bir yükselme olmayacaktı. Yine yüzde 22'lerde seyredecekti. O zaman Baykal seçimle beraber giderdi. Çünkü bu durum parti içinde çok dillenmeye ve söylenmeye başlamıştı artık. CHP milletvekilleri bile Meclis kulislerinde çok yoğun şekilde, 'Bu iş nereye gidiyor' diye konuşuyordu. Milletvekilliğine yeni başladığım dönemlerde, yaklaşık 2.5-3 yıl önce, Önder Sav ile yaptığım konuşmada, Sav bana, "Deniz ile bu iş gitmeyecek, çıkarı yok bu işin" demişti.'' Bu sözlerden ne anlıyorsunuz? Demek ki Önder Sav'ın Baykal'ı götürme planı yeni değil, eski imiş. Ortada, kasetten aylar önce, Baykal'ın gitmesinin iyi olacağını düşünen CHP'nin Genel Sekreteri Önder Sav ve bazı milletvekilleri varmış. Bu düşünceler ile kaset olayı arasında nasıl bir bağlantı olabilir? Siyaset mühendisleri hazır tarlaya tohum atmışlar... * * *
YILMAZ-CİNDORUK ARASINDA KARA KEDİ
Demokrat Parti'de sular durulmuyor. Mesut yılmaz ile Hüsamettin Cindoruk, herkes biliyor ki, anlaşamıyor. Aralarında kara kedi var. Son yapılan kongrede Cindoruk'un seçimi kazandığı listede, daha önce GİK üyesi olan Rize Milletvekili Mesut Yılmaz bulunmuyor.
ANAP-Demokrat Parti birleşmesinde Mesut Yılmaz'ı, dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in ikna ettiğini biliyoruz. Bu birleşmenin ruhen olmadığı anlaşılıyor.
Aylar önce Demirel'le buluşan Mesut Yılmaz, "Cindoruk'la bu iş olmaz" demiş ve şöyle devam etmişti: "İşte size anket sonuçları.
Hüsamettin Bey'le barajı aşmamız mümkün değil.
Cindoruk fedakârlık yapmış ve bütünleşme adına yollara düşmüş olabilir ama tutmadı. Biz destek veriyoruz ama bizi hiç dinlemiyor.
ANAP dışlanıyor, arkadaşlarım da aynı kanaatte.'' Demirel, Mesut Yılmaz ile Cindoruk'u çeşitli temaslara rağmen sıcak ilişki içine sokamadı. Mesut Yılmaz, şu anda DP yönetim kadrosu dışında.
Kulislere göre, Yılmaz, Kasım ayında yapılacak olağan kongrede DP'yi tepeden tavana yeniden yapılandırmak için son hamlesini yapacak. Olmazsa yollar ayrılıyor.