CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Çiller'in Karargahı

Eklenme Tarihi 22 Temmuz 2012
1997 yılının 13 Haziran'ı 14 Haziran'a bağlayan gece,İstanbul Yeniköy'deki yalısında sabaha kadar uyumayan Eski Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller,sabaha kadar telefon başından ayrılmamıştı. Yeniköy'den telefonla aradığı çok yakın bir kurmayına, "Çok özel sözler sarf ediyordu" demekten kendini alamıyordu.
Gerçekten, "O''gece resmen darbe olacaktı ama olmamış-olamamıştı..
Amerikan Dışişleri Bakanı Albright ve sözcüsü Burns arka arkaya açıklamalar yaparak, "Ordu idareye el koymamalı, yoksa iyi olmaz" sert çıkışlarında bulunmuştu.
Peki, Türkiye "O" geceye nasıl gelmişti? 28 Şubat 1997 günü MGK'da yapılan toplantı sonrası, idareye resmen el konmamıştı. Fakat, hükümetin kanadı kolu kırılmış ve iş yapamaz hale getirilmişti. 28 Şubat sürecinde, askerin idareye resmen el koyup koymayacağı konusunda çeşitli senaryolar ortaya atıldı. 1997 yılının 13 Haziran'ı 14 Haziran'a bağlayan gece, ordunun idareye el koymayı kararlaştırdığı kulaktan kulağa yayılmıştı. "O geceyle" ilgili çok konuşuldu ve konuşuluyor.
Nitekim, Merhum Başbakan Erbakan, 4 gün sonra (18 Haziran) istifa etmek zorunda kaldı. Hükümetin Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller'in basın müşaviri Mehmet Bican, "28 Şubat'ta devrilmek" isimli kitabında, "O" darbe gününde, gecesinde ve sonrasında (ilk defa), içeriden (Tansu Çiller'in karargahından) neler yaşandığını açıkladı. O günleri tekrar hatırlayalım. 12 Haziran 1997 günü:
DYP milletvekilleri sabah ve akşam iki kez toplanıyor. Basına kapalı toplantıda milletvekilleri teker teker söz alarak hükümetin geleceğini değerlendiriyor.
Eskişehir Milletvekili Demir Berberoğlu: Böyle giderse defterimizi dürecekler.
İçel Milletvekili Fevzi Arıcı: İş kötüye gidiyor.
Bursa Milletvekili Ali Osman Sönmez: Ordu Hükümet'te.
Hükümet muhalefette...
Çoğunluk, "Aman çekilelim" diyor, ihtilalden bahsediyor. Ve...Çiller konuşuyor: Askerden korkmakla bir yere varılmaz. Darbeye karar verdiyseler, biz çekilsek de yaparlar, çekilmesek de. Başbakan ben olacağım. Erbakan görevi bana bırakacağını açıkladı. Bu aşamada bırakıp gitmeyelim."
Akşam saatlerinde yeniden toplanan grupta, Çiller'in de "Çekilelim" diyen milletvekillerine katıldığı gözleniyor, "Peki çekilelim" diyor...
NOT: Bu arada ne oldu acaba.
Çiller'i kim korkuttu? B.E''

12 HAZİRAN gece yarısı: Tansu Çiller, Bican'ı arıyor: Kartel medyası ve iş alemi darbeyi kaşıyor.
Vatandaş, TSK'nın tavrına endişe ile bakıyor... Diyelim ki, yarın ayrıldık.
Hükümeti kime teslim edeceğiz. Biraz daha direnip Başbakanlığı almam toplumu rahatlatmaz mı?

13 HAZİRAN- Başbakanlık konutu:
Erbakan, Çiller ve Muhsin Yazıcıoğlu beraberce konuşuyor. Çiller, ağız değiştiriyor: Başbakanlık konusunun artık önemi kalmadı. Asıl mesele, demokrasi sürecinin işlemesi) 13 Haziran günü,Tansu Çiller'in karargahında durum:
Sabah, Nalan Kozan'ı (Tansu Çiller'in beyni) aradım. Darbeyi konuşuyoruz. Kozan, "Dün gece Tansu Çiller'le konuştum, 'Asker ihtilal yapacak, çekilin' dedim.
Tepkisi ne oldu? Yüzü birden bire tuhaf oldu,bana bozuldu.
Kozan'ın korkuyla baktığını görüyorum çevresine, tir tir titriyor. İki laf arasında "Allah göstermesin ama darbe olacak bu gece" deyip duruyor. Askerlerden duydum. Çok ciddiler.Tankla tüfekle mi?
Bilemiyorum ama yapacaklar. Nasıl yapacaklarsa yapacaklar.
Gazeteci Murat Çulcu arıyor: Bu gece darbe var. Bazı önemli adamlar yurtdışına kaçtı. İlginç isimler veriyor.
Başbakanlıktan bir koruma polisiyle karşılaştım. "Bakanımızın odasını boşaltık,haberin olsun,bu gece ihtilal yapıyor askerler"demez mi?

14 HAZİRAN SABAHI:
Çiller İstanbul'daydı. Sabah 07.'00'de Ankara'yı arayarak beni uyandıran Çiller'den fırça yiyorum. Sakinleşince, "Dün gece darbe bekleniyormuş ama olmadı" diyorum.
Çiller'in bir anlık sessizlikten sonra müthiş açıklamasına tanık oluyorum:
Darbenin önüne geçmeye çalışıyorum.
ABD'ye demeçleri verdiren benim."
Gerçekten o sıralarda ABD Dışişleri Bakanı Albright, Dışişleri Sözcüsü Burns, arka arkaya, "Darbeye hayır" açıklamaları yapıyordu.
NOT: Yaygın kanaat, Amerika,28 Şubat'ın önünü açtı ama ordunun idareye resmen el koymasını engelledi.
Acaba Çiller mi bunu sağladı? B.E Tansu Çiller'in DYP'li Devlet Bakanı Salim Ensarioğlu, Mart-2012'de bir televizyonda, "O" geceyi anlatıyor: 13 Haziran gecesi darbe olacağını bana bizzat Demirel söyledi. Demirel Cumhurbaşkanı, ben o zaman bakandım. Çankaya Köşkü'ne çağırdı. Demirel ile bir tartışmamız oldu. 'Siz hükümetin kuruluşunda Demirel'in parmağı vardır, Parlamento'da milletvekili pazarı açılmış demişsiniz' dedi. Doğrudur dedim, üç maymunu oynayamayız. Gördüm, duydum, düşündüm, baktım, konuştum.
Bana dedi ki, 'Bunu yapmazsam, askeri idare etmezsem, 13 Haziran'da ihtilal yapacak'... Darbe söylentileri ayyuka çıkmıştı. 13 Haziran'da darbe yapılacağına ilişkin söylentiler dolaşıyordu. Bir gerilim vardı. Sabahleyin korumam 'Bugün ihtilal olacak' diyordu. Bakanlıktaki odamızda çaycı diyordu ki 'öğleden sonra olacak.' Üç aydır valizim, her şey içinde kapıda bekliyordu, hangi saatte kapımı çalarlar diye..."

SONUÇ:
Gerçekten, 13-14 Haziran 1997 gecesi, ordu idareye el koyacak mıydı? Acaba, Demirel, 'Darbe olacak' sözleriyle, darbeyi önlemeyi mi? Yoksa, başta Çiller olmak üzere DYP'li bakan ve milletvekillerini korkutup DYP'yi bölmeyi mi çalışmaktaydı? Bekleyelim zaman kapalı kapılar ardında olanları daha net ortaya çıkaracaktır. Bu gök kubbe altında hiçbir şey gizli kalmaz.