Hendekler açtırılıyor. Aziz vatandaşlarımızın canına kastediliyor, vatan evlatları şehit ediliyor. Böyle sıkıntılı bir süreçte, birlik ve beraberlik en hayati duruş olmalı iken, muhalefetin yakıcı -yıkıcı tavrı, içimizi yakıyor, ruhumuzu kararıyor. İstanbul'u kana bulayan DERİN ODAK katliamının üzerinden çok kısa bir süre geçmiş, Türkiye'nin anamuhalefet lideri Kemal Kuılıçdaroğlu, birlik ve beraberlik mesajları vereceğine, adeta yangına odun atmanın peşinde. Lütfen şu sözlere bir bakınız: "Bu hükümet bu ülkeyi yönetemez. Gücü yok, kapasitesi yok, bilgisi, birikimi yok.
Üçüncü sınıf kadrolarla 21. Yüzyıl'ın Türkiye'si yönetilemez..." Vicdanı olan, birlik ve beraberliği düşünen bir insan böyle konuşur mu? Bu memleketin aziz insanları daha 2 ay önce yüzde 50 destek vermiş. 2002'den beri Türkiye'yi büyütmüş, 4 seçim kazanmış bir iktidara karşı, kan ağladığımız bir süreçte, böyle konuşmak ne demek?
Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini, bunu birlikte çıkarmak varken, adeta hançeri daha içeriye sokacak konuşmaları, nasıl da yapabiliyor, bir siyasi parti başkanı?
CHP, yangını körüklüyor, HDP Başkanı Selahattin Demirtaş, arka kalır mı?
Almış eline sazı, hendekleri savunuyor, bombacıları lanetleneceği yerde, muhalefet etmenin peşinde. Böyle bir muhalefet olur mu? CHP ile HDP'nin beraberliği, kısa alanda paslaşmaları, gizli ortakmışçasına davranışları göz yaşartıcı şekilde sürüyor. Önceki gün Kılıçdaroğlu'nun, KILAVUZU KANDİL OLAN DEMİRTAŞ'tan bir beklentisi evlere şenlikti. Atlantik Okyanusu'nda beraber yolculuk yapan CHP lideri HDP'ye çağrıda bulunuyor, "HDP başkanlığa karşı olduğunu net açıklasın" diyordu. Kılıçdaroğlu, işi gücü bıtakmış, HDP'nin peşine düşmüş. Bir korkusu var herhalde. Beraber yüzdükleri denizde yeni dalgalar başlamış görünüyor. Kulislerde, HDP'nin 2'ye bölüneceği, 5'inci partinin buradan çıkacağı, bu yeni partinin Yeni Anayasa'yı destekleyeceği fısıltıları yükselirken, Kılıçdaroğlu'nun harekete geçmesi manidar...
24 Ocak'ta HDP kongresi var.
Çözüm sürecinin devamı konusunda HDP derinliğinde fikir ayrılıkları var. Celal Doğan, Leyla Zana, rahatsız. Sosyalistlerin bazıları Yeni Parti düşüncesinde. KANDİL POLİTBÜRO'SU Selahattin Demirtaş-Figen Yüksekdağ ile sertlik yanlısı, CHP ile parelel çalışmalar planlıyor.
Yabancı istihbarat servislerinin oyuncağı Kandil'e yüzünü çeviren Demirtaş'ta, makamını korumanın peşinde. Hatırlarsak, 7 Haziran seçimi sonrası Demirtaş, konuşmuş "AK Partili bir hükümeti ne içten ne dıştan desteklemeyiz. Gönlümüz CHP'de" açıklamasını yapmıştı.
SONUÇ: Marksist-Leninist kökten gelen PKK-HDP temsilcileri, Amerika'da, Brüksel'de, Rusya'da dolaşıyor, aziz milletin desteğiyle iktidara gelmiş hükümetin altını oymaya çalışıyor, CHP lideri çıkıyor, kendini aziz milletin yerine koyarak, "Türkiye'yi idare edemezsin" diye, yollara düşüyor. CHP VE HDP, PATLAYAN BOMBALARI,AÇILAN HENDEKLERİ, AZİZ MİLLETİN BAĞRINA DAYANMIŞ HANÇERİ