Türkiye'de kim iktidar olursa olsun, bizim için önemli olan Türkiye'dir. İktidarlar gelir geçer, ama Türkiye hep var olacaktır. Kalbimiz "Büyük Türkiye" için atar. Türkiye'nin büyümesini, dünya siyasetinde etkili bir aktör olmasını isteriz.
Manşetlerimiz, yazılarımız ve yorumlarımız hep Türkiye içindir.
Amerikan dışişleri belgelerinin sızdırılması olayına da bu açıdan bakıyoruz.
Ortada Türkiye üzerine oynanan çok büyük bir oyun var.
Son dönemde Türkiye Washington'dan bağımsızlaşıp, ABD ve İsrail'i devre dışı bırakarak bölgesinde en önemli güç haline gelmiştir. Türkiye, İsrail'in bütün korku imparatorluğunu yıkmış, Avrasya- Ortadoğu bölgesinde hareket alanını iyice daraltmıştır.
Bunun sonucu, derin İsrail (MOSSAD) ve onun kontrolü altında tuttuğu Amerikan yönetiminin (CIA) Türkiye'deki iktidarı zor durumda bırakmak için en küçük fırsatı kolladığını görmeliyiz.
MOSSAD ve CIA'in yapmayacağı şey, başvurmayacağı yol yoktur.
Sinsi bir operasyon ile bir psikolojik yönlendirme taktiği uyguluyor. Şimdi soruyoruz.
Sızdırılan belgelerde, neden en çok Türkiye belgeleri var?
İsrail belgeleri neden yok, İsrail neden zor durumda kalmıyor? Operasyonu yapanların amaçları belli: "Büyük Türkiye'nin önünü kesme."
Yahudi lobisi ve Neo-con'lar
CIA-MSSAD'ın sızdırılan belgeleri manüple ederek, Türkiye-El Kaide bağlantısını gündeme sokması dikkatlerden kaçmamaktadır.
Özellikle Mavi Marmara saldırısından ve İran'a karşı Amerikan tezgahlarına Türkiye'nin alet olmaması üzerine, kirli propagandaya başlandığı gözlerden kaçmıyor.
Türkiye imajını, Hamas, Hizbullah ve El-Kaide üzerinden (dinci Türkiye, terör-Türkiye) imajı vererek bozmaya çalışıldığını anlamamak mümkün mü?
Mavi Marmara olayının ertesi gününden itibaren dünya basınında gemidekilerin El-Kaide bağlantılı kişiler oldukları haberleri Yahudi patronlu dünya medyasında yer almaya başladı. İsrail hamlesini, Türkiye'nin iktidarın teröre destek verdiğini iddia etme üzerine kurdu. Dünyadaki Yahudi lobisi de, bu yalanı halen pompalıyor.
* * *
DEŞİFRE OLDULAR
Hatırlayalım, gazeteniz TAKVİM, pazar günü yapılacak operasyonu deşifre eden manşetle çıkmıştı.
Tam da bu noktada, bir süreden beri sürdürülen kirli propagandanın bazı örnekleri verilmişti: "ABD'de de yayınlanan South Park dizisinde Türk bayraklı uçaklarla terör saldırısı yapılıyordu", "El Kaide kampında Türk F-16 pilotu", "İçlerinde bir Türkün de bulunduğu El Kaide, Almanya'da Meclis'e saldıracak" haberleri...
Neo-con ve Yahudi lobisi kontrolü altında batı basınında çıkan bu haberlerin amacı "El Kaide- Türkiye- terör" algısını, zihinlere yerleştirmektir.
Son olarak, Wikileaks üzerinden atılan "Türkiye-El Kaide ilişkisi" tezgahında kirli operasyon net ortaya çıktı. Bir "istihbarat operasyonu" ile karşı karşıyayız. Yeni belgeler çıktıkça, kirli propagandanın nasıl devam ettirileceğini göreceğiz.
* * *
YALANA BİR ÖRNEK DAHA
Sızdırılan Fransa çıkışlı belgelerde "İran'ın nükleer programı için silah yapımında kullanılabilecek malzemelerin geçişine Türkiye'nin izin verdiği" iddiası yer alıyor. İran, nükleer programına 1950'lerde ABD teşviki ile başladı, 1970'lerden itibaren Fransa, bu süreçte etkin bir rol aldı. Ancak 1979 İslam Devrimi'nden sonra Fransa, İran'a olan yükümlülüklerini yerine getirmedi, daha sonra benzer bir durum İran ile Almanya arasında da yaşandı. İran, nükleer santral kurma çalışmalarını, 1990 yıllardan beri, Rusya, Çin ve Kuzey Kore ile yürütmektedir.
Fransa çıkışlı belge Rusya, Çin, K. Kore malzemesinin İran'a Türkiye üzerinden gittiğini iddia etmek, insanları kandırmaktır, Türkiye ve İran'ı aynı resme oturtma gayretidir.