CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Bir gözünüz Hürriyet'te olsun

Eklenme Tarihi 15 Haziran 2010
Demokrat Yargı Derneği'nin Başkanı Osman Can'ın eşinin, Ankara Hukuk Fakültesi'nde öğrenciyken aldığı bir disiplin cezasını Hürriyet gazetesi, "Yargıda bel altı savaş" başlığıyla vermişti. Hürriyet gazetesi Osman Can'ı bu kez de manşete taşıyarak Anayasa Mahkemesi Can'ın bazı açıklamalarına istinaden "Ya açıklamanı geri al ya da git" demiş.
Şu soruları soruyor sunuz? Hürriyet ne yapmaya çalışıyor? Bu manşetlerin amacı nedir?
Manşet ve haberlerle "siyaset mühendisliği" yapılıyor. Sarıkız, ayışığı darbe planlarını gün yüzüne çıkaran usta Gazeteci-yazar Alper Görmüş, 28 Temmuz 2009 tarihinde "Bir Gözünüz Hürriyet'te Olsun" başlığını taşıyan bir yazıyı kaleme almıştı.
Bu yazıdan bir alıntı yaparsak, neyi anlatmak istediğimizi daha açık ortaya koyma imkânı olacaktır: "Gazeteci-yazar Yıldıray Oğur'un bir yazısının giriş paragrafı şöyleydi:
Derin devletin sorgulandığı, sistemin pisliklerinin teşhir edildiği bir haberle karşılaştığınızda bir gözünüz Hürriyet gazetesinde olsun. Devlet az sonra oradan bildirecek çünkü. Zor durumda kalan, köşeye sıkışan paşa, emniyetçi, Ergenekoncu, JİTEM'ci az sonra ilk kez oraya konuşacak. Yakın tarihimiz bunun örnekleriyle dolu."
Yıldıray, ardından uzun ve dolu dolu bir liste sunuyordu ki, hakikaten evlere şenlik... Konuşan belli, konuşturan belli; her şey apaçık, gözümüzün önünde...
Oysa eskiden (bilhassa 1998-2002 arasında) "istihbarat kaynakları" diye bir kaynak vardı. Bu belirsiz kaynaklar ülkedeki en kritik cinayetler ve toplu cinayetler sırasında devreye girer (tabii Hürriyet aracılığıyla) kamuoyuna dezenformasyon pompalarlardı.
2000-2002 arasında medya kronik'te, Hürriyet'e tartışmasız "en çok aldatılan gazete" unvanını getiren dezenformasyonlardan en önemlilerinin bir çetelesini tutmuştum.
Fakat şimdi bu liste çok daha anlamlı görünüyor. Bana öyle geliyor ki, Hürriyet'çiler bu kaynakları alt alta sıralasalar, sonra da oluşan listenin karşısına geçip baksalar, ortaya "organize bir iş" çıkacaktır.
Hürriyet'çilerin -böyle bir çaba içine girerlerse tabii- ortaya çıkacak listeyle bugün Ergenekon davasından aşina olduğumuz zevatın bir bölümüyle karşılaşmaya da hazırlıklı olmaları gerekiyor.

* * *

STATÜKONUN SON ÇIRPINIŞLARI
Siyasetin dar koridorlarında bir "siyaset mühendisliği" senaryosu kulaklara fısıldanıyor.
Referandum yasasının iptali için CHP'nin yaptığı başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi 5 Temmuz'da karar verecek. İptali sağlamak için statükocular büyük çaba sarf ediyor. Anayasa Mahkemesi adeta abluka altında.
Yüksek yargıda egemenliklerinin sona ermemesi için çırpınan statükocuların boş durmayacakları belli. Onları korku sardığı açık. İddiaya göre, derin güçler ve statüko, Kemal Kılıçdaroğlu'nun liderliğinin erken sınanmasının önüne geçmek üzere, iki kritik maddeyi referandum dışı bıraktırmak istiyormuş.
Nedeni şöyle açıklanıyor: "Eğer Anayasa Mahkemesi, paketin bütününün referanduma gitmesi yönünde bir karar verirse, CHP'nin yeni genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun liderlik performansını üç ay sonra görme imkânı çıkacak. Referandumda (evet) oyları çıkması halinde, Kılıçdaroğlu liderlik yarışında başarısız görünecek, kendisine yüklenen değişim beklentileri akamete uğrayacakmış.
Kılıçdaroğlu'nun erken bir dönemde sınanmasının önüne geçmek üzere ve referandum yarışını kaybetme riskine sokulmaması için, kritik iki madde iptal edilecek, geriye kalan maddelere, tüm partiler (evet) diyeceğinden sıkıntı kalmayacak.
Kozlar genel seçime saklanacak'' Statükonun devamı için varlık savaşı veriyorlar, anlıyoruz. Ama "korkunun ecele faydası yoktur'' hatırlatırız. Eğer iki kritik madde iptal edilmeden referandum olursa, statükonun sonu gelecektir.
Veya iptal ettirseler bile Türkiye zaman kaybeder ama er veya geç, Türk milleti statükonun sonunu getirecektir.