CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ

BÜLENT ERANDAÇ

'Belge ve bilgi verdim. Babamın mezarını açmak ne demek?'

Eklenme Tarihi 24 Temmuz 2011
Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal, ölüm soruşturmasında belge verilmediği gerekçesiyle babasının mezarını açmayı planlayan Ankara Cumhuriyet savcılarına TAKVİM aracılığıyla seslendi: "Başka kanallardan da soruşturma derinleşiyor. Ben belge ve bilgi verdim. İş henüz bitmemişken, babamın mezarını açmak ne demek?'' "Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu, Amerika'dan babamın son check-up raporlarını istedi.
Şu anda Kuzey Irak'ta bulunuyorum. Onları almak için gelecek hafta Amerika'ya gideceğim"
diyen Ahmet Özal, şöyle devam etti: "Annem de savcılığa bilgileri verdi.
Soruşturmalar derinleşirken Ankara savcılarının, ne demek istediklerini anlamakta zorluk çekiyorum.
İş bitmiş gibi,
'Mezarı açacağız' ne demek? Ondan önce yapılacak çok iş var. Olayla bağlantılı ifadelerin tamamını almışlar mı?"

Önemli isimler
Ahmet Özal
'ın işaret ettiği gibi, Ankara savcılarının dönemin komuta kademesinden Özal'ın şüpheli ölümüyle ilgili 'bilgi' almadığı, almaya başlarsa önemli isimlere gidileceği belirtildi.
Bu isimler içinde, Genelkurmay 2. Başkanı olan ve 1993'te Özal'ın yaverliğini yapan Orgeneral Aslan Güner, Genelkurmay eski Başkanları Doğan Güreş, Necip Torumtay ve İsmail Hakkı Karadayı'nın bilgisine başvurma imkânının bulunduğu söyleniyor.
Ahmet Özal, gerekirse yeni belgeleri verebileceğini, annesinin bahsettiği saç tellerinin, devlet tarafından güvenli bir şekilde incelenmesinin söz konusu olacağını vurguladı.
Ahmet Özal, Hacettepe Üniversitesi'nde kaybolan kan örneklerinin de önemli olduğuna işaret etti: "Hacettepe'den doçent unvanlı bir doktor beni aramıştı. Bana 'Turgut Özal'ın hastaneye getirildiği gün aldığımız kan bizde, isterseniz size veririz' demişti. Annem Semra Özal hastaneye bir dilekçe yazdı. Bu aşamadan sonra farklı olaylar gelişmeye başladı. Bize 'Kan kaybı olmuş' denilerek bir cevap verildi.
Sonra da bir hemşire tuhaf şekilde ortadan kayboldu."

Suikast ve ölüm bağlantılı mı?
1993
yılındaki olayların yeniden incelenmesi gerektiğini savunan Ahmet Özal, şunları söyledi: "1993 yılını düşünün.
Rahmetli Uğur Mumcu ile başlayan Eşref Bitlis'le, rahmetli Özal'la, Adnan Kahveci'nin vefatı ile devam eden ve Madımak olayları ile 33 erin şehit edilmesiyle süren dönemin aydınlatılması lazım. Bu olaylar kesinlikle birbirine bağlantılıdır. Babam, suikast girişimine ilişkin bilgilerin açıklanması için '15 yıl geçmesi lazım' demişti. Ülke karışmasın diye bazı isimleri açıklamadı. Bu isimlerin hepsi Emniyet ve MİT'in arşivlerinde var. Arşivler açılsın.
Ölümüyle suikastın birlikte araştırılması gerekir."

Korkut Özal: "Zehirlenme"

Merhum Turgut Özal'ın kardeşi Korkut Özal, "Ağabeyim öldürüldü. Ölümü bir tertip. Köşk'ün içine kadar girmiş bir organizasyon var. Kalp krizi geçirince müdahale edilmiyor ya da ettirilmiyor.
Kendi haline bırakılıyor. Adeta ölmesi bekleniyor"
demişti.
Korkut Bey bu kanaate varmasını, merhum Özal'ın yakın çevresindeki görevlilerden aldığı bilgilere dayandırıyor. Şahitlerin verdiği bilgilere göre, kalp krizine bağlı olarak vefat ettiği açıklanan merhum Özal'ın ağzında köpük biriktiği görülmüş. Bu manzara, Korkut Bey'e merhumun zehirlendiği kanaatini güçlendirmiş.
Korkut Özal, bu olayı anlattı: "Uzun yıllar Özal'ın çok yakınında güvenliğinden sorumlu olan bir yetkiliyle konuştum. Turgut Özal'ın kendinden geçtiği ilk dakikalarda hemen yanına ulaşan birisiydi o.
Olayı anlattı: Merhum Özal'ın bayıldığı haberini aldığım anda birkaç dakika içinde Köşk'e ulaştım. Özal yerdeydi ve kendinde değildi. Ağzının kenarından sarımtırak bir sıvı geliyordu. Hacettepe'ye ulaştık. Özal ölmüştü. Özel doktoru Cengiz Aslan ve ben, Semra Hanım başucundaydık.
Semra Hanım, Cengiz Aslan'a, 'Turgut Bey'in saçından bir tutam kesip bana verir misin' dedi. Ben o anda herhalde hatıra için alıyor diye düşündüm. Öyle olmadığını bir süre sonra anladım. Semra Hanım Turgut Özal'ın saçını ABD'deki bir kliniğe gönderdi."