CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Başbakan'ın açtığı 'stratejik kart'lar

Eklenme Tarihi 28 Haziran 2013
Başbakan Tayyip Erdoğan, 2013 yılına girerken iki önemli konuya-soruna çözüm getirme kararını açıklamıştı.
Birincisi vesayet rejimini tamamıyla bitirecek, yeni anayasa için etkin çalışma dönemini başlattı. Bireysel hak ve özgürlükler içeren yeni bir Anayasa'nın yapılması için işaret verdi. Bunun adı, statükocu devleti ve hukuk sistemini yeniden yapılandırmaktı.
İkincisi de, 30 yıllık Kürt sorununu çözümleme yolunda bir barış sürecine girişi sağlamaktı.
Her iki konu da, Stratejik Hamlelerdi.
Türkiye'yi dünyada söz sahibi hale getirecekti.
İki konu tartışılırken, Taksim Gezi üzerinden kurgulanan küresel saldırının Mayıs sonunda devreye sokulması tesadüf değildi.
Eylemlerin sonuçlarından, siyasi iktidarın görünümünü ve karar alma gücünü zayıflatmanın hedeflendiği ortada.
TBMM'nin tatile gireceği Temmuz'a kadar, barış sürecinde hukuksal düzenlemeler için kullanılacak Altın Zaman (bir ay) ne yazık ki, Taksim Gezi yüzünden konuşulamadı.
Sonuç: Dış ve iç bazı odaklar, biraz yara verdiler, fakat hedeflerine ulaşamadılar.
Yeni anayasa için, Ekim'de referandum yapılabilmesi olasılığı mümkün görünüyor. Akil insanlar da raporlarını Başbakan Erdoğan'a verdiler. İkinci aşamaya geçiliyor.
Başbakan Erdoğan, barış sürecini başlatmakla, bir taraftan Kürt meselesinin çözümünü hedefledi, diğer yandan çözümle birlikte petrole/gaza yaklaşmanın mümkün olduğunu işaretledi.
Bu iki mesele, Türk-Kürt savaşını körükleyen ve Ortadoğu petrol/gazına el koyan güç odaklarında korku yarattı.
Mart 2013'teki Nevruz bayramında, PKK'nın silahları susturması ve güçlerini sınır dışına çekme kararı, yıllardır Türk-Kürt savaşı çıkarmanın peşinde olan ve Ortadoğu petrol/gazına el koyan küresel odakları panikletti. Çünkü Kürt meselesini çözen, dünyanın 10'uncu ekonomisi olmayı, 100 milyonluk genç nüfusu ile BÜYÜK TÜRKİYE yolunda ilerlemeye başlayan ülkemiz, "Önünde durulamaz" hale gelecektir.
BARIŞ SÜRECİ TUZAKLARI Türkiye'nin açtığı stratejik kartların etkisini, Doğu-Batı Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Ömer Özkaya ile konuştuk. Özkaya, "Su uyur düşman uyumaz-atasözümüzü hiçbir zaman unutmamalıyız" derken, olası tuzaklara dikkat çekti: "Türkiye'nin, terör sorununu çözmek için sarf ettiği gayret ve eski problemli komşularıyla kurduğu yeni iyi ilişkilerle kendisini Anadolu'ya hapseden, düşman ülkelerle çevreleme Stratejisini bozması, dünyada özellikle Londra tarafından yakından ve biraz da endişeyle takip ediliyor. Orta Doğu'da "yapay sınırlar" yıkılacak. Bu durum, Orta Doğu'da Osmanlı sonrasında İngiltere'nin kurduğu düzenin sonu olacaktır.
Barış sürecinden en rahatsız olan odak "Derin Avrupa"dır. Türkiye'nin iç dinamikleriyle oynamayı, anarşi benzeri hareketlerin artırılmasına yol açmaları, en büyük Kitle Partisi Ak Parti'yi "bölmeyi" deneyecekleri söz konusudur. Büyük bütçelere sahip başta İstanbul, Ankara belediye başkan adaylarının kim olacağı üzerinde işbirlikçileriyle huzursuzluklara sebep olabilirler."
Ortadoğu uzmanı- stratejist Özkaya, Türkiye'nin Zincirlerini Kırma harekâtını şöyle detaylandırdı: "Türkiye bugüne kadar ekonomik araçlarla kontrol altında tutuldu. Ancak şimdi Türkiye, diğer tüm ilişkilerinde olduğu gibi dış ekonomik ilişkilerinde de kendisini hapseden resmi ideoloji zincirlerini kırıyor. Daha yakınlarda Türk hükümeti İslami sermayeden yararlanma planını açıkladı.
Türkiye, Ortadoğu ve Afrika gibi bölgelerle ekonomik ilişkilerini geliştiriyor. İslami finans bu stratejide gün geçtikçe daha önemli hale geliyor. Geçtiğimiz 10 yılda faizsiz bankacılık 1 trilyon dolarlık bir endüstriye dönüştü ve küresel krizden çıkış için bir kapı olarak görülmeye başlandı. Bu finans kanalında etkili aktör durumuna giren Türkiye zincirlerini rahatlıkla kıracaktır."

SONUÇ:
Enerji ve hammadde alanları üzerindeki siyasi nüfusunu giderek kaybeden Avrupa, yavaş yavaş pazarını da kaybetmektedir. Bu, Avrupa'nın sonunu hızlandırabilir. Türkiye'nin hangi denklem içinde bulunduğu "hayati" önemdedir, Terörün sona ermesiyle, Güneydoğu'nun bir endüstri bölgesi haline getirilmesi, Asya ve Afrika'nın ihtiyaçlarının burada üretilerek Avrupa ve Çin'in pazarlarının ele geçirilmesi planlanmaktadır.
Gelişen Türkiye'nin dostları, düşmanları ve rakipleri, doğal olarak değişmektedir.
Önümüzdeki dönem, Türkiye'nin de dostlarını, düşmanlarını ve rakiplerini yeniden tanzim etme zamanıdır.