CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Arap Baharı'nın AK Parti kongresine yansımaları

Eklenme Tarihi 02 Ekim 2012
Transatlantik Eğilimler 2012 Araştırması sonuçlarını önceki haftalarda çıkan bir yazımızda açıklamıştım. Türkiye halkının iki eğilimi gelecek yıllarımız için anlamlı hedefler gösteriyordu.
Eğilimler Türk halkının Avrupa Birliği'nden soğuduğunu ve Ortadoğu-Yakın Asya ile daha çok işbirliğini tercih edildiğine işaret ediyordu.
Türk halkının şaşmaz duygu ve düşüncelerinin ne kadar yerinde olduğunu tescilleyen bir gelişme Ak Parti kongresinde yaşandı. AK Parti'nin 4. Olağan Büyük Kongresi'ne ağırlıklı olarak Ortadoğu ülkeleriyle Türkî cumhuriyetlerden 200'e yakın yabancı konuk katılması dünyanın nereye doğru evirildiğini gözler önüne serdi.
Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, Kırgızistan Devlet Başkanı Almazbek Atambayev, Irak Meclis Başkanı Usame Nuceyfi, Sudan Devlet Başkan Yardımcısı Ali Osman Muhammed Taha, Irak Cumhurbaşkan Yardımcısı Tarık Haşimi, Irak Federal Kürdistan Bölgesel Başkanı Mesud Barzani, Pakistan Eyalet Başbakanı Şahbaz Şerif, eski Pakistan Başbakanı Yusuf Rıza Gilani, Tunus Nahda Hareketi Lideri Raşit el Gannuşi, Filistin Hamas Lideri Halid Meşal, Türkiye'ye geldiler.
Bu isimlerin Ankara'ya gelmeleri, Türkiye'yi 10 yıldır yöneten bir halk iktidarı toplantısına katılmaları çok yönlü mesajlar içermektedir.
Dünyanın kalbi, Ortadoğu-
Yakın Asya'da
atmaktadır. Bu bölge, "Osmanlı hinterlandı" olarak da adlandırılmaktadır. Söz konusu olan, Osmanlı Devleti'nin yeniden kurulması anlamında değildir. Önemli olan güçlü bir ekonomik ve siyasi birliğin tesis edilmesidir. 21. yüzyıla damgasını vuracak bir birliğin öncülüğünü yapabilecek Türkiye'dir.
Ak Parti kongresine katılan isimler, bu birliğin oluşabileceğinin somut göstergesidir. Bugün Müslüman-Arap dünyasındaki olup bitenleri İslâmî bir hareket çerçevesinde değerlendirmek mümkün değildir. Ortada yönlendirici İslâmî bir liderlik de yoktur. Fakat bu dünyanın önünde Türkiye, takip edilebilecek bir örnektir.
Yeni Bir Dünya Mümkün mü?
Doğu-Batı Araştırmaları enstitüsü Başkanı, Ortadoğu uzmanı Ömer Özkaya, gelişmeleri Takvim okurları için analiz etti: "İngiltere Başbakanı David Cameron'ın, Nisan 2011'de, Pakistan ziyareti sırasında "Dünyanın pek çok sorununun arkasında İngiltere var" sözü belki de herşeyi izah ediyor. Çünkü dünyanın en sonu gelmez gerilimlerinin eski İngiliz koloni ya da manda bölgelerinde yaşanması tesadüf olmasa gerek.
Dünyaca ünlü analist Finian Cunningham da "Tanıklık ettiğimiz ama ilk bakışta birbirinden ayrışmış gibi görünen tüm çatışmalarda tek bir sistemin ektiği şiddet tohumlarına rastlıyoruz: İngiliz sömürgeciliği ve onun mezhepçiliğinin kötü amaçlara hizmet edecek şekilde kullanılması.
Bu, yıllardır İngiliz yöneticilerin yarattığı bir durum olup, insanların yaşantıları İngilizlerin "avcı" misali tasarladıkları kriminal bir tarihin mirası altında eziliyor." diyor.
İngilizlerin kötü yönetim ve sömürü mirası, en çok Orta Doğu bölgesinde kendisini hissettiriyor.
Yapılması gereken, tarihi, "geçmiş bir olay" olarak düşünmemek; bugünün dünyasında çatışmaların kökenlerini anlamaktır.
The Guardian yazarı Seamus Milne, "Nasıl Avrupalı güçler imparatorluklarını Hristiyan Batı medeniyetini yayma arkasına sığınarak kurdularsa, şimdi de çağdaş liberal emperyalizm, insan hakları bayrağını açıyor'' diyerek yeni emperyal oyunlara karşı bizi uyarıyor.
Halihazırda 200'ün üzerinde mevcut ve eski başbakan ve devlet başkanı, Amerikan üniversitelerinden mezun olmuşlardır. İçlerinde Tony Blair, Margaret Thatcher, Gerhard Schroeder, Mikhail Saakaşvili ve Victor Yuşenko gibi isimlerin yanı sıra, Suudi hükümetinin 80 üyesi ve Kenya parlamentosunun 75 üyesi ABD mezunudur. ABD yıllardır, İngiltere'nin yerine oynamaktadır ancak ordulara ihtiyaç duymadan, diğer milletleri uzaktan idare etmesini en iyi bilen devlet İngiltere'dir.
Coğrafya kaderdir ve Rusya'nın soğuk, donmuş Sibirya'dan, sıcak denizlere inme ihtiyacı, Ruslar ve Türkleri, daima savaştıran şeydir.
Bugüne kadar, Türkiye'de ülkenin güvenliğini sağlamanın ideolojinin korunmasıyla mümkün olacağı sanılıyordu. Şimdi bu yanlış düşünce, direnenlere rağmen, hızla değişmekte, Türkiye, kurulacak yeni dünyanın mimarları arasında bulunma yolunda ilerlemektedir.


SONUÇ: Ak Parti kongresine gelen, Müslüman ve Arap ülkeleri temsilcileri, dünyayı bölerek yönetmeye çalışan küresel güçlere karşı, Türkiye'yi sarmalayarak, çok güçlü bir mesaj vermişlerdir. Bu yeni dengelerin de işaretidir.