Oturmuş kurumlarıyla, çağa uygun zihniyetiyle, zamanın ruhunu iyi okuyan siyasi ve askeri kadrolarıyla bir ''Demokrat Türkiye'' treninin yolunu gözlüyorduk. Nihayet o tren göründü. Bu trenin en büyük ihtiaçları Başbakan'la uyum içinde çalışan bir Genelkurmay Başkanı. Seçilmiş bir Başbakan'ın otoritesi altında yürüyen askeri ve ekonomik konsept, darbecilik zihniyetinden süratle uzaklaşan bir ordu.
Türkiye, bu özlenen noktaya ancak 2007'lerden sonra gelebildi.
2013'lerde bu özlenen tablonun neleri sağladığını hep birlikte görüyoruz. Barış sürecinden Suriye'ye, Kuzey Irak'tan Somali'ye kadar, Ankara zirvelerindeki uyumun sağladığı limanlarda dolaşıyoruz.
Zirvelerdeki uyumun bir anlamlı sonucu Salı günü şekillendi.
Başbakan Tayyip Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, Salı günü başbakanlık konutunda baş başa bir görüşme yaptılar. Yüksek Komuta Heyeti'nin geleceği konuşuldu. Bu görüşme, geleceğin "Cumhurbaşkanı-Başbakan-Genelkurmay Başkanı'' kompozizasyonu açısından hayırlara vesile olacak şekilde sonuçlandı.
Yüksek askeri şura toplantısı başladı.
Bu yıl orgeneralliğe birinci sıradan yükselecek komutan, 2019-2021'in genelkurmay başkanı olacak.
Dört isim üzerinde duruluyor. İkisi orgeneral olacak.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Salih Zeki Çolak, Harp akademileri komutanı Raif Akbaş, Genelkurmay istihbarat başkanı Yaşar Güler, Milli Savunma Bakanlığı müsteşarı Ümit Dündar.
Bu dört isimden hangisi birinci sıradan çıkarsa, 2019'a kadar sırasıyla önemli noktalarda görev yapacak. Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı, Ordu Komutanlığı, Genelkurmay İkinci Başkanlığı, Kuvvet Komutanlığı yaptıktan sonra 2019'un Genel Kurmay Başkanı olacak.
Cumhuriyetimizin yüzüncü yılına yürürken, tablo şöyle:
Orgeneral Necdet Özel, 2015 yılı ağustos ayına kadar Genelkurmay Başkanı olarak devam edecek.
2015-17 yılları arasında, Genelkurmay'a, bu yıl kara kuvvetleri komutanı olacak Bekir Kalyoncu geliyor.
2017-2019 yılları arasında en ağırlıklı isim Orgeneral Hulusi Akar (Akar, şu anda genelkurmay 2'inci başkanı) 2019-2021 arasında, yukarıda ismini sıraladığım komutanlardan, Çolak, Akbaş, Güler veya Dündar'dan birisi gelecek.
"Demokrat Türkiye"
Yukarıda bahsettiğim, "Başbakan-Ordu'' uyumunun, BÜYÜK TÜRKİYE için ne anlam ifade ettiğini biraz daha açmak istiyorum.
Türkiye, özlenen noktaya kolay gelmedi.
10 yıllık iktidarı döneminde Başbakan Erdoğan, hem Türkiye'deki sağı hem de vesayetin temel 'ideolojik aygıtlarından' olan orduyu bir restorasyona tabi tuttu.
Son iki yıldaki değişime dikkatle bakılırsa, gerek ekonomik krizler gerekse Kürt Siyasal Hareketi'nin ulaştığı düzey gerekse de Orta Doğu'da değişen ve gelişen yeni denge ve süreçler Başbakan Erdoğan ve Necdet Özel tarafından iyi okunmaktadır.
Çok partili demokrasi hayatımızın 63 yıllık serüveninde, dört defa darbe yapmış, bilinen ve bilinmeyen birçok darbe teşebbüsünde bulunmuş ordumuz, Necdet Özel'in genelkurmay başkanı olmasından beri büyük bir değişim ve dönüşüm göstermektedir.
Son olarak, TSK'nin iç hizmet kanunundaki 35. maddenin kaldırılması, büyük değişimin önemli virajlarından birisinin daha geçilmesi anlamındadır. Değişmeden önceki 35. madde Silahlı Kuvvetlere:
"Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti'ni kollamak ve korumak" görevi veriyordu. Yapılan değişiklikle ordumuzun görevi şöyle tanımlanıyor:
"Ülkeyi yurtdışından gelecek tehdit ve tehlikelere karşı koruma. Uluslararası barışın sağlanmasına yardımcı olmak."
SONUÇ: Etrafımızdaki kara bulutlar kimseyi kuşkuya düşürmesin. Büyük Türkiye, hükümetiyle, ordusuyla, dinamik işadamları ve genç kuşaklarıyla, 2023 hedefine emin adımlarla yürüme azmindedir.