CANLI YAYIN
BEKİR HAZAR
BEKİR HAZAR

Maalesef attan düşünce öpüşüyorlar

Eklenme Tarihi 01 Ağustos 2013
Yıllar önceydi.
Çekoslovakya henüz dağılmamıştı.
Hala komünist bir rejim hakimdi ülkeye.
İşte böyle bir ortamda Prag'da dolaşıyorduk.
Fenerbahçe'nin Avrupa Kupası maçı için gelmiştik.
Gazeteci olarak takip ediyorduk.
Bir kafeye oturduk gazeteci arkadaşlarla.
Sohbet muhabbet derken, yan masadan katılanlar oldu bize.
Doğu Almanya'dan gelen turistlerdi.
Ve Komünist baskıcı rejimle yönetiliyordu
utanç duvarıyla bölünen öteki Almanya.
Doğu Almanya'dan gelen turistlere sorduk;
"Neden Prag, niçin buraya geldiniz?
Neden Antalya, Bodrum, İtalya, İspanya kıyıları değil."
Cevabı çok kolaydı; "Bizdeki baskıcı rejim bırakmıyor.
Sadece komünist ülkelere gidebiliyoruz.
Onun dışında bir ülkeye gitmek yasak."
Bize çok ilginç gelmişti.
"Nereye git diyorlarsa sadece oraya gidebilmek....
Gitme denilen yere asla uğramamak."
Nasıl bir duyguydu bu acaba?
Aslında bu sorunun da cevabını bilen bir ülkeyiz.
Yıllardır Türkiye'de birileri bizi yönetti.
Tıpkı komünist ülkelerde olduğu gibi baskıcı ve totaliter bir yönetimdi bu.
Bürokrasiye hakim bir güç vardı.
Kim iktidara gelirse gelsin, yöneten derin bürokrasiydi.
Anayasa mahkemesi google iddiaları ile bile kapatma davası açabiliyordu.
Birileri çok rahat "Höt" diyebiliyordu.
"İktidarız" diyen yönetenler aslında iktidarsızdı.
Güç derin yapınındı.
Derin yapıyı kuranlar da parayı yöneten ailelerdi.
Onları kurucu ve para yöneticisi yapanlar da Londra-Tel Aviv merkezli odaklardı.
Masonik bir yapı vardı bürokrasinin her yerinde.
Güç odakları kendi halkını fişliyordu.
Kendi halkını bölüp parçalıyor, öteki mahallelere ayırıyor,
sonra içlerinden tehlikeler uyduruyordu.
O uydurulmuş tehlikelerle korkutulan bir toplum oluşturuluyordu.
Yani biz bizle uğraşır hale geliyorduk.
Büyük ülkeler enerji hatları için burnumuzun dibine kadar okyanus ötelerinden gelirken,
biz burnumuzun ucunu göremez hale getiriliyorduk.
Tıpkı komünist ülkelerde olduğu gibi dışarıya çıkış yoktu.
Kendi içinde yaşayan, yaşatılan bir toplumduk.
Küresel sermaye vahşi kapitalizm atına binmiş,
komünizm kırbacı şaklatıyordu bu ülkede yıllardır.
Son yıllarda Türkiye inanılmaz değişti, müthiş bir büyüme yakaladı,
ülkedeki Berlin duvarlarını yıktı.
Ve dahası Osmanlı'nın güneydeki son sınırı
Somali'ye kadar giden ve kucaklayan bir ülke oldu.
Küresel sermaye ve onun yerli işbirlikçilerini attan düşürdü.
Kırbaç artık Türk halkının elinde.
İşte attan düşmüş olanlar bugün tekrar kırbacı almak istiyor.
O yüzden solcuların yanında bugün dünya teamüllerine aykırı da olsa sermaye yürüyor.
Kolkola ve omuz omuza sermaye ile Türkiye solu.
Küresel sermaye meydan okuyor;
"İstiyorsam en komüniste sermayeyi,
sermayeye en solcuyu bile öptürürüm"
diye.
Ve attan düşüyorlar.
Öpüşüyorlar.
Maalesef attan düşünce böyle oluyor.
Böylesi görülmedi dünyada!!!