CANLI YAYIN
BEKİR HAZAR
BEKİR HAZAR

Kefen ve etek

Eklenme Tarihi 04 Kasım 2014
Balkanlardaydık dört gün boyunca sevgili Ergün Diler'le.
Üsküp'te, Ohri'de, Jupa'da, Gotzivar'da, Saraybosna sokaklarında Türkiye sevdasını, son yıllarda coşan Osmanlı ruhunu hücrelerimize kadar hissettik.
Üsküp Türk çarşısında gezerken, yolda yürüyemedik adeta.
Akın akın yanımıza geldiler insanlar, "Emanete ihanet etmedik, dedelerimizin bize bıraktığı yerlerden tüm zulümlere karşın kaçmadık" diye haykırdılar.
TENİ TÜRKİYE algısı ve coşkusunun dağ olup taştığını, çığ olup tüm Balkanları sardığını hayretle gördük. Tam 100 yıl önce koca imparatorluğu parçalara ayıran güçler, bu ülkede öyle bir sistem kurmuşlardı ki, adeta uyutulmuştuk. Sistem, ülke dışına çıkmayı, 100 yıl önceki topraklarda kalanlarla kucaklaşmamızı engelliyordu.
Bizi yıkıp kuranlar, kedimizle çatıştırıp, bizi bizle kırıyordu. Dışarıya göz atacak hal ve mecal bırakmıyordu.
Kendi insanını tehlike olarak gören ve kendi insanlarının peşine AJANLAR takıp fişleyen bir memleket haline getirilmiştik.
Tarihimizi de toprağa gömüp, tüm bağlantılarımızı HİTİT UYGARLIĞI'nı yutturarak kesmişlerdi.
İtalya'nın Manzori dağları eteğindeki Moena köyünden bile habersizdik.
2.Viyana kuşatmasında yaralanan bir Osmanlı askeri bu köye geliyor ve tedavi ediliyordu.
O sırada DÜK askerleri gelip o köyden haraç topluyordu.
Köylüyü soyup soğana çeviren DÜK'e karşı işte o Osmanlı askeri başkaldırıyor, köylüleri de yanına alıp soygunu engelliyordu.
Öyle sevdiriyordu ki kendisini, ona İtalyan bir eş verecek kadar bağırlarına basıyordu Moena sakinleri.
Kışın 14 bin nüfusa çıkan köyün adı yüzyıllardır "La Turchia" diye anılıyordu.
Her yıl o köyde ağustos ayında Osmanlı askeri anısına festival düzenleniyor, herkes Osmanlı kıyafetleri ile sokağa dökülüyor.
Yaralı olarak gittiği bir köyde bile tek başına zafer kazanan ve LİDER çıkaran bir ecdadın torunlarıyız biz.
Ama dedik ya bize Manzori dağlarındaki La Turchia köyünü anlatacak bir tek öğretmen yetiştirmediler bu ülke toptaklarında.
Fatih Sultan Mehmet'in Roma sarayına soktuğu AJAN'ı anlatacak bir tek eğitimcimiz yoktu. Sultan Abdülhamid'in Vatikan'a PAPAZ olarak soktuğu AJAN'dan haberi olan varsa beri gelsindi.
Öyle bir ülke kurmuşlardı ki, MİT'te görev alan ajanları bile maaşlarını CIA ve MOSSAD'dan alıyordu yıllarca.
Zaten her yanımız gönüllü olarak İngilizlere, Almanlara, İsrail'e, Amerika'ya çalışan yerli ajanlarla doluydu.
Yurtdışından gelenleri de cabasıydı.
Tam bir AJANLAR ülkesi olmuş, içeride kazan kaynatanların oyuncağı haline gelmiştik.
Türkiye artık kendi istihbarat elemanlarının maaşlarını kendi ödüyor.
Ülkeye barışın hakim olması, dış tehditlerin tek gündem olması için 100 yıldır ilk defa bir fırsat yakaladı. Ortadoğu'da gönül bağları kurmak isteyen halklarla, Rumeli dediğimiz Balkanlarda TÜRKELİ'ni bekleyenlere ilk defa bu kadar yakından ulaşmaya aday bir devlet haline geldik. "Dikkat Sınav Var" diye bir kitap çıktı piayasaya.
Okullarda sınavlarda yöneltilen sorulara verilen ilginç cevaplar derlenmiş. "Cumhurbaşkanı'nın görev ve yetkileri nelerdir" sorusuna "Açılışlara katılmak" diye cevaplar veren bir nesil yetiştirmişiz.
İlk defa bu sindirilmişliği yıkacak bir Cumhurbaşkanı dönemi yaşıyoruz.
İçerideki yabancı sevdalısı gönüllü ajanların iç barışa darbe vurma çalışmalarını bitirme noktasına ilk kez bu kadar yakınız.
İnşallah TÜRK ajanların sadece ülke çıkarlarının olduğu başka ülkelerde cirit attığı günleri göreceğiz.
Amerika binlerce ajanı Ortadoğu'da olmasına rağmen önceki gün karar aldı.
Bölgeye 500 Ajan daha gönderiyor.
İngiliz, Alman, İsrail istihbaratları zaten hem Ortadoğu'da hem de bu ülkede dorukta olan çıkarları gereği cirit atıyor. "Çözüm süreci için kefen giydim" diyen Türkiye Cumhurbaşkanı'nın yabancı ajanlara etek giydireceği günler yakındır!!!
NOT; Sevgili Süleyman Çakmak, bize hiç anlatılmayan Osmanlı Akıncıları için kolları sıvadı, belgesel filmler çekiyor.Milli Eğitim Bakanlığı'nın da dedelerimizin destanlarını anlatan müthiş olayları tarih kitaplarına detaylarıyla koyacağı günleri dört gözle bekliyoruz.