Ben ettim.
Oturduk çay içtik Burhan Aytekin ile.
Yıllardır Mehmet Ali Önel ile çalışıyor.
Deşifre programının yapım koordinatörlüğünü yapıyor.
İlaç sektöründe yolsuzluklara dalmış bir gün Burhan.
Son kullanım tarihi geçmiş kanser ilaçlarını…
PKK topluyormuş.
3000 liralık ilacı 1500 liraya Türkiye'de…
Piyasaya sürüyormuş.
İlaç diye zehir satılıyor yani.
Burhan PKK'ya çalışan çeteye sızmış.
Hepsini haber yapıp yakalatmış.
İşte o PKK'lılar daha sonra itirafçı olmuşlar.
Serbest kalmışlar.
Üç PKK itirafçısı kalkmış Burhan'ın evinin tam karşısında…
Eczanede çalışmaya başlamış.
Üç ay…
Tam üç ay her gün onlarla göz göze gelmiş Burhan.
Yakalattığın kişilerle…
Her gün aynı sokakta yaşamak…
Tuhaf bir duygu yahu.
Ben olsam hemen taşınırdım.
Dedim ya deli bu Burhan.
Zaten bir gün de Manisa'daki..
Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne…
Yani bizim deyimle tımarhaneye kafayı takmıştı.
"Delirme" moduna girmişti.
Kendini deli diye işte o hastaneye yatırtmıştı.
Başhekimin karşısına çıkarıldığında…
"Neyin var, ne istiyorsunuz" diye sormuşlar.
Deli numarası yapacak ya..
"Bana karı bulun lan…
Para da istiyorum" demiş.
Masadaki kitaplara tekmeyi falan da vurmuş.
"Tamam tamam bu acil vaka" demişler.
Atmışlar içeri.
Ellerinden zincirlenen hastalara…
Yerlerde yatırılanlara…
Pis ve iğrenç ortamlara tanıklık etmiş o dönemde.
Üzerindeki gömleğin içine gizli cep yapıp…
Bir de telefon sokmuş içeri.
Çivici katille koğuş arkadaşı olmuş.
Ancak garibim bilmiyor tabii ki.
Şiddete eğilim olabilir diye…
O hastanelerde kallavi bir iğne yapıyorlar.
"En az yarım metreydi" diyor Burhan.
Abartıyor mu bilmiyorum.
İğneyi yemiş.
Bütün vücudu uyuşmuş.
Meğer kısmi felce sokuyormuş o iğne.
Kilitlenmiş.
Çekimleri tamamlayamadan…
Hastaneden kaçmaya karar vermiş.
Çıkmak zor tabi.
Bir hemşirenin yanına gitmiş sürünerek.
"Ölüyorum ben, fenayım, iğne yaptılar" demiş.
"Ben gazeteciyim" diye eklemiş.
Hemşire gülerek yüzüne bakmış ve;
"Evet evet anlıyorum sizi gazetecisiniz.
Ben de zaten İngiltere Kraliçesi Elizabeth'im" diye cevap vermiş.
Arkadaşları kaçırmış onu.
"İşi bitiremedim yarım kaldı" diyor Burhan.
Neyse ki birkaç ay sonra…
Adana'daki akıl hastanesinde…
Uyuşturucu satıcıları ve ölümleri haber yapmış da…
Rahatlamış.
"Yoksa" diyor…
"O iğneyi haybeye yemiş olacaktık."
İşte böyle bir deli Burhan.
Zaten boşuna dememişler;
"Akıllı adamdan gazeteci olmaz.
Bu mesleği yapmak için deli olmak lazım" diye.
"Nasıl gazeteci oluruz" düşüncesi taşıyanlara…
Bizim Deli Burhan'ı anlatmak en güzel cevap sanırım.