Kıvanç Tatlıtuğ'un arabasının önünü bugüne kadar kızlar keserdi… Hatta Arap dünyasından ülkemize gelen kral kızları prensesler bile "Acaba Kıvanç'la yollarımızı nasıl kesiştirsek" diye gizli randevu talep ediciler tutardı…
Aracı koyardı…
Önceki gün travestiler yolunu kesmiş nam-ı diğer Behlül'ün…
İçlerinde aracısız "Seni istiyorum Kıvaanç" diye bağıranlar varmış…
Geçmişte olsa böyle bir konu çok tartışılırdı…
Ancak diziler her şeyi sıradanlaştırdı…
Bihter-Behlül-Fatmagül nesli diye bir şey çıktı ortaya …
Bazen kendi gözlüğümle bakıp sert açıklamalar yapıyorum…
Hata ediyorum…
Belki de yaşlandım ondandır…
Dizikolizmin tutku ötesine dönüştürdüğü Türkiye'de en marjinal uçuk senaryo yarışları her şeyi basitleştirdi… Birçok insanı "Ne var bunda durumuna" getirdi…
Kaset skandalıyla boşalan CHP liderliğine geçen Kemal Kılıçdaroğlu bile dün burada yazdığım gibi "Ne var bunda belgesel değil ki dizi" diyordu Aşk- Derun Muhteşem Yüzyıl'a…
Cüneyt Özdemir dün köşesinde şu soruyu yöneltiyor; "Diyelim günün birinde CHP'nin bir genel başkanı (Hadi Atatürk olmasın) hakkında bir dizi çekilmeye karar verilsin. O dizide siyaseti miyaseti bir kenara koyup sadece aşk-meşk ilişkileri anlatılsa, kızanlara da 'Yahu neden kızıyorsunuz altı üstü bir dizi abartmayın' deseler ne hissedersiniz.. Kızmak yok!
Özgürlük anlayışınızın çifte standardı bu soruya vereceğiniz ama sayısında gizli"…
Kemal Kılıçdaroğlu için olay sırdanlaşmış "Dizi yahu" diyecektir herhalde. Çünkü dönüş yapamayacağı cümleyi çıkardı ağzından artık.
Ancak ben onu da eleştirmiyorum…
Çünkü dizi beyinli düşünce üretenler mertebesine yükseldik çoğumuz.
Sokakta hayranlar "Seni seviyorum" diye bağırırken artık kameralar önünde "Seni istiyorum" rahatlığına taşındı. "Ne var işte yahu adamı canı istiyor" noktasındayız artık…
Ahmet Hakan Coşkun için Padişah İbrahim'e "Deli" denmesi ile sultanın yatak odasında 48 saat seviştirilmesi aynı gibi gelmiş…
Basit ve sıradan yani.
Kalkmış beni "Ti" ye alıyor…
Belki de bu cinsel reyting çığırtkanlığından doğan dizi hortlaması yüzünden her şeyin sıradanlaştığı hayatımıza bakarsak Ahmet Hakan sonuna kadar haklı…
Ben mantıksız noktada tıkanıp kalmış "Ti"ye alınacak bir zavallıyım…
Sonuçta Türkiye'de yaşamlar ve ilişki anlayışları dizi dizi değişiyor.
Ayşe Arman bir kadın olarak çıkıyor merdiven altındaki ilk öpüşmesini yazıyor.
Bekaretini sevgilisinin doğum gününde törenle nasıl verdiğini okurlarıyla paylaşıyor…
Kadınlar için geçmişte bunları bırakın yazmayı, konuşmak bile zordu…
Ancak kadınlar cinsel deneyimlerini yazıyor artık Türkiye'de…
Erkekler hala korkak…
Belki yakında erkekler de başlayacak "Akşam şöyle götürdüm, şununla böyle beraber oldum" diye ballıkaymaklı- cevizli yazmaya…
Ve ilk yazan belki de patlayacak piyasada…
Sonra yarışa girecek herkes…
Onun için marjinallikten geçiş yapıp sıradanlaşan Ahmet Hakan'a kızmıyorum… Belki bir gün Nişantaşı'nda onun da önünü kesecek travestiler…
"Seni istiyorum Ahmet Hakaan" diye bağıracaklar…
O da ertesi gün yolda nasıl aşk teklifi aldığını yazabilecek yakın zamanda…
"Canı beni istemiş beni" diyecek…
Tebessümle okuyacağız…