İstanbul'da Foreks dolandırıcılığı soruşturmasında çarpıcı ifadeler! Şebekenin sistemi deşifre oldu: Para trafiği dosyada
İstanbul'da İsrail uyruklu yönetim kadrosuyla uluslararası Foreks dolandırıcılığı faaliyetini Türkiye'de yürüttüğü öne sürülen yapılanmaya ilişkin soruşturmada, 3 çalışanın yaklaşık 30 sayfalık ifadeleri dosyaya girdi. İfadelerde çağrı merkezlerinin çalışma sistemi, müşteri bilgilerinin temini, 200 bin avroluk mağduriyet iddiası, kripto para trafiği, nakit para sistemi ve operasyon sonrası şirketin adres ile unvan değişikliklerine ilişkin dikkat çeken ayrıntılar yer aldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunun koordinasyonunda yürütülen soruşturma kapsamında, Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde ifade veren 3 çalışan, görev yaptıkları şirketlerdeki işleyişe ilişkin bildiklerini anlattı.
Yaklaşık 30 sayfalık ifadelerde, hedef ülkelerin dillerine göre faaliyet gösteren çağrı merkezlerinden Ukrayna'dan temin edildiği belirtilen müşteri verilerine, çalışanlara verilen bonuslardan kripto cüzdanlarla yönetildiği tespit edilen para trafiğine kadar çok sayıda ayrıntı soruşturma dosyasına yansıdı.
İstanbul'da yürütülen Foreks dolandırıcılığı soruşturmasında, çalışanların ifadeleri ve adli bilişim incelemelerinde elde edilen bulgular dosyaya yansıdı. (Fotoğraflar: Takvim Foto Arşivi)
ÇALIŞANLAR 30 SAYFALIK İFADE VERDİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunun koordinasyonunda yürütülen soruşturma kapsamında, Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde 3 çalışanın ifadelerine başvuruldu.
Yaklaşık 30 sayfalık ifadelerde çalışanlar, görev yaptıkları şirketlerdeki çalışma düzeni ve kendilerine verilen görevlerin yanı sıra şebekenin işleyişine ilişkin bildiklerini anlattı.
Çalışanlardan Hümeyra Doğaner, Almanca bildiği için Yakirox, Novella ve Maverick Medya gibi şirketlerde müşteri temsilciliğinden pazarlama müdürlüğüne kadar farklı görevlerde çalıştığını belirtti. Doğaner, dolandırıcılık faaliyetleriyle ilgisinin bulunmadığını ve yöneticileri tarafından tehdit edildiğini öne sürdü.
İstanbul'daki soruşturma kapsamında 3 çalışanın yaklaşık 30 sayfalık ifadeleri dosyaya girdi.
MUTFAK DIŞINDA TÜRKÇE KONUŞMAK YASAKTI
Facto Dış Ticaret bünyesinde mutfak personeli olarak çalışan ve emekli kuaför olduğunu belirten Murat Demirbaş da ifadesinde dikkat çekici iddialarda bulundu.
Demirbaş, kurum içerisinde mutfak ve yemek alanı dışında Türkçe konuşulmasının yasak olduğunu, çağrı merkezi çalışanlarının ise yalnızca hedef alınan ülkelerin dillerinde iletişim kurmasının zorunlu tutulduğunu söyledi.
Çalışma düzeninden şüphelenerek işten ayrıldığını belirten Demirbaş, sonrasında CİMER ve emniyete ihbarlarda bulunduğunu ifade etti.

200 BİN AVROLUK DOLANDIRICILIK İDDİASI DOSYADA
Sky Marketing ve Movimiento bünyesinde çalışan Mehmet Cemre Ketencigil ise ifadesinde müşterilere yalnızca uygulamanın kullanımını anlattığını savundu.
Ketencigil, 2021 yılında Ümit Bolat ve Özden isimli iki çağrı merkezi çalışanının Arif Yaman adlı bir kişiyi 200 bin avro yatırmaya ikna ettiğini anlattı.
Ketencigil'in beyanına göre Yaman, parasını çekmek istediği sırada kendisine kasıtlı olarak yanlış işlemler yaptırıldığını ve bu işlemlerin ardından hesabındaki paranın sıfırlandığını fark etti.
Ketencigil, mağdur Yaman'a e-posta göndererek yaşananları bildirdiğini ve lisans kurumlarına başvurmasını tavsiye ettiğini söyledi.

MAĞDURLA ALAY ETTİLER: "APTAL OLMASAYDI"
Dosyaya giren beyanlarda, mağdurun parasının sıfırlanmasının ardından bazı şüphelilerin Yaman hakkında "aptal olmasaydı" ifadelerini kullandıkları ve mağdurla alay ettikleri ileri sürüldü.
Ketencigil, mağdurun avukatıyla iletişime geçmesinin ardından Ümit Bolat, Özden ve İlker Hason tarafından tehdit edildiğini iddia etti.
Ketencigil ayrıca, "Özden" isimli kişinin evinin önüne kadar geldiğini kaydetti.

ŞİRKETİN KAĞIT ÜZERİNDEKİ PATRONU FARKLI, ASIL YÖNETİCİSİ FARKLI
Soruşturma dosyasındaki tespitlerde, ticaret sicili kayıtları ve resmî belgelerde Facto adlı şirketin patronu ve imza yetkilisi olarak İlhami İçingir'in göründüğü belirtildi.
Ancak dosyaya giren tespitlere göre şirketin asıl sahibinin İsrailli Amıt Ygal olduğu değerlendirildi.
Ygal'ın ardından en yetkili isim olarak Maksym Verzılov'un öne çıktığı, Stass Ness ile Azerbaycanlı "Tural" isimli kişinin de patron düzeyinde yöneticiler olarak çağrı merkezlerini yönlendirdiğinin belirlendiği kaydedildi.
ŞİRKETLERDEKİ YÖNETİMDE İSRAİL BAĞLANTISI TESPİTİ
Soruşturma kapsamında incelenen yapılanmanın İsrail bağlantısının tek bir isim veya şirketle sınırlı olmadığı yönünde tespitlere ulaşıldı.
Farklı dönemlerde kurulan şirketlerde İsrail bağlantılı Robert İlker Hason'un çağrı merkezi yöneticisi, Karolin Hason'un ise üst düzey yönetici olarak görev yaptığı belirlendi.
Dosyadaki tespitlerde, yapılanmanın temel yönetim kademelerinde İsrail bağlantılı kişilerin bulunduğu kaydedildi.

MÜŞTERİ BİLGİLERİ UKRAYNA'DAN SATIN ALINDI
Soruşturma kapsamında şebekenin İstanbul'dan başta Avrupa ülkeleri olmak üzere uluslararası ölçekte bir müşteri kitlesini hedef aldığı belirlendi.
Dosyaya giren tespitlere göre, kurbanlara ait kişisel veriler Ukrayna merkezli şirketlerden para karşılığında temin edildi ve elde edilen bilgiler çağrı merkezi sistemlerine aktarıldı.
Her çağrı merkezinin farklı ülkeleri hedef aldığı, çalışanların ise bildikleri dile göre hangi ülkeye yönelik arama yapacağının belirlendiği tespit edildi.

DAHA FAZLA DOLANDIRICILIK İÇİN BONUS SİSTEMİ
Soruşturma kapsamında, çalışanların daha fazla kişiyi sisteme dâhil etmelerini ve daha yüksek miktarda para yatırılmasını sağlamalarını teşvik etmek amacıyla bonus prim sistemi uygulandığı belirlendi.
Dosyadaki tespitlere göre bonus ödemeleri, finansal hareketlerin takip edilmesini zorlaştırmak amacıyla kripto hesaplar üzerinden gerçekleştirildi.

TELEFONLARDAN "EN YÜKSEK NET YATIRIM" LİSTELERİ ÇIKTI
Adli bilişim ekiplerinin çalışanlara ait telefonlarda yaptığı incelemelerde, personelin konuştuğu dillere göre sisteme dâhil edilen para miktarlarının listelendiği belirlendi.
Mayıs ayına ait verilerde, Hintçe konuşan bir çalışanın 330 bin 585 dolar, İngilizce konuşan bir çalışanın 250 bin 569 dolar, Arapça konuşan bir çalışanın ise 239 bin 882 doları sisteme soktuğunun kayıtlara geçtiği belirtildi.

"İSRAİLLİ PATRONUN ŞOFÖRÜ ARAÇLA YÜKLÜ MİKTARDA NAKİT PARA GETİRİYORDU"
Soruşturma kapsamında şirketin finansal hareketlerinin iz bırakmaması amacıyla banka kanallarının devre dışı bırakıldığı bir sistem kullanıldığı yönünde tespitler yapıldı.
Dosyadaki kayıtlara göre İsrailli patron Amıt Ygal'ın özel şoförü "Sait", araçla iş yerine gelerek kasa içerisinde yüklü miktarda nakit para taşıdı.
Çalışanların maaşlarının da bu nakit kasalardan karşılandığı ve İdari İşler ve Finans Müdürü Ezgi Nur Çolak tarafından elden dağıtıldığı kaydedildi.
Söz konusu ödemelerin resmî kayıtlara banka hareketi olarak yansımadığı tespit edildi.

PARA TRAFİĞİNDE KRİPTO CÜZDANLAR KULLANILDI
Soruşturma dosyasındaki incelemelerde, elde edilen paraların aklanması ve transferinde kripto varlıkların önemli bir rol oynadığı belirlendi.
Şebekeye ait şirketlerin kripto hesaplarının Ümit Bolat ve yanında çalışan Doğukan isimli kişi tarafından yönetildiği, elde edilen paraların ise kendi şahsi kripto cüzdanlarına aktarıldığı kaydedildi.
Mali trafiğin izini zorlaştırmak amacıyla uluslararası bir kripto ağından yararlanıldığı tespit edilirken şirketlerin Dubai, Kıbrıs ve Ukrayna bağlantılı kripto para hesapları üzerinden işlem yaptığı belirtildi.
Ayrıca banka ve borsa denetimlerine takılmamak için yüksek miktardaki paraların "soğuk cüzdanlar" içerisinde muhafaza edildiği belirlendi.

OPERASYON KORKUSU ÇALIŞAN SAYISININ 650'DEN 400'E DÜŞMESİNE NEDEN OLDU
Benzer faaliyetler yürüttüğü belirtilen başka bir iş yerine 10 Mart'ta polis tarafından operasyon düzenlenmesinin ardından şirket yönetiminde panik yaşandığı öne sürüldü.
Dosyadaki tespitlere göre çalışanlar 3-4 gün boyunca ofise getirilmedi. Yaklaşık 650 olan çalışan sayısı kısa süre içerisinde 400'e düşürüldü.
Yaklaşık bir ay sonra durumun sakinleştiğinin düşünülmesi üzerine çalışan sayısının yeniden 600 civarına çıkarıldığı kaydedildi.
"POLİS GELİRSE NE DİYECEĞİZ?" MESAJI DOSYADA
Çalışanlardan Doğa Altunok'un telefonunda yapılan incelemede, operasyon dönemine ait WhatsApp yazışmaları da soruşturma dosyasına girdi.
10 Mart'taki operasyonun ardından çalışanların eşyalarını toplayarak ofisleri terk ettiği, özellikle finans biriminde büyük bir panik yaşandığı belirlendi.
16 Mart'ta ise çok sayıda departmanın tamamen boşaltıldığı tespit edildi.
13 Mart tarihli yazışmalarda çalışanların avukata, "Polisler gelirse ne demeliyiz, hepimizin ağzı bir olsun, nasıl en güvenli şekilde atlatırız bu durumu?" şeklinde mesaj gönderdiği belirlendi.

OPERASYON SONRASI ŞİRKET ADRESİNİ VE UNVANINI DEĞİŞTİRDİ
Operasyonun ardından işten ayrılmak isteyen bazı çalışanların istifalarının mayıs ayından haziran ayına kadar geciktirildiği belirlendi.
Bu süreçte şirketin, polis takibinden ve olası operasyonlardan kaçınmak amacıyla faaliyetlerine farklı bir adreste devam etmek için şirket adını değiştirdiği ve Park Plaza'ya taşındığı tespit edildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma kapsamında şirketlerin adres ve unvan değişikliklerini de incelemeye aldığı, bu adımların izleri kapatma amacı taşıyıp taşımadığının araştırıldığı belirtildi.
Haber: Ali Rıza Akbulut - Yunus Emre Kavak

