Alihan Kuriş soruşturmasında yeni dosya: Türkiye'yi 17'ye böldüler! Süleymancılar ve İmamoğlu ortaklığında merkez Almanya

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Alihan Kuriş soruşturmasında yeni ayrıntılar dosyaya yansıdı. Yapılanmanın Türkiye'yi 17 bölgeye ayırdığı, farklı faaliyet alanlarında komisyonlar kurduğu ve Almanya'daki VIKZ yapılanması üzerinden temaslar yürüttüğü öne sürüldü. Konuyu köşesine taşıyan Sabah Gazetesi Yazarı Mahmut Övür Süleymancılar-FETÖ ve Almanya üçgenindeki Ekrem İmamoğlu ve Yeni Parti'nin konumuna ilişkin dikkat çeken tespitlerde bulundu. Diyanet İşleri Başkanlığının 2018'de hazırladığı rapora değinen Övür, "Bu yapı tıpkı FETÖ gibi siyasetle de ilgili. Önce İyi Parti'yi sonra da Özgür Özel-İmamoğlu CHP'sini, bugün de Yeni Parti'yi desteklediklerini bizzat kendileri açıklıyor. Bu ilişkinin mimarının da "suç örgütü lideri" olarak yargılanan İmamoğlu olduğu konusu uzun zamandır kulislerde konuşuluyor." ifadelerini kullandı.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Alihan Kuriş soruşturmasında yeni dosya: Türkiye'yi 17'ye böldüler! Süleymancılar ve İmamoğlu ortaklığında merkez Almanya

Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Çelik koordinesinde derinleştirilen Alihan Kuriş Suç Örgütü soruşturması; yapılanmanın, 17 ayrı bölgeye bölündüğü ortaya çıkardı. Örgütün Türkiye'de dini propaganda yaparken Almanya'da takip ettiği farklı ajanda da deşifre oldu.

TÜRKİYE'Yİ 17 AYRI BÖLGEYE BÖLDÜLER

Örgüt Türkiye'yi 17 ayrı bölgeye ayırarak her bölgenin başına özel bölge sorumluları atadı. Tüm bu devasa yapının komuta merkezi ise İstanbul Ümraniye'de bulunan Gümüşsoy Sevim Kur'an Okutma Vakfı olarak belirlendi. Örgütün finansal, idari, hukuki ve manevi tüm kararları bu merkezden alınarak "Ulaklar" vasıtasıyla illere ulaştırıldı.

YAPI İÇİNDE 16 AYRI KOMİSYON KURULMUŞ

İncelenen yapılanmada 16 ayrı özel komisyon kurulduğu tespit edildi. Çamlıca Kitap Yayın, Personel, Ortaokul, İnşaat, Muhasebe, Ticari İşler, Teknik İşler, Hac ve Umre, İrşad Komisyonu, Mutfak Gıda Kermes, Kız Kursları, Lise, Üniversite, Daimi Grup ve Resmi İşler komisyonu olduğu öğrenildi. Daimi Grup Komisyonu'nun akımın kendi içindeki eğitim vermeyi düşündüğü adayları belirlediği, Resmi İşler Komisyonunun kamu kurum ve kuruluşlarıyla olan evrak takibini yaptığı, İrşad Komisyonunun ise manevi faaliyetlerin yönlendirilmesi ve denetimini yaptığı öğrenildi.

TİCARİ İMPARATORLUK VE KİLİT YÖNETİCİ KADROSU

Savcılık soruşturmasında, örgütün sadece dernek ve vakıf gelirleriyle yetinmediği, aynı zamanda büyük ticari ortaklıklar ve şirketler üzerinden muazzam bir finansal gücü kontrol ettiği saptandı. Sabah'tan Halit Turan'ın haberine göre, bu para trafiğinin başında ise Alihan Kuriş'in en yakınındaki isimler yer aldı.

Süleymancıların Almanya'da inşa ettirdiği merkez (Fotoğraflar Takvim foto arşivinden alınmıştır.)Süleymancıların Almanya'da inşa ettirdiği merkez (Fotoğraflar Takvim foto arşivinden alınmıştır.)

AKBACAKOĞLU BÜROKRASİ SORUMLUSU

Gözaltındaki Mehmet Akbacakoğlu'nun 'ticari-siyasi-bürokrat ilişkiler sorumlusu' olduğu, Türkiye'nin bilinen perakende markalarından Ayakkabı Dünyası'nın ortağı olan Akbacakoğlu'nun; örgütün ticari imparatorluğunu yönetirken aynı zamanda siyaset ve bürokrasi kanadında lobi faaliyetlerini organize ettiği belirtildi.

ALİHAN KURİŞ'İN KARDEŞİ FİNANS YÖNETİCİSİ

Hilmi Tuna Kuriş'in Alihan Kuriş'in kardeşi olduğu, yapının ticari şirketlerinin ve para akışının doğrudan aile içinde kalmasını sağlayan en kritik 'finans yöneticisi' konumunda yer aldığı, Kuriş'in asistanı ve sağ kolu olduğu öğrenilen Fahri Candemir'in Kuriş'in adeta gölgesi gibi hareket ettiği ve en gizli operasyonel talimatları ileten 'başdanışman' olduğu öğrenildi.

Yapılanmada muhasebe sorumlusu Mehmet Hilmi Molla'nın 'genel muhasebe sorumlusu' olarak milyarlarca liralık kayıt dışı bütçeyi, bankacılık sistemi dışındaki gizli transfer noktalarını ve para trafiğini yönettiği belirlendi. İletişim ve koordinasyon sorumlusu olan Nezih Murat Büyükgöze'nin ise örgütün şifreli haberleşme ağlarını ve birimler arası koordinasyonu sağlayan kilit konumda olduğu belirtildi.

'Hiyerarşik düzen sorumlusu' yapılan Metin Güder'in ise yapı içindeki disiplin, biat sistemi ve kurallara uymayanların cezalandırılmasından sorumlu kontrolör olduğu soruşturma dosyasına yansıdı.

"HAMAS'I LANETLEYEN" ALMANYA PROTOKOLÜ

Türkiye'de tabanına "cihat", "muhafazakarlık" ve "dini hassasiyet" propagandası yapan, hazine arazisinde kaçak inşa edilen Büyük Piyale ve Sadabat yurtlarının yıkılması üzerine hükümete adeta savaş açıp seçimlerde muhalif partileri destekleyen örgütün, Almanya'da tamamen farklı bir kimliğe büründüğü belgelendi.

Yapının, Avrupa'daki faaliyetlerini yürüttüğü ve 1973'te Köln merkezli olarak kurulan İslam Kültür Merkezleri Birliği'nin (VIKZ) 2023'te düzenlenen 50. kuruluş yıldönümüne bizzat Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier katılırken, örgütün Köln'de 17 bin metrekarelik arazi üzerine 70 milyon Euro'ya inşa ettiği lüks kompleksin temel atma töreninde de Alman yerel yöneticileri başköşede yer aldı.

Alihan Kuriş soruşturmasında yeni dosya: Türkiye'yi 17'ye böldüler! Süleymancılar ve İmamoğlu ortaklığında merkez Almanya-3

"HAMAS TERÖRÜNÜ KINIYORUZ" DEKLARASYONU

Bu sıcak temasların arkasında ise örgütün, Türkiye'deki muhafazakâr tabanından tamamen gizlediği şok bir taahhütname çıktı. Türkiye'de artan denetimler ve operasyonlar sebebiyle faaliyetlerini Almanya'ya kaydırmak istediği, bu amaçla Alman devletiyle ilişkilerini sıcak tutmak ve Avrupa'daki finansal merkezini korumak için imzaladıkları anlaşıldı.

Kuriş Örgütü yöneticilerinin, 16 Ekim 2023'te Düsseldorf'ta, Kuzey Ren-Vestfalya Bakanı ve Devlet Şansölyesi ile yapılan resmi görüşmenin ardından imzalanan ortak açıklamada; Kuriş Örgütü'nün Avrupa ayağı olan VIKZ yöneticilerinin şu skandal ifadeleri koşulsuz kabul ettiği belirlendi:
"Hamas'ın İsrail halkına karşı işlediği vahşetlerin koşulsuz olarak kınanması ve Hamas'ın rehineleri derhal serbest bırakması gerektiği konusunda fikir birliği vardır. Hamas'ın sokaklarımızdaki terörist saldırılarının kutlanmasına veya küçümsenmesine izin vermeyeceğiz. Hamas'ın dünya çapındaki Yahudi kurumlarına saldırma çağrısını en güçlü şekilde kınıyoruz."

TÜRKİYE'DE BAŞKA, AVRUPA'DA BAŞKA!

Türkiye'de tabanını kontrol altında tutmak için Alihan Kuriş'in "Peygamber Efendimiz ile doğrudan görüşerek kararlar aldığı" ve "Mehdi" olduğu yalanını yayan yapı, iş kendi menfaatlerine ve Almanya'daki 70 milyon Euro'luk merkezlerine gelince İsrail yanlısı ve Hamas karşıtı bildirilerin altına gözünü kırpmadan imza atıyor. Bu tarihi ikiyüzlülük, savcılık dosyasının en dikkat çekici uluslararası skandallarından biri olarak kayıtlara geçmiş durumda.

FETÖ GİBİ SİYASETLE İLGİLİ

Kuriş'in liderliğindeki Süleymancıların Almanya ve FETÖ ile olan bağını köşesine taşıyan Sabah Gazetesi Yazarı Mahmut Övür, "Bu yapı tıpkı FETÖ gibi siyasetle de ilgili. Önce İyi Parti'yi sonra da Özgür Özel-İmamoğlu CHP'sini, bugün de Yeni Parti'yi desteklediklerini bizzat kendileri açıklıyor." ifadelerini kullandı.

Almanya'nın örgüte destek verdiğini belirten Övür 16 Ağustos tarihli yazısında şu ifadeleri kullandı:

Süleymancıların lideri Alihan Kuriş ve yakın ekibine yönelik operasyon her hâliyle FETÖ'ye yönelik ilk dershane çıkışını hatırlatıyor. O günlerde CHP, bugün ise Yeni Parti hemen harekete geçti ve "siyasi operasyon" diye bağırmaya başladı.

Oysa durum sadece siyasi tercihle ilgili değil, ortada toplanan milyarlarca liradan, cemaat liderliğindeki "şüpheli" değişimden ve dış istihbarat örgütleriyle ilişkiden söz ediliyor.

Bu tablo, yeni bir FETÖ tehlikesinin yabana atılmayacağını gösteriyor. Bu konuda -tarihe dikkat- Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 2018 yılında hazırladığı "Dini-Sosyal Teşekküller Geleneksel Dini Oluşumlar ve Yeni Dini Yönelişler" başlıklı bir rapordan söz ediliyor ve oradaki şu tespitin altı çiziliyor:

Alihan Kuriş soruşturmasında yeni dosya: Türkiye'yi 17'ye böldüler! Süleymancılar ve İmamoğlu ortaklığında merkez Almanya-5

"FETÖ'den sonra en tehlikeli yapı."
Bu yapı tıpkı FETÖ gibi siyasetle de ilgili. Önce İyi Parti'yi sonra da Özgür Özel-İmamoğlu CHP'sini, bugün de Yeni Parti'yi desteklediklerini bizzat kendileri açıklıyor. Bu ilişkinin mimarının da "suç örgütü lideri" olarak yargılanan İmamoğlu olduğu konusu uzun zamandır kulislerde konuşuluyor. Bir cemaatin bir partiyi desteklemesi tartışılabilir ama burada tek sorun bu değil, işin parasal ve dış bağlantılar boyutu çok daha vahim. Ortak noktaları da aynı küresel merkezle yakın ilişkileri.

O merkezin adı da Almanya. Şaşırtıcı değil; çünkü Almanya hem bu dini cemaate hem de başından beri Ekrem İmamoğlu'na özel bir ilgi gösteriyor. Daha 2019'da yeni seçilen İmamoğlu'na Berlin'de Türk-Alman Dostluk Derneği tarafından geleneksel "Kybele Dostluk Ödülü" verilirken törenle ilgili şu notu düşmüştüm:

"Eski Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff'un ödülü verirken açık açık 'Müslüman-Alevi' ayrımı yapması salonda buz gibi bir hava estirdi."

Ama nedense Almanya'nın "Ali'siz Alevilik" projesi İmamoğlu'nun umurunda değildi. Aynı şekilde bugün de Almanya'nın Alihan Kuriş'e yol vermesi Yeni Parti'nin umurunda değil.

Şu tablo çok açık değil mi?

Süleymancılar, Almanya'da İslam Kültür Merkezleri (VIKZ) adı altında 1973'ten beri faaliyet gösteriyor. Bugün yüzlerce cami ve eğitim derneğine uzanan ciddi bir teşkilatlanmadan söz ediliyor. Fakat ilginç olan büyüklüğü değil, Alman devletinin bu yapıya yaklaşımı.

Alman iç istihbaratı Verfassungsschutz yıllarca Milli Görüş'ü, Ülkücüleri mercek altına aldı. Başka Türk ve Müslüman örgütler hakkında da raporlar hazırladı.

Alihan Kuriş soruşturmasında yeni dosya: Türkiye'yi 17'ye böldüler! Süleymancılar ve İmamoğlu ortaklığında merkez Almanya-6

Fakat Süleymancıların merkezi VIKZ, Alman iç istihbaratının radarına hiç girmedi. Daha da ilginci, Alman devleti bu yapıyı zaman içerisinde kurumsal muhatap haline getirdi, projelere dâhil etti.

Belki de en çarpıcı fotoğraf 2023 yılında Köln'de çekildi.

VIKZ'in 50'nci kuruluş yıldönümüne Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier bizzat katıldı. Merkezin çalışmalarına teşekkür etti.
Şimdi insan ister istemez soruyor: Alman devleti, bazı Türk-İslam kuruluşlarını güvenlik merceğinin altında tutarken VIKZ'e neden başka bir pencereden baktı?

Daha ilginci, Almanya'daki Süleymancı yapı yalnızca camilerden ve Kuran kurslarından ibaret değil. Gıda, seyahat, eğitim, nakliye, inşaat gibi çok sayıda alanda faaliyet gösteren onlarca şirketten söz ediliyor. Almanya'da dini usulle, özellikle hayvanın önceden sersemletilmediği kesim son derece sıkı mevzuata ve istisnai izinlere tabidir. Cemaat çevresindeki büyük gıda şirketlerinin bu alanda sahip olduğu izin ve imkânlar, yüz milyonlarca euroluk ticaret devlet tarafından tanınan istisnalarla aynı yerde buluşuyorsa, o zaman sormak gerekiyor: "Neden acaba?"

Dün FETÖ ihanetini yaşayan Türkiye, bu sorunun cevabını ararken, hem önleyici operasyonla "tabanı ibadet" olan cemaati uyarıyor, hem de kirli hesap yapanlara açık mesaj veriyor.

TAKVİM UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

Samet Baş
Samet Baş Takvim.com.tr Güncel

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler