Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında yeni perde... Kahramanmaraş'ta yetkisizlik kararı | Dosya artık Ankara’da
Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında 17 yıllık sır perdesi Ankara’da aralanacak. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, bazı şüphelilerin olay tarihinde başkentte görev yaptığını belirterek soruşturmayı Ankara’ya devretti. 190 klasörlük dosyada FETÖ’nün karanlık izi, radar kayıtlarındaki 4 dakikalık boşluk, helikopterden sökülen kritik cihazlar, karbonmonoksit şüphesi ve 12 saniyelik tehdit telefonu yeniden incelenecek.
Hızlı Özet Göster
- Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, BBP Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin 25 Mart 2009'da hayatını kaybettiği helikopter kazası soruşturmasında yetkisizlik kararı alarak dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına devretti.
- Yeni atanan Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Çelik'in ilk görev dosyası, 190 klasör soruşturma evrakı ve çok sayıda adli emanet içeren Yazıcıoğlu soruşturması olacak.
- Soruşturmada FETÖ'nün radar kayıtlarını karartma, GPS cihazlarını söktürme, yanıltıcı bilgi notlarıyla arama-kurtarma çalışmalarını sabote etme eylemleri delillendirilmişti.
- Adli Tıp Genel Kurulu'nun yeni raporunda Yazıcıoğlu'nun kanında yüzde 13,1 oranında karboksihemoglobin tespit edilmiş, helikoptere düzenek kurularak gaz enjekte edilmiş olabileceği iddia edilmişti.
- Olay anında helikopterin güzergahında HH721 kodlu askeri jetlerin kural dışı uçuş yaptığı ve FETÖ ile irtibatlı pilot Ali Armağan'ın Adil Öksüz ile yoğun telefon trafiği bulunduğu saptanmıştı.
Büyük Birlik Partisi Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yıllardır süren hukuki süreçte kritik bir gelişme yaşandı.
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, yürüttüğü soruşturmada yetkisizlik kararı alarak dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına devretti.
Kararda, soruşturma dosyasında yer alan bazı şüphelilerin olay tarihi itibarıyla Ankara'da görev yaptıkları vurgulandı. Delil toplama faaliyetlerinin ve soruşturma işlemlerinin Ankara'da daha sağlıklı yürütüleceği belirtilerek dosyanın başkentte ele alınmasına hükmedildi.

YENİ SÜREÇ BAŞKENTTE
Yetkisizlik kararının ardından dosyada yer alan belge, ifade, rapor, delil ve adli emanetler Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilecek.
Kararda, CMK'nın 12 ve devamı maddeleri uyarınca işlem yapıldığı belirtilirken dosyada ek olarak 190 klasör soruşturma evrakı bulunduğu kaydedildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, dosya kapsamındaki mevcut soruşturma evraklarını inceleyerek bundan sonraki süreçte izlenecek yol haritasını belirleyecek.

YENİ BAŞSAVCININ İLK KRİTİK DOSYASI
Yargı kararnamesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı makamına İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Aykut Çelik atanmıştı.
HSK Genel Sekreter Yardımcısı Ömer Örücü ile Ankara Cumhuriyet Savcısı Ahmet Akdeniz de başsavcıvekilliği görevlerine getirilmişti.
Yeni görevlendirmelerle birlikte Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Çelik'in önündeki en kritik dosyalardan biri, Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının hayatını kaybettiği şüpheli helikopter kazası olacak.

NEDEN ANKARA'YA GÖNDERİLDİ?
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan yetkisizlik kararında, dosyadaki bazı şüphelilerin olay tarihi itibarıyla Ankara'da görev yaptıkları belirtildi.
Bu nedenle delil toplama faaliyetlerinin ve soruşturma işlemlerinin başkentte daha sağlıklı yürütüleceği ifade edildi.
Cumhuriyet Başsavcılığının yer itibarıyla yetkisizliğine karar verilerek evrakın gereğinin takdir ve ifası için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine hükmedildi.

132 KİŞİLİK SORUŞTURMADAN 20 ŞÜPHELİYE
Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekileri taşıyan TC-HEK tescilli helikopter, 25 Mart 2009'da Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesi yakınlarında düşmüştü.
Kazaya ilişkin 132 kişi hakkında soruşturma başlatıldı. Bu soruşturmada 20 Haziran 2016'da "kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına" dair karar verildi.
Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesi ve Büyük Birlik Partisi'nin itirazı üzerine Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Mahkemesi, Nisan 2018'de şüphelilerden 20 kişi hakkında verilen takipsizlik kararını kaldırdı. Mahkeme, 112 kişi hakkında yapılan itirazı ise reddederek dosyayı Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığına iade etti.
Bu kararın ardından Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin ölümüyle ilgili 20 şüpheli hakkında yeniden soruşturma başlatıldı.

6 AYRI YERDE KEŞİF YAPILDI
Soruşturma kapsamında iki ayrı bilirkişi kurulu oluşturuldu.
Son oluşturulan bilirkişi kurulu, olayla bağlantılı 6 ayrı yerde keşif yaptı. Keşifler, dosyanın teknik yönünün yeniden ele alınması açısından kritik başlıklar arasında yer aldı.

KAZA MI SUİKAST Mİ?
25 Mart 2009'da meydana gelen helikopter kazasında Muhsin Yazıcıoğlu'nun yanı sıra Erhan Üstündağ, Yüksel Yancı, Murat Çetinkaya, İHA muhabiri İsmail Güneş ve pilot Kaya İstektepe hayatını kaybetti.
Olayın üzerinden geçen yıllara rağmen kazaya ilişkin soru işaretleri giderilemedi.
Dosyaya giren yeni beyanlar, bilirkişi raporları, teknik incelemeler ve FETÖ bağlantılarına ilişkin bilgiler, süreci sıradan bir kaza dosyasından çıkararak suikast şüphesi etrafında derinleştirdi.

FETÖ İZİ YENİDEN MERCEKTE
Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasıyla ilgili 2020 yılında KOM Başkanlığı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yeni bir soruşturma açılmış ve suikasttaki FETÖ izine ilişkin deliller dosyaya girmişti.
Ancak soruşturmanın ilerlemediği belirtilmişti.
Dosyanın Ankara'ya gönderilmesiyle birlikte FETÖ bağlantıları, arama-kurtarma sürecindeki şaibeler, radar kayıtları, helikopterdeki cihazların sökülmesi ve delillerin karartıldığı iddialarının yeniden ele alınması bekleniyor.

RADAR KAYITLARINDAKİ 4 DAKİKALIK KARANLIK
BBP Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve yanındaki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yürütülen soruşturmalara FETÖ gölgesi düşmüştü.
Dosyaya yansıyan bilgilere göre örgüt yöneticilerinin yargı ve emniyet içindeki hücreleri aracılığıyla dosyayı kapatmaya çalıştıkları, sahte bilgi notları yayarak arama-kurtarma çalışmalarını aksattıkları ve helikopterdeki kritik cihazları yok ettikleri belirlendi.
Kaza anına ait radar kayıtlarının kasıtlı olarak karartıldığı iddiası da dosyanın en kritik başlıklarından biri oldu.
Helikopterin düştüğü tahmin edilen 15.03 ile 15.07 saatleri arasında, bölgedeki radarların aynı anda "arıza" nedeniyle karardığı öne sürüldü.
Yıllar sonra bir subayın ihbarıyla söz konusu kayıtlara Erzurum Radar Mevzi Komutanlığı'ndaki bilgisayarlarda değil, bir CD'ye aktarılmış şekilde ulaşıldığı belirtildi.

KARBONMONOKSİT ZEHİRLENMESİ ŞÜPHESİ
Dosyada en çok tartışılan başlıklardan biri de karbonmonoksit bulguları oldu.
Adli Tıp Genel Kurulu'nun 30 üyesi, "kandaki karbondioksit oranının ölümden sonra da artabileceğini" savunan 2011 tarihli raporu oy birliğiyle tekzip etti.
Yeni raporda Yazıcıoğlu'nun kanında yüzde 13,1, pilotta yüzde 26,7 ve gazeteci İsmail Güneş'te yüzde 27 oranında karboksihemoglobin bulunduğu belirtildi.
Dosyaya yansıyan değerlendirmelerde, bu gazın helikoptere kurulan bir düzenekle enjekte edilmiş olabileceği iddiası gündeme geldi.
Bu tıbbi bulgular, sabotaj ihtimalini kuvvetlendiren başlıklar arasında yer aldı.
SAVAŞ UÇAKLARININ TÜRBÜLANS ETKİSİ
Soruşturma dosyasında olay anında helikopterin uçuş güzergahında "HH721" kodlu askeri jetlerin kural dışı uçuş yaptığı iddiası da yer aldı.
Söz konusu jetlerin helikopterin üzerinden geçerek oluşturdukları "blast etkisi" yani ani basınçla hava aracının düşmesine neden olmuş olabileceği değerlendirildi.
Jet pilotu Ali Armağan'ın FETÖ ile irtibatlı olduğu ve Adil Öksüz ile yoğun telefon trafiği bulunduğu saptandı.
Bu başlık, dosyadaki FETÖ bağlantısının en dikkat çeken teknik ayrıntılarından biri olarak öne çıktı.

GPS CİHAZLARINI SÖKTÜLER
Enkaz üzerindeki uçuş bilgilerini kaydeden kritik GPS ve kayıt cihazlarının, kaza kırım ekibinde yer alan askerler tarafından söküldüğü görüntülerle belgelendi.
Bu cihazları söken Aydın Özsıcak ve Davut Uçum'un, 15 Temmuz darbe girişiminde Başkan Recep Tayyip Erdoğan'a suikast timinde yer aldıkları ortaya çıktı.
Bu detay, Yazıcıoğlu dosyasındaki FETÖ bağlantısının en çarpıcı halkalarından biri olarak kayıtlara geçti.
YANILTICI BİLGİ NOTUYLA KURTARMA SABOTAJI
Arama-kurtarma sürecindeki en kritik şaibelerden biri de yanlış yönlendirme iddiası oldu.
Dönemin istihbarat amiri Dursun Özmen'in, arama-kurtarma çalışmaları devam ederken "Yazıcıoğlu'nun bacağı kırık, ambulansla hastaneye götürülüyor" şeklinde asılsız bilgi notu yaydığı belirlendi.
Bu bilgi notunun ekipleri yanlış yönlendirdiği ve arama-kurtarma çalışmalarını kritik saatlerde sekteye uğrattığı kesinleşti.

12 SANİYELİK TEHDİT TELEFONU
Dosyadaki en gizemli başlıklardan biri de 12 saniyelik telefon görüşmesi oldu.
Şahit ifadelerine göre, olaydan saatler sonra Yüksel Yancı'nın telefonu bir aramada 12 saniye boyunca açık kaldı.
Telefonu açan kimliği belirsiz kişinin, "Bu telefonu bir daha aramayın, başınız derde girer" diyerek tehditte bulunduğu iddia edildi.
Bu görüşme, olayın üzerindeki karanlık noktalar arasında yerini aldı.
FETÖ'NÜN DOSYAYI KAPATIN TALİMATI
Örgüt itirafçılarının beyanlarına göre FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, "Yazıcıoğlu dosyası tereyağından kıl çeker gibi kapatılsın" talimatı verdi.
Bu kapsamda 10 kişilik "mahrem imam" ekibinin yargıyı ve emniyeti yönlendirerek dosyayı örtbas etmeye çalıştığı deşifre oldu.
İtirafçıların anlattıklarına göre örgüt yöneticileri süreci değerlendirirken "Dosyayı kapattık. Tereyağından kıl çeker gibi hallettik." ifadelerini kullandı.
Cinayet soruşturmasının kilit isimlerinden FETÖ mensubu Kamil Bakum da tutuklanarak cezaevine gönderildi.
CESETLERİN YERİ DEĞİŞTİRİLDİ İDDİASI
Gizli şahit beyanlarına göre, Muhsin Yazıcıoğlu'nun koordinatların 150 metre uzağına sürüklenerek götürüldüğü öne sürüldü.
Vücudundaki darp ve travma izlerinin ölümden sonra oluştuğuna dair Adli Tıp raporlarının bulunduğu da dosyaya yansıyan iddialar arasında yer aldı.
Bu iddialar, kazanın ardından olay yerinde yaşananlara ilişkin soru işaretlerini daha da artırdı.
GÖRÜNTÜLER FETÖ BANKASINDA SAKLANDI
Yazıcıoğlu'nun ölüm öncesi ve sonrasına ait görüntülerin bulunduğu bir flash belleğin, FETÖ'ye ait kapatılan Bank Asya'daki şifreli bir kasada saklandıktan sonra Pensilvanya'ya götürüldüğü bilgisi soruşturma dosyasına girdi.
Bu iddia, dosyanın delil karartma boyutuna ilişkin en çarpıcı başlıklardan biri oldu.

AİLEDEN NET MESAJ: BU DOSYA VİCDAN MESELESİ
Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Selami Ekici, soruşturma dosyasının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesinin, Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının ihdas edilmesi ve delillerin yüksek seviyede olmasından kaynaklanabileceğini söyledi.
Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesi ve avukatları adına yapılan yazılı açıklamada da dosyada verilen yetkisizlik kararıyla soruşturmanın yeni bir aşamaya geçtiği ifade edildi.
Açıklamada, aradan geçen 17 yılda milletin vicdanını yaralayan olayın tüm yönleriyle aydınlatılamadığı ve dosya hakkında iki kez takipsizlik kararı çıktığı belirtildi.

"BU DOSYA HERHANGİ BİR ADLİ DOSYA DEĞİLDİR"
Aile ve avukatlar adına yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
"Verilen yetkisizlik kararı, dosyanın esasına ilişkin bir karar olmayıp soruşturmanın farklı bir yetkili makam tarafından yürütülmesine yönelik usulen bir işlemdir. Bu nedenle söz konusu gelişmeyi, gerçeğin ortaya çıkarılması yönündeki mücadelenin yeni bir aşaması olarak değerlendiriyoruz.
Şunu herkes bilmelidir ki bu dosya herhangi bir adli dosya değildir. Bu dosya, milletimizin hafızasında yer etmiş büyük bir vicdan meselesidir. 17 yıldır cevabı beklenen sorular vardır ve bu soruların üzeri usul kararlarıyla, zaman aşımıyla ya da sessizlikle örtülemez.
Bugün verilen karar bizim açımızdan sürecin sonu değil, gerçeğe ulaşma mücadelesinin devamıdır. Dün nasıl adaletin tecellisi için hukuk zemininde kararlı bir mücadele verdiysek bugün de aynı inanç ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Kim rahatsız olursa olsun, hakikatin ortaya çıkması için yürüttüğümüz mücadeleden geri adım atmayacağız."
ZAMAN GEÇSE DE HAKİKAT DEĞİŞMEZ
Açıklamada, Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatı boyunca doğruluktan, adaletten ve millet iradesinden yana tavır aldığı, hiçbir güç odağı karşısında baskıya boyun eğmeden ömrünü tamamladığı belirtildi.
Aile ve avukatların açıklamasında şu değerlendirme yapıldı:
"Ancak vefatından sonra hiç hak etmediği bir şekilde geride 17 yıldan beri cevap bekleyen sorular kalmıştır. Bu soruların cevabı yalnızca ailesi ve sevenleri için değil, adalete inanan herkes için bir vicdan borcudur, bir bağımsızlık meselesidir. Çünkü biliyoruz ki zaman geçse de hakikat değişmez. Bu dosya, tüm yönleriyle aydınlatılıncaya ve adalet yerini buluncaya kadar takip edilmeye devam edecektir."
17 YILLIK DOSYADA YENİ DÖNEM
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının verdiği yetkisizlik kararıyla birlikte Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında yeni dönem resmen başladı.
190 klasörlük soruşturma evrakı, adli emanetler, bilirkişi raporları, tanık beyanları, FETÖ bağlantılarına ilişkin bilgiler, radar kayıtları, GPS cihazlarının sökülmesine dair görüntüler, karbonmonoksit bulguları ve 12 saniyelik gizemli telefon görüşmesi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yeniden değerlendirilecek.
17 yıldır cevap bekleyen soruların odağındaki dosya, başkentte yeni baştan ele alınacak.
Başkentte yeni başsavcı belli oldu
Tarihin en büyük siyasi yalanı yargıda çöktü





