AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik haddini aşan CHP liderini sözleriyle 12'den vurdu! "Özgür Özel'in dış politika konuşacak kapasitesi yok"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik A Haber canlı yayınında önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Erdoğan'ı hadsiz sözleriyle hedef alan CHP'li Özgür Özel'e sert çıkışta bulunan Çelik, "Cumhurbaşkanımıza yönelik "diktatör" ifadesini ilk kullananlar, Avrupa'daki bazı Türk düşmanı faşistler oldu." ifadelerini kullandı.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik haddini aşan CHP liderini sözleriyle 12'den vurdu! "Özgür Özel'in dış politika konuşacak kapasitesi yok"

HABERİ
SESLİ DİNLE

00:00 00:00
Tüm Sesli Haberler

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik A Haber canlı yayınında, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Başkan Erdoğan'ı hedef alan "yerel diktatör" açıklamalarına sert tepki gösterdi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten A Haber'de önemli açıklamalar!

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik. (AA-ARŞİV)

İşte Ömer Çelik'in açıklamalarından satır başları...

Yani şimdi burada tabii esas problem şu: Bunu söyleyen kişi, bu kavramları nasıl ayırt edebilecek? Bu kavramlar konusunda nasıl bir müktesebata sahip? Henüz kendisi, bırakın liderliği, daha da kırılgan bir ortamda zar zor genel başkanlık yapan birisi. Dolayısıyla küresel liderlik nedir, yerel liderlik nedir, bu konuları hangi sabahla konuşabilecek?

Bu, siyasi olarak trajik bir ifade ama Özgür Özel açısından kişisel olarak da tam bir komedi. Yani hiçbir şekilde kendisinin müktesebatı olmayan bir alanda konuşuyor.

"DİKTATÖR" İFADESİNİ İLK KULLANANLAR, AVRUPA'DAKİ BAZI TÜRK DÜŞMANI FAŞİSTLER OLDU"

Fakat ben buna cevap verirken açıklamamda da söyledim. Bu, AK Parti'nin siyasi tarihi açısından da, Türk siyasi tarihi içinde de önemli bir konu. Cumhurbaşkanımıza yönelik "diktatör" ifadesini ilk kullananlar, Avrupa'daki bazı Türk düşmanı faşistler oldu. Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde Türkiye'nin dış politikasının müstakilleşmesi, kendi geleneğiyle barışması karşısında bu çevreler bu ifadeyi kullandılar.

"CHP'NİN ZİHNİYETİ AÇISINDAN, YÖNETME HAKKI SADECE KENDİLERİNE AİTTİR"

CHP geleneği açısından şöyle bir durum var: CHP, kavramları özgün anlamlarıyla kullanmak ve yönetmek konusunda çok güçlü bir müktesebata sahip değil. Batı'da bu tür ifadeler söylendikten sonra, aynı şey rahmetli Özal'a da, rahmetli Menderes'e de söylenmiştir.

CHP açısından, kendi denetimi dışında gelişen her siyasi yapı — sandıktan en yüksek meşruiyetle çıksa bile — "diktatörlük" olarak görülür. Çünkü CHP'nin zihniyeti açısından, yönetme hakkı sadece kendilerine aittir. Otomatik olarak herkese not verme hakkını kendilerinde görürler.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik. (AA-ARŞİV)

"REJİM KRİZİ ÇIKARMAKTA USTALAR"

Geçmişte sistem meselelerini hemen rejim meselesine çevirirlerdi. CHP'nin siyasi hayatındaki en büyük ustalık alanı nedir diye sorsanız: Rejim krizi çıkarmaktır. Bizim dönemimizde de bunu yapmaya çalıştılar. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gibi, açıkça bir siyasi sistem olan bir düzenlemeye bile "rejim değişikliği" dediler.

Eskisi gibi arkalarına takılacak bir askeri vesayet ya da yargı tokadı bulamayınca, bu kez aynı çirkin ifadeyi ters kopyala-yapıştır yaparak, Avrupa'daki bazı faşist çevrelerden Türkiye'ye tercüme ettiler. Zaten dikkat ederseniz, Özgür Özel "Gözünün içine baka baka söylüyorum" diyor ama aslında kağıda bakarak zor okuyor. Çok hâkim olduğu cümleler değil bunlar.

"BİRÇOK ŞAİBE İLE ANILAN BİR İSİM"

Esas mesele şu: Özgür Özel not veren bir makamda değil; not verilen bir makamda. En azından genel başkanlığını ispat etmemiş, birçok şaibe ile anılan bir isim. Cumhurbaşkanımızın liderliğinin küresel olduğu, Türkiye'de hiç kimse söylemese bile, dünyadaki birçok lider tarafından her hafta ifade ediliyor.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik. (AA-ARŞİV)

"2002'DEN BERİ KAZANAN BİR LİDER"

"Yerel otokratlık" gibi kavramlar ortaya atılıyor. Ama eğer yerelde demokrat değilsen, küreselde de demokrat olamazsın deniliyor. Peki bugüne kadar, 2002'den beri girdiği tüm seçimleri kazanan ve en yüksek demokratik meşruiyetle görev yapan bir Cumhurbaşkanı'ndan söz ediyoruz. Hem başbakanlıkta hem cumhurbaşkanlığında bu meşruiyeti fazlasıyla sağlamıştır.

"CHP'NİN DEMOKRASİ SORGULAMASI YAPMASI GEREKİR"

Peki CHP? Askeri vesayet ya da yargı eliyle sürekli kriz çıkarma çabasında olmuş bir parti. Dolayısıyla, CHP genel başkanının "bir şey demokratik mi değil mi" diye söz söyleme hakkı var mı, yok mu? Önce kendisine sorması gerekir. Aynaya bakması gerekir.

"KÜRESEL SİSTEMİN MERKEZİNDE CUMHURBAŞKANIMIZ VAR"

Ama bunların bir sebebi var tabii, o da şu: Özellikle son haftalarda, Başkan Trump Ukrayna-Rusya meselesinde konuşurken Cumhurbaşkanımıza referans veriyor. Başkan Putin, bu meselede çözüm için yine Cumhurbaşkanımıza, Türkiye'ye referans veriyor. Avrupalı liderler, "Çözüm masası nerede kurulur?" diye sorulduğunda, "En iyi ev sahipliğini Erdoğan yapar." diyorlar. Zelensky de en iyi arabulucunun Cumhurbaşkanımız olduğunu söylüyor.

"YÜKSEK DEĞERLERE DAYALI AHLAKİ DURUŞ"

Şu anda küresel sistemin en temel meselelerinde — Rusya-Ukrayna, Hindistan-Pakistan, Somali-Etiyopya, Gazze — Cumhurbaşkanımızın yüksek değerlere dayalı ahlaki duruşu ve arabuluculuğu aranıyor. Tüm dünya diyor ki: Cumhurbaşkanımız küresel bir lider olarak diplomasi masalarında aranıyor.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik. (AA-ARŞİV)

"KÜRESEL LİDERLİK BİLE YETERSİZ KALIR"

Cumhurbaşkanımız, Macaristan'daki zirveye katılacak. Öncesinde de birçok zirvede aktif olarak yer aldı. Bütün bu diplomasi trafiğinin merkezindeki isim kim? Cumhurbaşkanımız. Hatta "küresel liderlik" bile yetersiz kalacak kadar nitelikli bir liderlik sergiliyor. Dünyanın en önde gelen liderleri tarafından da bu sık sık teyit ediliyor.

"SÜPER LİGDE BİR LİDER"

Özgür Özel açısından? Hayatında bir kez bile uluslararası bir toplantıda moderatörlük yapmış değil. Uluslararası bir krizde arabuluculuk yapacak siyasi tecrübeye sahip değil. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızın liderliğini tartışmak gibi bir kapasitesi yok. Türkiye'de de dünyada da Özgür Özel'in bu sözlerini ciddiye alacak kimse yok.

"CHP KENDİ GÜNDEMİNİN VESAYETİ ALTINDA"

Cumhuriyet Halk Partisi, şu anda kendi oluşturduğu gündemin vesayeti altındadır. Özgür Özel, meydan meydan gezip tek bir konuyu konuşuyor. Bu da CHP'yi giderek marjinalleştiriyor. Bu gündemi bir siyasi kaldıraca dönüştürmek için, selefi Kılıçdaroğlu'nun da zamanında başvurduğu bir yönteme başvuruyor.

"EŞİTLEME ÇABASI AMA SONUÇ HÜSRAN"

Cumhurbaşkanımızla polemik üretmeye çalışıyor. Ama aradaki fark açık: Başkanımız, siyasi müktesebatıyla ve eylemleriyle dünya sisteminin süper liginde bir lider. Özgür Özel ise yerellikte, hatta amatörlükte bile bir performans gösterememiş durumda.

Bugünkü genel başkanlığı, CHP içindeki bazı hiziplerin geçici ittifakına borçlu. Bu durumu konsolide etmek için, Cumhurbaşkanımızla kendini eşitlemeye çalışıyor. Ama nereye varacağını biz biliyoruz.

"MİLYONLUK MİTİNG SÖYLEMLERİ, 10 BİN KİŞİYLE SONUÇLANIYOR"

Sayın Kılıçdaroğlu da aynı yöntemi denedi. Gittiği yer olmadı. Bu yöntemle bir yere varamaz. En son İzmir mitinginde olduğu gibi: Milyonlardan bahsederken, sahada 10 bin kişi bile toplayamayan bir performans düzeyidir bu.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik. (AA-ARŞİV)

"BU PERFORMANS SADECE KALKAN OLMAK İÇİN"

Diğer bir konu şu: Sayın Özgür Özel'in, dünyanın çeşitli meseleleri veya Türkiye'nin temel meseleleri hakkında herhangi bir sözünü duymuyorsunuz. Ama Rize'de yürütülen yolsuzluk soruşturmalarıyla ilgili olarak kendisini kalkan ettiği bir performans sergiliyor. Biz de şunu sorduk: Yukarıdan aşağıya, kamuoyuna yansıyan iddiaları yazın alt alta ve sorun; bunların hepsine siz kefil misiniz değil misiniz? Yani bu kadar kendinizi bu meselelere kalkan yapıyorsanız, bütün bunlara da kefil misiniz değil misiniz?

Dolayısıyla burada meseleyi AK Parti'yle Cumhuriyet Halk Partisi arasında bir mesele ya da Cumhurbaşkanımızla kendisi arasında bir mesele haline getirmeye çalışması esasında bir örtbas etme faaliyetinden başka bir şey değildir.

"CHP'LİLER CHP'Yİ İFŞA EDİYOR"

Baştan beri bu iddiaları ilk dile getirenler, Cumhuriyet Halk Partililerdi. Yani CHP'liler, CHP'lilere karşı bu iddiaları dile getirdi. Daha sonra da yargılama süreci boyunca yine CHP'li belediyelerdeki yolsuzluklarla ilgili iddialar CHP'liler tarafından gündeme getirildi. Dolayısıyla Özgür Özel'in yapmaya çalıştığı şey, sadece hedef şaşırtma ve örtbas etme meselesidir. Şunu net görmek lazım: Özgür Özel'in söylediği sözlerin, Cumhurbaşkanımızın bulunduğu lige herhangi bir şekilde ulaşması imkânsız. Şu anda kendisini amatörlükte ispat etmesi gereken bir kişi konumundadır.

"İÇERİK AZALDIKÇA HIRÇINLIK ARTIYOR"

Benim siyasette gördüğüm şey şu: İçerik boşaldıkça, söylemdeki hırçınlık artıyor. Düşünün, bir partinin genel başkanı, bir sürü yolsuzluk iddiasına kendisini kalkan etmek için oradan oraya geziyor ve sürekli aynı cümleleri tekrarlıyor. Üstelik son zamanlarda bu üslup aile ortamında bile dinlenemeyecek seviyeye gelmeye başladı.

Ama biz hep şunu söylüyoruz: Biz Türkiye'nin iktidar partisiyiz ve bütün vatandaşlarımıza hitap ediyoruz. Bu kadar yıl sonra, bu kadar hizmet ve devrim gerçekleştirmişken hâlâ dünya meselelerine ve Türkiye meselelerine dair söyleyecek çok sayıda sözümüz, çok sayıda eylem planımız var.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik. (AA-ARŞİV)

"CUMHURBAŞKANIMIZ HER DÖNEMİN BAŞINDA YENİ YOL HARİTASI ÇİZER"

Cumhurbaşkanımız her dönemin başlangıcında, yeni dönemde yapacağımız işleri planlamamız talimatını verir. Biz de bunu hep taze tutarız. Dolayısıyla siyasi fikrimiz ve eylem planımız olduğu için, üslubumuzu değiştirmeye gerek duymayız. Karşı tarafta ise gördüğüm şey şu: En iyi bildikleri şey, rejim krizi çıkarmaktı. Onu başaramıyorlar. Seçilmiş iktidarı askeri vesayetle kuşatmaktı, onu da beceremiyorlar. Yürütme organına karşı yargı eliyle baskı kurmaktı, onu da başaramıyorlar.

"DÜNYANIN REFERANSI: CUMHURBAŞKANIMIZ"

Türkiye'nin son 10 günde en çok gündeminde olan iki konu vardı: Birincisi, Rusya-Ukrayna meselesi. Bu konuda, dünyanın önde gelen tüm liderleri — AB liderleri, ABD Başkanı, Rusya Devlet Başkanı, Ukrayna Devlet Başkanı — tek bir kişiye referans veriyor: Cumhurbaşkanımız.

İkincisi ise içeride en önemli gündem: Terörle mücadele. Bu konuda da Cumhurbaşkanımızın siyasi iradesiyle yürüyen bir devlet politikası, onun önceki başbakanlık dönemindeki reformlarla inşa ettiği güçlü bir zemin var. Bu devrimci adımlar atılırken karşımızda kim vardı? Askeri vesayet ve onun yanında CHP vardı.

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler