RTÜK sokak röportajları için çalışma başlattı: Ana haber ve TV'lerde yayınlanmayacak
RTÜK'ün Ankara'da düzenlediği Güçlü Medya, Bilinçli Toplum Zirvesi'nin ikinci gününde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle son dönemde tartışma konusu olan sokak röportajlarındaki bireysel görüşlerin toplum geneline mal edilmemesi gerektiğini belirten RTÜK Başkanı Şahin, "RTÜK olarak sokak röportajları hakkında bir çalışma başlattık." dedi. Şahin, bu röportajların ana haberlerde ve televizyonlarda verilmesine müsaade edilmediğini aktardı.

RTÜK himayesinde Ankara Üniversitesi, Ankara Bilim Üniversitesi, Başkent Üniversitesi, Türkiye Gençlik Kulüpleri Konfederasyonu ve İstanbul Aile Vakfı iş birliğiyle düzenlenen 'Güçlü Medya, Bilinçli Toplum Zirvesi', ikinci günü Ankara Bilkent Otel ve Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi.
RTÜK'ten sokak röportajlarına ayar!
BAKANLAR KATILDI
Medya dünyasını akademi, sivil toplum ve kamu kurumlarıyla bir araya getiren etkinliğe RTÜK Başkanı Şahin'in yanı sıra Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve üniversite rektörleri katıldı.
Programa Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin (solda), Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş (ortada) ve RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin (sağda) da katıldı. (AA)
"SOSYAL MEDYA İÇERİKLERİ BİLİMSEL BİR YAYINCI FAALİYETİ DEĞİLDİR"
RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, "Sorumlu içerik üretimi yalnızca bir yayıncı faaliyeti değildir. Aynı zamanda toplumsal bir görevdir. Özellikle çocukların korunması, aile yapısının desteklenmesi ve şiddet ile nefret dilinin önlenmesi gibi konular ortak bir iradeyle ele alınmalıdır."dedi.
Şahin, RTÜK tarafından medya içeriklerinin toplumsal yapı üzerindeki etkilerini kapsamlı bir bakış açısıyla ele almak amacıyla düzenlenen zirvenin kapanış oturumunda konuştu.
Zirvenin yalnızca bugünün değil, geleceğin medyasını da şekillendireceğine inandığını belirten Şahin, hep birlikte daha güçlü bir medya ve daha bilinçli bir toplum inşa edileceğini söyledi.
Medya gücünün doğru kullanımının, demokrasiyi besleyip, bireyi bilinçlendirdiğine, toplumsal bütünlüğü güçlendirdiğine işaret eden Şahin, bunun yanlış kullanıldığında ise ayrışma, kutuplaşma ve bilgi kirliliğini tetikleyebileceğini kaydetti.
RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin (AA)
Şahin, bu noktada yayıncıların, içerik üreticilerinin ve izleyicilerin sorumluluğunun büyük olduğunu vurgulayarak, "Sorumlu içerik üretimi yalnızca bir yayıncı faaliyeti değildir. Aynı zamanda toplumsal bir görevdir. Özellikle çocuklarının korunması, aile yapısının desteklenmesi ve şiddet ile nefret dilinin önlenmesi gibi konular ortak bir iradeyle ele alınmalıdır." ifadelerini kullandı.
SOKAK RÖPORTAJLARI ANA HABER VE TV'LERDE VERİLMEYECEK
Sokak röportajlarında bireysel görüşlerin toplum geneline mal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Şahin, RTÜK olarak sokak röportajları konusunda çalışma başlattıklarını, bu röportajların ana haberlerde ve televizyonlarda verilmesine müsaade edilmediğini aktardı. Şahin, "Bu röportajların haber kanallarında ve televizyonlarda yayınlanmaması konusunda da çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu konunun hem idari hem hukuksal boyutlarını ele aldığımızı belirtmek isterim"ifadelerini kullandı.
Şahin, medya okuryazarlığının ilkokul döneminden itibaren yaygınlaştırılmasına yönelik politikalara desteğinden dolayı Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e teşekkür etti.
Çalıştayda sunulan önerileri RTÜK olarak dikkatle takip edeceklerini dile getiren Şahin, bunun, yayın politikalarına da yön vereceğini söyledi.
RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin (AA)
"YOL GÖSTERİCİ ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜLÜYOR"
Şahin, RTÜK olarak önceliklerinin medya yayıncılığında kaliteyi artırmak, ifade özgürlüğüyle toplumsal sorumluluk arasında sağlıklı bir denge kurmak ve bilinçli bireylerden oluşan güçlü, büyük topluma katkı sunmak olduğunu belirterek, bu doğrultuda medyada yol gösterici pek çok çalışma yürüttüklerini kaydetti.
Medyanın yalnızca teknik olanaklarla değil, topluma duyduğu saygı, taşıdığı sorumluluk ve etik duruşla da güçlendiğine işaret eden Şahin, şunları kaydetti:
"Ailemiz, çocuklarımız, kadınlarımız, toplumumuzun mihenk taşları. Onlara zarar veren, ailemizle, çocuklarımızla ve toplumumuzun her kesimini ilgilendiren dezavantajlı gruplarımızla izleyemeyeceğimiz, onlarla birlikteyken takibinden bile utanacağımız görüntüleri halkımız önüne koymayınız. RTÜK olarak da tam olarak bu görevi yerine geçirmek için buradayız."
Geçmişten bugüne düzenlenen çalıştaylarda "Medya böyle devam ettiği sürece dördüncü kuvvet mi?"sorusunun sorulduğuna işaret eden Bakan Tekin, zirvenin sonuç raporunda yer alan maddelerin uzun yıllardır tartışıldığını belirtti.
Medyadaki bazı içeriklere ilişkin eleştirilerde bulunan Tekin, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bugün gelinen noktada ben aslında karşı tarafınızda yer alan bir kişiyim. Üretilen içeriğin artık çocuklarımız, toplumumuz açısından, ChatGPT'nin önerdiği o değerler açısından sorun ürettiğini gördüğümüz için diyoruz ki çocuklarımıza bu anlamda bağımlılıktan uzaklaşın. Bu anlamda bağımlı olmayın. Çünkü medya bırakın dördüncü kuvvet olmayı, tırnak içinde söylüyorum, kimse yanlış anlamasın ama genelde kötü şeyler ön plana çıktığı için artık çocuklarımız açısından zehirli içerikler üreten bir platform haline dönüştü ve hepimiz bundan muzdaribiz. İşin ilginç yanı, bir araya geldiğimizde, herkes bu hususun altını çiziyor, aynı doğruları söylüyor ama en nihayetinde ortaya arzu etmediğimiz sonuçlar çıkıyor."
RTÜK'ün düzenlediği zirvenin çok önemli olduğunu vurgulayan Tekin,"Böyle devam edersek, böyle sürerse güçlü bir medyamız olmayacak. Doğal olarak bilinçli bir toplum hayalimizden uzaklaşacağız ve en nihayetinde de ülke olarak zayıflamış olacağız. Bu sadece medya için geçerli değil, toplumsal alanın her noktasında temsil ettiğimiz roller itibarıyla mesleğimize ve temsil ettiğimiz değerlere saygılı davranmak durumundayız." diye konuştu.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin (AA)
"TOPLUMUN TÜM KESİMLERİNİN BİZE DESTEK OLMASINI BEKLİYORUZ"
Bakan Tekin, RTÜK'ün yürüttüğü çalışmalara Bakanlık olarak destek verdiklerinin altını çizdi.
İlk kez eski Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı döneminde medya okuryazarlığını gündemlerine aldıklarını anımsatan Tekin, bu eğitim öğretim yılında uygulanmaya başlanan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin odağında sistem okuryazarlığı kavramının yer aldığını, bu kavramın içerisindeki en önemli başlığın medya okuryazarlığı olduğunu belirtti.
Eğitim Bilişim Ağı'nda (EBA) RTÜK ile koordineli biçimde içerikler ürettiklerine dikkati çeken Tekin, şunları kaydetti:
"Çocuklarımızın medyayı sağlıklı kullanmaları, bağımlı olmadan medyadan faydalanabilmeleri için ve medyayı güçlü toplumun bir parçası olarak değerlendirebileceğimiz, eğitim sürecimizin bir unsuru olarak görebileceğimiz çalışmaları biz birlikte yürütüyoruz. Ben o vesileyle Ebubekir Başkan şahsında RTÜK üyelerine ve çalışanlarına ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Milli Eğitim Bakanlığı olarak bu çalışmalarımızı yaparken toplumun tüm kesimlerinin bize destek olmasını bekliyoruz, arzu ediyoruz."
"HEPİMİZ BU ÜLKENİN VATANDAŞIYIZ VE BU ÜLKENİN DEĞERLERİ KONUSUNDA HEMFİKİRİZ"
Bakan Tekin, 12 yıllık zorunlu eğitimini tamamlayan bir gencin hayatının yaklaşık yüzde 10'unu okulda geçirdiğinin altını çizerek, Bakanlık olarak eğitim öğretim alanında çalışırken sadece okulları ve öğretmenleri değil aynı zamanda toplumun tamamını bu sürecin bir paydaşı olarak gördüklerini ifade etti.
Etkinlik sonunda hatıra fotoğrafı çektirildi. (AA)
Toplumun paydaş olarak görülmediği durumda eğitim öğretimin başarısız olacağını söyleyen Tekin, şöyle konuştu:
"O yüzden katıldığım bütün ortamlarda sürekli bir çağrıyı yineliyorum. Diyorum ki gelin çocuklarımızı hep beraber eğitelim. Hepimiz bu ülkenin vatandaşıyız ve hepimiz bu ülkenin değerleri konusunda hemfikiriz. Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak bize bu anlamda destek olmak isteyen herkesin desteğine açığız. Kamu kurumları, sivil toplum örgütleri, sanatçılar, medya temsilcileri, kim 'Biz de bu süreçte elimizi taşın altına koymak istiyoruz, biz de size destek olmak istiyoruz.' diyorsa buyursun gelsinler.
Çünkü hepimiz ortak bir değer veya ortak bir amaç uğruna mücadele ediyoruz. Önümüzdeki yüzyılı Türkiye Yüzyılı yapmak istiyoruz. Önümüzdeki yüzyıl, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin daha güçlü, daha demokratik, daha müreffeh bir ülke olması için mücadele ediyoruz. Biz çocuklarımızı bu bilinçle yetiştirmek istiyoruz. Bize bu konuda destek olacak herkese kapımız ardına kadar açık."
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş (AA)
MEDYA DOĞRU ELLERDE İYİLİK ARACI
Medyanın yalnızca toplumu yansıtan bir ayna olmadığını, aynı zamanda toplumu şekillendirdiğini vurgulayan Bakan Göktaş ise,"Medya, doğru ellerde büyük bir iyilik aracına dönüşebilir. Ancak yanlış ellerde, aynı güç toplumsal değerleri aşındıran, ayrıştırıcı ve hatta zararlı bir araca dönüşebilir."diye konuştu.
Göktaş, bazı gündüz kuşağı televizyon programlarının aile yapısına ve çocukların değer dünyasına olumsuz etkilerde bulunduğuna dikkati çekerek, bu içeriklerin sadece birer televizyon programı olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Bakan Göktaş,"Bu içerikler, aile yapımıza, çocuklarımızın değer dünyasına doğrudan etki eder."diye konuştu.
Göktaş, dizilerdeki şiddetin, ihanetin ve lüks yaşamın yüceltilmesinin özellikle gençlerin hayat algısını bozduğunu, çocuk programlarında kullanılan dil ve davranış biçimlerinin ise kişilik gelişimlerini doğrudan etkilediğini dile getirdi.
"SORUMLULUK BİLİNCİYLE HAZIRLANMASI ELZEM"
Kadın temsilinde kullanılan dilin ve kalıpların bir takım ön yargıları yeniden ürettiğini aktaran Göktaş, şunları söyledi:
"Peki ne yapabiliriz? Aile dostu bir medya yaklaşımını teşvik ederek, topluma sağlıklı, değerlerimizi yaşatan, umut ve sorumluluk aşılayan içerikler sunabiliriz. Bu anlamda medya içeriklerinin reyting kaygısıyla değil tam da bu sorumluluk bilinciyle hazırlanması elzemdir. Şiddeti, reyting skalasından çıkarmayı önemsiyoruz. İşte 2025 yılını, Cumhurbaşkanı'mızın takdirleriyle Aile Yılı olarak ilan etmemizin temel amacı bu sorumluluk bilincini hatırımızda tutmak ve hatırlatmaktır. Bunun yanı sıra kadınların güçlü temsiline alan açan içeriklerin artmasına da katkı sunsun."
Göktaş, medyanın sunduğu haberlerin, dizilerin, reklamların ve sosyal medya içeriklerinin sadece bilgi vermekle kalmadığını, aynı zamanda toplumun ortak duygusunu, düşünme biçimini ve davranış kalıplarını da biçimlendirdiğini söyledi.
Bu nedenle medya konusunda büyük bir hassasiyet gösterdiklerini ve bu alanda çeşitli çalışmalar yürüttüklerini belirten Göktaş,"Yapımcılar ile medya ve dijital platform temsilcileriyle sık sık bir araya gelerek içeriklerin toplum üzerindeki etkilerini ele alıyoruz. Olumlu örneklerin teşvik edilmesi ve zararlı içeriklerle mücadelenin önemini her fırsatta vurguluyoruz." ifadelerini kullandı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş (AA)
"KORUYUCU VE ÖNLEYİCİ TEDBİRLER ALIYORUZ"
Göktaş, RTÜK ile hazırladıkları Medyada Kadına Yönelik Şiddetle Mücadeleye İlişkin Etik İlkeler Rehberi'nin sorumlu yayıncılık anlayışını daha da güçlendireceğini aktardı.
Dijital dünyanın aileler ve çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla kalıcı çözümler geliştirdiklerini vurgulayan Göktaş, "Oluşturduğumuz Sosyal Medya Çalışma Grubumuz aracılığıyla koruyucu ve önleyici tedbirler alıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın da ifade ettiği gibi gençlerimizin sosyal medyanın karanlık dehlizlerinde yitip gitmelerine seyirci kalamayız." dedi.
Çocukların sosyal medya kullanımına yönelik Türkiye'ye özgü bir model geliştirmek için yoğun çalışma yürüttüklerini kaydeden Göktaş, bu kapsamda dijital bağımlılıkla ilgili farkındalık çalışmaları yaptıklarını dile getirdi.
Medya gibi yapay zekanın da hayatın bir parçası olduğunu ve yapay zekaya "Bir medya mecrası olsan, aile bağlarını nasıl zayıflatırdın?" sorusunu yönettiklerini aktaran Göktaş, şunları söyledi:
"Cevaplardan biri 'Aileyi bir yük gibi gösterir, bireysel mutluluğu her şeyin önüne koyardım. Dizi, film ve içeriklerde sadakat yerine anlık heyecanları överdim, ihaneti, boşanmayı, vefasızlığı özgürlük gibi sunardım. Kadınları ve erkekleri sürekli birbirine karşıt kutuplara iterdim. Anne, baba, evlat rollerini ya karikatürize eder ya da tamamen itibarsızlaştırırdım. Aile içi sorumlulukları kısıtlama olarak sunardım. Ve en önemlisi bunların hepsini özgürlük, kendin olma, özgüven, mutluluk arayışı gibi güzel kavramların ambalajına sararak sunardım. İnsanları, ben sadece kendim oluyorum sanırken, aslında birbirlerinden koparıp yalnızlaştırırdım.' oldu."
Aile bağlarına ilişkin risklerin uzakta olmadığını söyleyen Göktaş, "Bu risk, evimizin içinde, yanımızdaki odada, çocuklarımızın ekranında, gençlerimizin zihinlerinde sessizce büyüyor. Bunu durdurmak da bizlerin elinde. Şunu hiçbir zaman unutmayalım, sağlıklı bir toplumun temeli, güçlü bir aile yapısında saklıdır." değerlendirmesinde bulundu.
Etkinlik sonunda hatıra fotoğrafı çektirildi. (AA)
SONUÇ BİLDİRGESİ
Zirvenin ardından yayımlanan sonuç bildirgesinde yer alan bazı öneriler şöyle:
"RTÜK tarafından yayınlanan 'Görsel-İşitsel Yayıncılık Etik İlkeleri'nin güncellenmesi, Aile, erdem ve toplum yararı odaklı içeriklerin mali ve tanıtımsal olarak desteklenmesinin önerilmesi, RTÜK öncülüğünde 'Aile Dostu Sertifikası' sistemi geliştirilerek bu yapımlara reklam, mali ve yayın teşviklerinin önerilmesi, 'Aile Dostu Yayın Saati' uygulamasının gündüz kuşağına yayılması, Gündüz kuşağı programlarının şiddet ve mahremiyet ihlali taşıyan içeriklerinin tamamen kaldırılması veya kademeli olarak dönüştürülmesi, Çocuklara yönelik yapımlarda yetişkin temalarına ve şiddete kesinlikle yer verilmemesi, Sağlık programlarında bilim dışı, spekülatif ve reklam ilişkili içeriklerin kaldırılması ve yalnızca yetkin uzman görüşlerine yer verilmesi, Spor yayınlarında centilmenlik, disiplin ve sağlıklı yaşam temalarının öne çıkarılması, Çevre bilinci oluşturan içeriklerin medya destek programlarıyla yaygınlaştırılması, Sarsıcı haber dili yerine çözüm odaklı, tarafsız, empatik ve açıklayıcı haberciliğin teşvik edilmesi, Haber bültenlerinde şiddet içeriklerinin abartılı olarak sunulmaması, aynı görüntülerin yüksek frekansta tekraren kullanılmaması, Sokak röportajlarında yeni düzenlemeler getirilerek güçlü bir denetim mekanizmasının oluşturulması."
POZİTİF İÇERİK SEFERBERLİĞİ
Televizyon dizilerinde şiddetsiz çözüm yolları, empatik temalar ve uzman desteğiyle geliştirilmiş senaryoların teşvik edilmesinin önemine işaret edilen bildirgede, kaotik dönemlerde, sivil toplum ve medya aktörlerinin eş zamanlı "Pozitif İçerik Seferberliği" ilan ederek, empati ve dayanışma temalı içeriklerle toplumsal direnci güçlendirmesi önerisi de yer aldı.
