Bilim insanları Başkan Erdoğan liderliğinde 7,5 saat afet yönetimini konuştu: "Enkazı nasıl kaldırırız değil insanlar nasıl enkaz altında kalmaz!"
Türkiye'de tüm şehirlerin afetlere dirençli hale getirilmesi amacıyla düzenlenen Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli'nin ilk toplantısı cuma günü Başkan Erdoğan'ın katılımı ile yapıldı. Yaklaşık 7,5 saat süren Türkiye Ulusal Risk Toplantısı'nda bilim insanları afetlerle nasıl mücadele edilmesi gerektiğine ilişkin fikirlerini açıkladı. Toplantıya katılım sağlayan veya ihtisas kurulunda adı geçen akademisyenler ve alanında uzman isimler, 7,5 saatlik toplantının detaylarını paylaştı.
Türkiye'de şehirlerin başta deprem olmak üzere sel, heyelan, kuraklık ve orman yangını gibi afetlere daha hazırlıklı ve dirençli hale getirilmesi için oluşturulan Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli'nin ilk toplantısı cuma günü İstanbul'da yapıldı.
YATAY MİMARİDEN VAZGEÇİLMEYECEK
Deprem felaketlerinin akabinde organize edilen toplantıda, Başkan Erdoğan 'yatay mimariden vazgeçilmeyeceğini' vurguladı.
Başkan Erdoğan, "Şüphesiz asıl olan sizlerin değerlendirmeleri, analizleri, tespitleri, teklifleridir" diyerek sözü uzmanlara bıraktı. Toplantıya katılım sağlayan veya ihtisas kurulunda adı geçen akademisyenler ve alanında uzman isimler, 7,5 saatlik toplantının detaylarını paylaştı.

Prof.Dr. Mustafa Kumral: "Sayın Cumhurbaşkanı 7,5 saat boyunca herkese söz verdi, herkes açık açık fikrini belirtti. Ortak bir mesaj vardı ama tüm hocalarımızın konuşmalarında farklı vurgular vardı ve bunlar çok önemliydi. Bunlar tek tek not alındı... Ulusal Risk Kalkanı Modeli projesi kapsamında şu anda 9 tane olan politikalar kurulu 10'a çıkarılmış oluyor. Ayrıca Türkiye Afet Politikalar Kurulu oluşturuluyor. Bu kurulda sadece depremle alakalı değil, yangın; sel ve kuraklık gibi tüm afetlere yönelik çalışmalar yürütülecek. Türkiye'nin afet ülkesi olduğu artık net bir şekilde ortaya çıktığı için bütün afetlerle alakalı bir politika belirleme yoluna gidiliyor. "

Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı: "43 yıllık hocayım. Hayatımda gördüğüm ilk toplantıydı... Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı, bilim insanlarını bir araya getiriyor ve burada fikir birliği oluşturmak için müthiş bir adım atıyor. Bilimin desteğini alarak yapılacak çalışmalarda böyle bir ortam oluşturuyor ve siyaset üstü bir konu olduğunu açıklıyor...Yılların hocasıyım, insanlar rektörleriyle öyle kolay kolay bir araya gelemiyor... Çok etkileyiciydi... Cumhurbaşkanımızın Belediye Başkanlığı döneminde oluşturduğu bir kurul vardı ve ben de üyesiydim. O günleri hatırlattı bana bu toplantı... Siyaset üstü bir kuruldu. Fikri yapı oluşturuldu. Bilim adamları dinlendi, fikirlerinden istifade edildi."

Prof. Dr. Okan Tüysüz: "Faydalı bir toplantıydı. İlk defa böyle üst düzey bir toplantı olmasını anlamlı buldum. Biz de gittik orada görüşlerimizi belirttik. Umarız ki hayata geçer... Mesleki anlamda fayların araştırılması, sıvılaşan zeminlerin araştırılması, buralarda yerleşim yapılmaması gibi önerilerde bulundum. Bakanlar da oradaydı. Afet politikaları kurulu oluşturulacağı söylendi. Bilim insanlarının görüşünün dinlenmesi önemliydi."

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: "Bizim yapmamız gereken şey depremden sonra ortaya çıkan arama kurtarma çalışmalarını, tıbbi ihtiyacı, çadır kurmayı ve yemek dağıtmayı ortadan kaldırmak. Bunları daha iyi yapmak değil yani bunlara ihtiyaç kalmaması için çalışmak... Yani 'Nasılsa enkazı kaldırırız' değil, 'İnsanlar nasıl enkaz altında kalmaz' diye çalışmak lazım. Zaten Sayın Cumhurbaşkanının yaptığı konuşma bunu vurguluyordu. 'Artık risk yönetimi yapacağız, kriz yönetimi değil' diyordu... Artık afetten önceki riski düşünmemiz ve bunu azaltmamız lazım..."

Prof. Dr. Lütfi Akça: "Toplantının öncesinde başlatılan proje, Ulusal Risk Kalkanı Modeliydi. Aslında bütün ülkelerin ulusal risk projeleri ve modelleri var. Bu doğru bir yaklaşım... AFAD kapsamında risk çalışmaları vardı ama burada biraz daha kapsayıcı ve genişletilmiş bir toplantıydı.

Devletin üst kademedeki isimlerinin toplantıyı ne denli sahiplendiklerini belirten Prof. Dr. Kasım Yenigün, "Benim ve diğer arkadaşların ortak düşüncesi şuydu, devletin en üst düzeydeki kurumları olayı ciddi bir şekilde sahiplenmişti. Sayın Cumhurbaşkanı da zaruri bir iki çıkışın dışında 7,5 saatin tamamında oradaydı. Değer verildiğini gördük. Hocaların ortak görüşü buydu... Yapılan öneriler ve eleştiriler dahil olmak üzere dikkatli bir şekilde not alındı... Hepsi takip edildi... Bu da son derece önemliydi... Gelen tekliflerin hepsi not alınmakla beraber Cumhurbaşkanlığı nezdinde bunların takip edileceğini Sayın Cumhurbaşkanımız kapanışta belirtti." şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Cemalettin Okan Aksoy: "Başkan Erdoğan 7 saat boyunca toplantıyı yönetti. Bilim insanları sürece nasıl katkı sunulacağını anlattı. Riskler karşısında ne yapılacağı ele alındı. Projelerden bahsedildi. Türkiye'yi ilgilendiren, deprem, orman yangını ve birçok önemli mesele ele alındı. Çözüm önerileri değerlendirildi."

Sabah Gazetesi yazarı Erhan Afyoncu 7.5 saat süren toplantıdaki çarpıcı tespitleri köşesine taşıdı.

İşte Afyoncu'nun "Bilim adamları 7.5 saat afet yönetimini konuştu" başlıklı yazısı:
Cuma günü Dolmabahçe Ofisi'nde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında, Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı, bakanlar, rektörler, hukukçular, sosyologlar, jeologlar, sismologlar, psikiyatrlar, mimarlar, doktorlar, orman mühendisleri, maden mühendisleri, iletişimciler, afet yönetimi uzmanları, meteorologlar, tarihçiler, edebiyatçılar, şehir plancıları, inşaat mühendisleri, AFAD, AKUT, YÖK, TÜBİTAK, TOKİ başkanları ve Kandilli Rasathanesi Müdürü'nün de katıldığı Ulusal Risk Kalkanı toplantısı yapıldı.

KAYIT ALTINA ALINDI
Toplantıya Prof. Dr. Mustafa Erdik, Prof. Dr. Naci Görür, Prof. Dr. Okan Tüysüz, Prof. Dr. Şükrü Ersoy, Prof. Dr. Ayşe Nuhoğlu, Prof. Dr. Oğuz Cem Çelik, Prof. Dr. Orhan Şen, Prof. Dr. Refik Korkusuz, Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Prof. Dr. Feridun Emecen, Prof. Dr. Ali Koçak, Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, Prof. Dr. Tuncay Taymaz, Prof. Dr. Mustafa Kumral, Prof. Dr. İbrahim Kalın, Prof. Dr. İskender Pala, Mimar Emre Arolat, Mimar Sinan Genim, Japon uzman Yoshinori Moriwaki, Murat Bardakçı, Ömer Çelik, Ertan Aydın'ın da aralarında olduğu 110 bilim adamı, bürokrat, STK temsilcisi ve siyasetçi katıldı.

Saat 14.30'da başlayan toplantıda bilim adamları sırayla konuştular. Herkesin konuşmuş olmasına özellikle dikkat edildi. Tekrar tekrar "Fikrini söylemeyen kaldı mı?" diye soruldu. Başkan Erdoğan, başından sonuna kadar toplantıda hazır bulundu. Toplantıda konuşan bütün bilim adamlarını dikkatle dinleyerek notlar aldı. Ayrıca toplantı kayıt altına alındı.

Cumhurbaşkanımız bu kayıtların yetkililer tarafından izlenerek çalışmaların ona göre yapılacağı ve çalışmalara bilim adamlarının desteğinin önemini vurguladı. Bilim adamlarının fikirleri üzerine bakan ve bürokratlara talimatlar verdi.

ŞEHİRLERİMİZ ÇOK BÜYÜK
Toplantıya deprem tarihi üzerine araştırmaları olan bir bilim adamı olarak ben de katıldım. Toplantıda benim dikkat çektiğim hususlar şunlar oldu:
- Başımıza gelen afetlerin (deprem, sel, heyelan) ağır sonuçları olmasının tek bir sebebi var. Şehirlerimiz haddinden fazla büyüdü. Nitekim pandemide de bu durumun dezavantajları görüldü. Artık İstanbul da, Sivas da, Erzurum da daha fazla büyümemelidir. Köy ve kasabalarımızın yaşam konforunu artırıp 5-10 bin nüfuslu yerleşim yerleri oluşturarak nüfusu bütün ülkeye yaymalıyız.

- Türkiye'de multidisipliner çalışmalar maalesef fazla yok. Deprem üzerine çalışan bilim adamları, eksik tarihi bilgilerden hareketle yorum yapıyorlar. Tarihçiler ile jeolog ve sismologların bir araya gelmesi lazım. Pandemi öncesinde böyle bir sempozyum planlamıştık, ancak salgın engel oldu. Şimdi Milli Savunma Üniversitesi olarak İstanbul Teknik Üniversitesi'yle birlikte tarihçiler ile jeolog ve sismologların bir araya geleceği bilimsel bir toplantı planlıyoruz. Bu şu açılardan önemli: Mesela, Maraş depremi yorumlanırken en son bölgede 1513'te deprem olduğundan hareket ediliyor. Ancak 1513'te Maraş'ta deprem yok. Muhtemelen 1514'te Tarsus-Adana hattında bir deprem var. Onun da Maraş'a etkisini bilmiyoruz. Asıl 1795'te Maraş'ı yerle bir eden büyük bir deprem var. Bu deprem fazla bilinmediği için Maraş depremini yorumlarken kullanılmıyor.

- Antakya, Türkiye'nin en fazla depreme maruz kalan şehri. Tarihte 15 büyük depremde yerle bir oldu. Şehrin yeniden inşasında bunun göz önüne alınması lazım.

- Deprem üzerine çalışan hocalarımız deprem tarihiyle ilgili ön kabullerini gözden geçirmeliler. İstanbul'da 250 yıllık aralıklarla deprem olduğu fikri yeniden analiz edilmelidir. İstanbul'da 869, 989, 1296, 1509, 1766 ve 1894 yıllarında büyük depremler oldu. 1894 zelzelesi niçin İstanbul depremi kabul edilmiyor? Şehrin altıda birini yıktı. İstanbul'da 22 bin 500 bina hasar gördü. Biz bu depremde hasar alan yerleri ev ev biliyoruz. Örneğin, Cerrahpaşa- Kocamustafapaşa'da 4 bin 926 bina yıkıldı. 1766 depreminde 173 cami yıkılırken 1894 depreminde 472 cami hasar gördü. Bu durum bile 1894 depreminin 1766 depremi kadar İstanbul'a zarar verdiğini gösteriyor. Bu deprem yeniden gözden geçirilmelidir.

- İstanbul'daki hastanelerin yüzde 80'e yakını yenilendi. Üniversiteler, karakollar gibi diğer kamu binaları ve kamu lojmanları da gözden geçirilip yenilenmelidir. Eğer bu binalar ayakta kalırsa devlet görevlileri halka daha fazla yardım edebilir.

BİLİM ADAMLARININ GÖRÜŞLERİ
Dolmabahçe'de çok değerli fikirler söylendi. Bilim adamlarımız, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan nezdinde fikirlerini ifade etmenin önemi üzerinde sık sık durdular. Toplantıya katılan bilim adamlarının dikkat çektiği bazı başlıklar ise şunlar oldu:

- Deprem görüntülerini devamlı izleye izleye depremi kanıksayacağız. Depremin nasıl bir felaket olduğunu unutturmayacak insanlı fotoğraflar kullanılmalıdır.
- Elimizde aşı olduğu için bölgede salgın açısından şanslıydık. Yerli aşı çalışmaları bu açıdan çok önemlidir.
- İnşaatta müteahhit ve mühendis kadar usta ve işçiler de önemlidir. Bu alanda mesleki eğitim çok önemlidir. Mimar Sinan Genim, betonun bu kadar toz olmasının, betonun yanmaması için sulayan işçinin bu işi iyi yapmamasından kaynaklanabileceğinin üzerinde durdu. Sinan Genim, yapılacak köy evlerinin ileride köylünün devamlılığını sağlayabileceği evler olması gerektiğini de söyledi.

- İnşaat yaparken zemin meselesi ve denetlenmenin önemi defalarca vurgulandı.
- İmar affı çıkarılmamalıdır.
- Kentsel dönüşümler parsel değil ada bazında yapılmalıdır.
- Coğrafya derslerine ve jeolojiye önem verilmelidir.
- Afet yönetiminin planlaması uzmanlar tarafından yapılmalıdır.

- Afetlere karşı eğitime küçük yaşta okullarda başlanmalıdır.
- Arama-kurtarma çalışmaları için daha fazla insanımızı eğitmeliyiz.
- Sigorta meselesi daha farklı bir şekilde ele alınmalıdır.

ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK
Toplantının sonunda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde Afet Yönetimi Politikaları Kurulu oluşturulacağını belirterek, "Gelin hep beraber 'Türkiye için hemen şimdi' diyerek ülkemizi afetlere hazırlıklı, afetlere dirençli bir yer haline getirelim" dedi.
Toplantıda bilime önem verilmesi, bilim adamlarının desteğinin ehemmiyeti, afetler konusunda hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı ve bu konuda kararlı olunduğu vurgusu öne çıktı.

- Türkiye ciddi bir su krizine doğru gidiyor. Her şeyin bağışı olur, size kimse su bağışlamaz. Son 60 yılda 160 göl ya kurudu veya biz kuruttuk.
- Daha büyük ölçekli fay haritaları hazırlanmalıdır.
- Şehirlerimiz planlı değil, oluşmuş şehirler. Şehir planlaması çok önemlidir.
- Yeni şehirler planlanırken o şehrin ruhuna ve kültürüne önem verilmelidir.

