Rüyaların üstadı Ramazan Efendi

Ramazan Efendi, rüyaları en güzel şekilde yorumlar, insanlara yol gösterirdi. Dergaha sığınan şehzadeyi, sadrazama teslim etmedi. Sümbül Efendi ise O’nun İslam alimi olacağını, doğmadan önce bildi

Şeyh Ramazan-ı Mahfî Efendi, 1542'de Afyonkarahisar'da dünyaya geldi. Aklî ve naklî ilimleri tamamlayarak Şeyh Kâsım Çelebi'den el almıştır. Şeyh Muhammed Muhyiddîn Efendi'den aldığı hilâfet ile de 1586'da İstanbul'a gelmiştir. Sevenlerinden biri olan Bezzazistan Kethüdası Hüsrev Çelebi, Kocamustafapaşa'da Mimar Sinan'a kendisi için bir tekke yaptırmıştır. Burası, dergâhın ilk şeyhi Ramazan Efendi'ye izâfeten Ramazan Efendi Tekkesi diye de anılagelmiştir.
Ramazan Efendi ile ilgili çok önemli bir rivayet, yüzyıllardan beri dilden dile dolaşarak, günümüze kadar gelmiştir. Bu rivayette, Ramazan Efendi'nin kendisini gizlemeye başaran İstanbul'un manevi sultanlarından olduğuna dair en önemli işaret bulunduğu söylenir. Günlerden bir gün, Şeyh Sümbül Sinân Hazretleri'nin şöyle bir keramet gösterdiği rivayet edilir. Ramazan Efendi'in türbesinin olduğu yer, evvelce bir arsa halinde imiş. Şeyh Sümbül Sinân Hazretleri, bir gün buradan geçerken oturmuşlar "Buradan tevhid kokusu geliyor" buyurmuşlardır. Oysa Ramazan Efendi bu mahalde bulunmuyorlardı, hatta doğmamıştı bile...
Ramazan Efendi, rüyâ tâbiri ilminde, zamanının İbn-i Sîrîn'i denilecek kadar ileri şahsiyetti. Ramazan Efendi'nin kendisini ziyaret ederek, rüyalarını anlatan insanların rüyalarını tam olarak yorumlar ve kendilerine yol gösterdiği rivayet edilir. Yine Ramazan Efendi iyi bir ilahi yazarı idi. Kendisinin "Mahfî" mahlasını kullandığı, ilâhîlerinin olduğu kaydedilmektedir. Ramazan Efendi'nin şu beyti çok ünlüdür:
Mahfî bugünü gözleyip
Girdi yola aşk özleyip
Âşıkları cem eyleyip
Gitsin bugün hû hû deyu
Ramazan Efendi'nin tasavvuf hakkında şu güzel sözleri söylemiştir; Tasavvuf kimse gönlün yıkmamaktır. Haram ve nehyi olana bakmamaktır
Sultan III. Mehmed Han'ın vezirlerinden Güzelce Mahmud Paşa, Ramazan Efendi'nin müritlerindendi. Mahmut Paşa, vezirliği tamamen terk edip tasavvufa yönelmek istiyordu. Günün birinde Sadrazam Yemişçi Hasan Paşa'nın elinden kaçıp Ramazan Efendi'ye sığınmıştı. Sadrazam, onun dergahta olduğunu haber alınca hemen adamlarını gönderip veziri yakalamalarını emretti. Fakat, Ramazan Efendi, Mahmud Paşa'yı onlara teslim etmedi. Sadrazam, kendisi gelip veziri almak isteyince Ramazan Efendi: "Bizim dergahımızda paşa yoktur, cümlesi derviştir. İsterseniz hepsi gelsin, siz de bakınız, hangisi Mahmud Paşa ise alınız! diye buyurdu. Dervişler tek tek dergahtan çağrıldı. Mahmud Paşa da onların arasında aba giymiş olarak bulunmakta idi. Hasan Paşa onu görünce: "İşte aradığım budur" diyemedi. Dergahtan ayrıldı gitti. Ramazan Efendi son zamanlarında tekkesinde halktan uzak bir hayat yaşardı. 76 yıllık ömrünün 32 yılını dergâhta şeyhlik yaparak sürdürmüştür. 1616'da vefât ettiğinde tekkesinin avlusuna defnedilmiştir. Ramazan Efendi'nin mezarı, Kocamustafapaşa'da son durakta bulunur. Yani burası son durak ama, bir diğer açıdan bakıldığında ise manevi aleme açılan ilk duraktır!
YARIN: SEYYİD HAYDAR EFENDİ

MEVLÜT YÜKSEL / İSTANBUL'UN MANEVİ SULTANLARI 9

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.