Ankara'nın Kahramankazan ilçesinde bulunan yerli ve milli projelerinin hayat bulduğu TUSAŞ'a 23 Ekim'de terör saldırsı gerçekleştirildi. Hain saldırıda 5 kişi şehit olurken 22 kişi ise yaralandı. Olayın ardından hem TSK hem MİT terör hedeflerine yönelik olarak operasyon düzenledi ve hedefler tek tek imha edildi.
Kaan, Hürjet, Atak, Aksungur, Gökbey gibi Türkiye'nin yüz akı projelerin hayata geçtiği TUSAŞ'a yönelik saldırı geçmişte ülkemizin önemli projelerinin üretildiği ASELSAN'daki şüpheli ölümlerin yeniden gündeme getirdi. A Haber İstihbarat Şefi Ramazan Almaçayır, konuya ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin savunma teknolojilerini üreten Askerî Elektronik Sanayi ya da kısaca bilinen adıyla ASELSAN'ın kuruluş hikayesi Kıbrıs Barış Harekatı sonrası Türkiye'nin Amerikan ambargosuyla karşı karşıya kalması ile başladı. Tesis, o ambargoya tepki olarak 1975 yılında kuruldu. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin insansız hava araçları, tank, füze, komuta kontrol sistemleri, savaş uçakları gibi ihtiyaç duyduğu güvenlik sistemleri ve teknolojileri ASELSAN'da üretilmeye devam ediyor.
İLK ŞÜPHELİ ÖLÜM 2006'DA
Yetenekli bilim insanlarının çalışmaları ile dışa bağımlığa son veren ASELSAN'ın 8 şüpheli ölümünden ilki ise 2006'da yaşandı.
HÜSEYİN BAŞBİLEN'İN ÖLÜMÜ
4 Ağustos 2006 sabahında ASELSAN'ın milli tank projesinde görevli mühendis Hüseyin Başbilen, o gün Ankara'da milli tankı tanıtmak için evinden çıktı ancak işe hiç gitmedi. Aracı evinden 50 kilometre uzakta bulundu. İçinde ise cansız bedeni vardı. Başbilen, boğazı ve bilekleri kesilmiş halde bulunmuştu. Aracın kapıları kilitli el freni çekikti, kontak anahtarı da üzerindeydi. Ölümü "intihar" olarak dosyalara geçti. Ancak ne ailesi ne de yakınları onun intihar ettiğine inanmadı. Olay yeri tespit raporuna göre ise Başbilen'e ait kan damlalarına aracın tavan, koltuk ve kapı yanlarında rastlanmadı. Bu da ölümüne aracın içindeki ikinci bir kişinin neden olabileceği iddialarını güçlendirdi.