
Ayşe ve Hasan Bülbül çiftinin çocuğu olarak 1 Ocak 2002'de dünyaya gelen Eren Bülbül, Maçka ilçesine bağlı Köprüyanı Mahallesi'ndeki tek katlı evde büyüdü.
Köprüyanı İlkokulu ve Çatak İlköğretim Okulu'ndaki eğitiminin ardından, Maçka Anadolu İmam Hatip Lisesi'ne devam eden Bülbül, 2016'da babasını kaybetti.
Bülbül, babasının vefatının ardından okuldan geri kalan zamanlarda yevmiye usulüyle bahçe işlerinde çalışarak ailesinin geçimine katkı sağladı.

Kısa süren yaşamında annesi ve 12 kardeşiyle ekonomik zorluklar çeken Eren, çevresinde Trabzonspor'a olan tutkusuyla da tanınıyordu.
Maçka kırsalındaki evlerinin bulunduğu alanda, 11 Ağustos 2017'de bölücü terör örgütü mensuplarıyla sağlanan sıcak temas sırasında ağır yaralanan Eren, kaldırıldığı Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi'nde vefat etti.
Bülbül'ün cenazesi, 12 Ağustos 2017'de Maçka Merkez Camisi'nde ikindi vakti kılınan cenaze namazının ardından, babasının da mezarının bulunduğu Köprüyanı Mahallesi'ndeki evlerinin yakınındaki aile kabristanlığında toprağa verildi.

7 YILDIR YANINDAN AYIRMIYOR
Yüreğindeki evlat acısı ilk günkü tazeliğini koruyan anne, oğlunun bahçe işlerinden kazandığı yevmiyeyle aldığı ekranı kırık cep telefonunu, yıllar geçmesine rağmen "oğlumun emaneti" diyerek yanından ayırmıyor.
Evladının mezarının da bulunduğu Köprüyanı Mahallesi'nde yaşayan anne Ayşe Bülbül, AA muhabirine, dünyadaki en büyük acının evlat acısı olduğunu söyledi.

Evladının acısının hep içinde olduğunu dile getiren Bülbül, "Bir, evladımı kaybettim onun acısı içimde, bir de bu çocuğun yaşadıkları. Sahip çıkacak kimse yok, baba yok, bir parça ekmek yok. Yokluklar içinde akşam olurdu hepsi bir kenarda uyur kalırdı. Bir anne olarak o çocuklar uyurdu ama ben nasıl uyuyayım, nasıl rahat edeyim?" dedi.
"EVLAT ACISI YANIP DA SÖNMEYEN BİR ATEŞ"
Ayşe Bülbül, çocuğunun çok çileler çektiğini anlatarak, "Bir, Eren'imin çektiklerine üzülüyorum bir de gençliğine. Onun da bir yerlere ulaşma hayalleri vardı. Evet şehit edildi. Eren buralarda 100 yaşında da olsa aynı çileler, aynı yokluklar, aynı açlıklar, aynı sefaletler devam edecekti. Benim evladım şehit edildi, o yokluklardan, o çilelerden kurtardı ama bir anne olarak bu acı benim içimden hiçbir zaman gitmiyor." diye konuştu.

Oğlunun şehadetinin üzerinden 7 yıl geçtiğini dile getiren Bülbül, "Sizin için yedinci yıl, bence 7 bin yıl oldu. Bu acı bitmez. Evlat acısı yanıp da sönmeyen bir ateş. Yıllar gider o ateş sönmez ama yapacak bir şey yok. En sonunda da 'vatan sağ olsun' diyorum, kendi kendimi teselli ediyorum." ifadelerini kullandı.
Bülbül, Eren hala gelecekmiş gibi yaşadığını aktararak, "Kapı açıldığı zaman Eren gelecek sanıyorum ama kimseye hiçbir şey çaktırmıyorum. Akşamdan çocuklarım kapıyı kapatıyor, o an benim dünyamı kapatıyorlar. Ben de biliyorum evladım gelmeyecek diye ama anne yüreği. Tabii ki gittiği yer daha güzel. Buradaki zorlukları burada bıraktı ama anne yüreği olarak ben Eren'i hala gelecek diye bekliyorum." dedi.













