Temelleri Berat Albayrak'ın bakanlığı döneminde atıldı: "Enerjide milli başkaldırışın meyvelerini almaya başladık!"
Türkiye'nin enerji ve ekonomideki tam bağımsız olma hedefinin önemi Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan savaş sonrası bir kez daha ortaya çıkmıştı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in "Çok hızlı bir şekilde Türkiye'de bir gaz merkezi kurabiliriz." açıklamaları sonrası Türkiye'de Berat Albayrak'ın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı döneminde temelleri atılan yeni enerji jeopolitiğinin önemi yeniden anlaşıldı. Konuyu köşesine taşıyan Sabah gazetesi yazarı Dilek Güngör, "Berat Albayrak'ın 'Burası Çok Önemli' kitabında söylediği gibi, enerjide milli bir başkaldırış başlatıldı. Bugün bunun meyvelerini almaya başladık." ifadelerini kullandı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in "Çok hızlı bir şekilde Türkiye'de bir gaz merkezi kurabiliriz." açıklamaları sonrası Türkiye'nin enerji alanında yaptığı yatırımların değeri bir kez daha anlaşıldı.

Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile Soçi'de gerçekleştirdiği görüşmenin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
"ERDOĞAN SÖZÜNÜN ERİ"
Rusya'nın Türkiye'de doğal gaz merkezi kurulmasına yönelik teklifiyle ilgili gelişmeleri de değerlendiren Putin, "Neden Avrupa'ya gaz sevkiyatları için Türkiye'de olası bir merkez kurulmasını teklif ettiğimizin açık olduğunu düşünüyorum. Çünkü Avrupalı ortaklarla doğrudan çalışmak çok zor. Ayrıca, boru hatlarının bombalanmasıyla ilgili trajik olayları da biliyoruz. Avrupalılar, neredeyse her zaman olduğu gibi çıkarlarına temelden zarar veriyor olsa da sessiz kalıyorlar." diye konuştu.
Kuzey Akım boru hattında yaşanan patlamayı bir terör saldırısı olarak niteleyen Putin, "Tüm bunlar Danimarka, İsveç ve Almanya'nın münhasır ekonomik bölgesinde yaşandığı için bunları kontrol etmemiz zor. Bu anlamda Türkiye ile çalışmak bizim için daha kolay. Birincisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sözünün eri olduğu için anlaşmamız belki bazen zorlu olsa da onunla eğer bir konuda anlaşırsak, gerçekleştirmeye çalışırız. İkincisi ise Karadeniz sularını kontrol etmemiz daha kolay." değerlendirmesinde bulundu.

Putin, Türkiye'de bir doğal gaz merkezi kurulması halinde söz konusu gaz için alıcılar bulunacağından emin olduğunu vurgulayarak, "Bakalım bu kış ve önümüzdeki kış neler olacak. Ama yeni sözleşmelerin imzalanacağından eminim." dedi.
BERAT ALBAYRAK'IN ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI DÖNEMİNDE ATILDI
Konuyu köşesine taşıyan Sabah gazetesi yazarı Dilek Güngör, "Türkiye, AK Parti hükümetleri döneminde ve Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde enerjide büyük bir yapısal dönüşüme imza attı. Elektrikte kurulu güç artırıldı, doğalgazın Türkiye'nin her alanına ulaşması sağlandı, üretim ve dağıtımda serbestleşmeyle rekabetçi bir sektör oluşturuldu. Yeni enerji jeopolitiğinin temelleri ise Berat Albayrak'ın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı döneminde atıldı." ifadelerini kulllandı.
İşte Güngör'ün o yazısı;
ENERJİDE YATIRIMLAR OLMASAYDI...
Günlerdir Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in önerisi tartışılıyor.
Putin önce Astana'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede dile getirdi. Dün de Soçi'de Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'la görüşmeden sonra aynı öneriyi tekrarladı.
Ne diyor Putin?
"Çok hızlı bir şekilde Türkiye'de bir gaz merkezi kurabiliriz." Peki bu noktaya nasıl gelindi?
Türkiye, AK Parti hükümetleri döneminde ve Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde enerjide büyük bir yapısal dönüşüme imza attı. Elektrikte kurulu güç artırıldı, doğalgazın Türkiye'nin her alanına ulaşması sağlandı, üretim ve dağıtımda serbestleşmeyle rekabetçi bir sektör oluşturuldu.
Yeni enerji jeopolitiğinin temelleri ise Berat Albayrak'ın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı döneminde atıldı.
Hatırlayın...
2015'te Rus uçağı düşmüştü. O kaosun içinde kış ortasında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı görevini Berat Albayrak devralmıştı.
Doğalgaz arz güvenliğini tehlikeye atmadan süreç yönetilmişti. Sonra da bir söylem ortaya atmıştı: "Enerjide dışa bağımlılıktan kurtulamayan ülkeler ekonomide tam bağımsızlıktan bahsedemez." Bu çerçevede de yol haritasını Milli Enerji ve Maden Politikası adıyla 'Yeşil Kitap'ta belirlemişti.
Ne yapıldı derseniz...
Enerji kaynakları çeşitlendirildi.
Doğalgaz tedarikine yeni güzergahlar eklendi.
Elektrik üretiminde dışa bağımlı olduğumuz doğalgazın payı giderek yenilenebilir ve yerli kömürle ikame edildi. Nükleer yatırımı hızlandı.
Yeni yüzer depolama ve yeniden gazlaştırma üniteleri (FSRU), sıvılaştırılmış doğalgaz tesisleri (LNG) ve yeraltı depolama tesisleri yatırımlarına başlandı.
Aramacılık ve sondaj alanı yabancı şirketlerin uhdesinden çıkarıldı.
Envanter güçlendirildi, filoya sismik ve sondaj gemileri eklendi. Mavi Vatan'da hidrokarbon aramaya başlanıldı.
Uluslararası doğalgaz boru hatları devreye alındı. Bölgedeki tek gaz ticaret piyasasına sahip ülke konumuna yükseldik.
Velhasıl, Berat Albayrak'ın 'Burası Çok Önemli' kitabında söylediği gibi, enerjide milli bir başkaldırış başlatıldı.
Bugün bunun meyvelerini almaya başladık.

Düşünsenize, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) ve TürkAkım olmasaydı...
Biz sadece Ukrayna üzerinden gelen Batı Hattı'ndan gazı alsaydık...
Bugün enerjide merkez olmayı değil, eve nasıl gaz bulacağımızı konuşuyor olurduk.
Ya da FSRU yatırımları, hazırlanan altyapı, kurulan nükleer güç üniteleri olmasaydı, küresel enerji oyununda güçlü bir oyuncu olabilir miydik?
Velhasıl, Türkiye güçlü altyapıyı oluşturmasaydı bugün Avrupa için önemli bir güvenlik noktası haline gelebilir miydi?
Esasında Türkiye'nin o dönemde bu stratejiyi belirlerken koyduğu hedef 'köprü' olmanın da ötesinde...
Amaç, fiyatlamanın yapıldığı, piyasaya yön veren bir ülke haline gelebilmek...
Olabilir mi? Neden olmasın?