Tarihi 9 Temmuz 2020

CHP’de Babacan çatlağı

Dünden beri İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliğine Ali Babacan'ın prensi Can Akın Çağlar'ın atanmasına tepki gösteren CHP'lilerin paylaşımlarını takip ediyorum.

Vekilinden gazetecisine herkes isyanlarda…

Bu aşırı tuhaf atama CHP'de yerel seçimden beri üstü örtülmeye çalışılan kırılmaya müsait bir fay hattını tüm çıplaklığıyla ortaya çıkardı.

Tunceli eski Milletvekili Hüseyin Aygün "Ekrem" diye seslendiği İBB Başkanına "Can Akın Çağlar, sağcı, dinci biri. Ne buldun bu arkadaşta? Bizim göremediğimiz. Hakikatten meraktayız. Bir de bu sağcı aşkın ne zaman bitecek? Yoksa hiç bitmeyecek mi?" diye sormuş.

Aygün aslında bu soruyu İmamoğlu'na değil aynı zamanda akrabası olan CHP lideri Kılıçdaroğlu'na sormalı… Çünkü bu atamayı yapan bizzat Kemal Bey sanki..

Can Ataklı'dan devam edelim. O da derin bir hayal kırıklığı içinde.

Aygün'den farklı olarak doğrudan CHP yönetimini eleştiriyor: "CHP'liler için ne hazin bir durum. 25 yılda genel sekreter olabilecek bir kişi bile yetiştirememişler!"

Ataklı haklı… İBB'nin mevcut genel sekreteri Koç'un eski CEO'su Yavuz Erkut! O gidiyor, yerine Babacan'ın prensi geliyor!

İstanbul'daki durumun aynısı Ankara ve Mersin'de de yaşanıyor. 25 yıl sonra yerelde iktidar olan CHP, kendi belediyelerine CHP'li yönetici atayamıyor. Daha doğrusu atamıyor…

Acaba neden? Yoksa birileri CHP'li belediyeler üzerinden farklı bir siyaset mühendisliği çalışması mı yapıyor?

Şimdi cevap aranması gereken asıl soru şu: Babacan'ın partisinin İstanbul İl Başkanı kim olacak? Eski bir CHP'li belediye başkanı olabilir mi? Ya da milletvekili? Bu atama da gerçekleşirse anlayın ki, işlem tamamdır…

CHP lideri Kılıçdaroğlu, partiyi Babacan- Gül ekseninde yeniden yapılandırmaya İstanbul'dan başlamış gibi görünüyor.

Kurultayda ortaya çıkacak Parti Meclisi listesi resmi daha da netleştirecek.

Ekrem İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanı adayı olma rüyası bizzat Kılıçdaroğlu tarafından sonlandırıldı.

Bu saatten sonra Bellini'nin orijinal Fatih portresini bile alsa sonuç değişmez.

HANNOVER'DEN MESAJ VAR

Dün ajanslara düşen bir haber…

Almanya Hannover'in Türk kökenli belediye başkanı Belit Nejat Onay, Türkiye'ye tatile gidecek işçileri işten atmakla tehdit etti!

Dün Başkan Onay ile uzun bir telefon görüşmesi yaptım. "Nedir bu işin aslı?" diye sordum. Anlattı…

Yanlış anlaşılmaktan ve haksız yere suçlanmaktan dolayı son derece üzgünüm.

Biliyorsunuz Alman hükümetinin Türkiye'yi riskli ülke ilan ettiği bir karar var.

Biz de bu kararla ilgili çalışanlarımızı bilgilendirmek ve alınan kararı uygulamak zorundayız.

Yanlış anlamaya sebebiyet veren yazı belediyemizin temizlik işleri bölümünde yayınlanmış.

Yazıyı kaleme alan arkadaşın Almancası yeterli olmadığı için kullandığı bir ifade haklı olarak tehdit gibi algılanmış.

Benim Türkiye'ye giden bir işçiyi işten çıkarmakla tehdit etmem söz konusu bile olamaz.

Üstelik ben de bu karar nedeniyle mağdurum.

Yeni doğan çocuğumu Türkiye'deki büyüklerime götürmek istiyorum ama 14 günlük karantina şartı nedeniyle Almanya'dan ayrılamıyorum.

Söz konusu yazıdaki o sorunlu ifade metinden çıkarıldı.

Türkiye bizim vatanımız. Lütfen kimse bu yazıdan farklı çıkarımlar yapmasın.