CANLI YAYIN

Gayrımüslim ve gavur

Eklenme Tarihi 29 Aralık 2023

HABERİ
SESLİ DİNLE

00:00 00:00
Tüm Sesli Haberler

İSMİ "Kızıl" ile başlayan diziler yapan bir yapımcı var. Yaptığı dizilerin bir diğer ortak noktası ise içerisinde İslam karşıtı unsurlar, sterotipler barındırması.
Bildiğiniz hikaye; cehalet soslu bir sürü kurmaca sahne. Karısını döven muhafazakar erkekler, aile baskısı ile kapanan genç kızlar, ailesinden gizli çeşit çeşit haltlar çeviren muhafazakar genç erkekler.
Gerçek hayatta bunların örneği var mıdır? Muhakkak!
Dolayısı ile kurguda, dizide de yer alabilir. Ancak bir dizi hatta bir yapımcının yaptığı "Kızıl" ile başlayan tüm diziler bu tür safsatalar içeriyorsa o zaman durum başka! Bunun adı İslam karşıtlığıdır. Maalesef ülkemizde bir cezası yok.
Toplumsal tepki yükselirse AK Partili bürokratlar, idareciler, yöneticiler bir açıklama yapıyorlar ama sonra eski tas eski hamama dönülüyor. Yani sözümona muhafazakar olan idareciler kendi tabanlarının gazını alıyor, Cumhurbaşkanı Erdoğan sorarsa verecek cevapları olsun diye tepki göstermiş, harekete geçmiş gibi yapıyorlar. Hukuk zaten hiç çalışmıyor. Hakim ve savcılarımız gaza gelip sosyal medyada Mustafa Kemal'i eleştiren heyecanlı muhafazakar gençleri tutuklu yargılamakla meşguller. Hakaret varsa cezası şüphesiz olmalı ama kaçma ve delil karartma şüphesi olmayan üniversiteli gençleri Mustafa Kemal'e hakaret suçundan tutuklu yargılamanın akılla bağdaşır bir açıklaması yok!
Toplumumuz dini inançlar konusunda oldukça mütehammildir. Neticede bir imparatorluk bakiyesi.
Farklı diller, dinler, milletler hep bir arada yaşamış.
Öteki ile karşı karşıya gelmeye alışkın. Hele gayrımüslimi çok iyi tanıyor.
Mabedini, kültürünü, adetini, değerlerini biliyor. Karşılıklı bir hürmet var. Ama işte gavurluğa alışkın değil.
Köken olarak gayrımüslim olmayıp, hatta belki de kendi beyanı ile müslüman olan kişilerin bilerek, isteyerek, planlayarak - tıpkı bütün dizilerin "Kızıl" ile başlaması gibi- İslam karşıtlığı yani gavurluk yapmasına alışkın değil.
Bir örneğini de Kadir Has Üniversitesi'nde gördük. Bir akademisyen mescide ısrarla ayakkabı ile giriyor. Öğrenciler kendisini uyarınca burası sadece sizin mescidiniz değil diğer inançların da ibadethanesi, ayakkabı ile girebilirim, diyor. Tartışmadan anladığımız kadarı ile mescidin kapısının önüne konulan ayakkabılardan şikayetçi. Belki de haklıdır ancak davranışı kendini ele veriyor. 28 Şubat döneminin "kamusal alancı" kafası.
Mescid olmaz, ibadethane olur. Budist de tapınacakmış.
Ama üniversitede budist yok. Olsun mescid değil ibadethane. Hani bazı alışveriş merkezlerinde dua odası ya da meditasyon odası yazıyor ya onun gibi. Bir de ayakkabılar kapı önüne konmayacak.
Neden? Evet kapı önündeki ayakkabılar görüntü kirliliği oluşturur, hiç sevmem.
Lakin derdin o kirlilik olmadığı o kadar belli ki.
Dert ibadetin kapıdan dışarıya yani kamusal alana taşmaması. Gerçek mesele kirlilik, düzensizlik olsaydı herhalde mescide ayakkabı ile girip namaz kılınan yerde tepinerek konuşulmazdı. Medeni insanlar gibi konuşulurdu.
Üniversite açıklama yaptı.
Soruşturma başlatmış.
Acaba kime başlattı?
Tepinen akademisyene mi yoksa ayakkabıları kapının önüne koyan öğrencilere mi?
Evet ne diyorduk; gayrımüslime alışığız, gavurluğa değil!