CANLI YAYIN

Depremin siyaseti nasıl olmalı?

Eklenme Tarihi 17 Şubat 2023

HABERİ
SESLİ DİNLE

00:00 00:00
Tüm Sesli Haberler

ASRIN felaketinin üzerinden günler geçti. Arama-kurtarma çalışmaları bitti. Şimdi hızlıca enkaz kaldırılacak, yaralar sarılacak.
Giden geri gelmeyecek lakin en azından kalanları bir nebze olsun rahatlatacak, acılarını dindirecek, yaralarını saracak çalışmalar yapılacak.
Can kayıplarımıza üzüldüğümüz için pek aklımıza gelmedi ama asrın felaketinin bir de ekonomik boyutu var. Sadece depremde yıkılan konutların yerine yenisinin yapılması bile ciddi bir maliyet.
Ancak bununla bitmiyor.
Bölge aynı zamanda ülkemiz sanayi için önemli yerlerden bir tanesi. Deprem nedeni ile ülke çapında yavaşlayan ve bölgede tam anlamı ile duran ekonomik aktivitenin doğurduğu ek bir maliyet var. Bölgede çarkların dönmesi, ekonomik aktivitenin hızlıca başlaması gerekiyor.
Gönlümüz istemese de dilimiz varmasa da tam olarak bu noktada siyaset konuşmaya başlıyoruz.
Ancak siyaset konuşmaktan kastım bazı başarısız siyasetçilerin depremin birinci gününden itibaren kendi cumhurbaşkanlığı adaylıklarını garantilemek için yapıp ettikleri, söyledikleri gibi bir siyaset değil.
Acımızı ne kadar mümkünse o kadar dindirip, daha salim bir kafa ile Türkiye bu durumdan hangi hamlelerle çıkar ve kim çıkartır diye sormak gerekiyor.
Şahısları bir kenara bırakıp, profiller üzerinden konuşalım. Bu badireden çıkmak için öncelikle gerekli olan şey tecrübe.
Benzer süreçleri yönetmiş, kriz yönetimini bilen, zorlu şartlarda inisiyatif alacak kişisel donanıma ve birikime sahip kişiler bu yükü sırtlanabilir.
Tecrübenin hemen yanında ihtiyaç duyulan diğer özellik ise liyakat. Ancak tek bir kişinin liyakati değil topyekûn bir ekip liyakati gerekiyor.
Elini taşın altına koyacak kişinin kendini destekleyecek güçlü ve ehil bir ekibi olmalı. Kurumları, devleti, iş yapmayı ve devlet mekanizmasını hızlandırmayı bilen bir ekip.
Bu ekibin bir diğer özelliği ise uyum olmalı. Ortak karar, tartışma, farklı düşüncelerin zenginliği gibi ülkemizde zaten çok yanlış anlaşılan ve içi boşaltılan kavramlar bu gibi acil ve olağanüstü durumlarda zaman kaybettirici olabilir.
Şu an ihtiyacımız olan bitmek bilmeyen boş tartışmalar değil hızlı bir karar alma ve eylem mekanizması. Bu da ancak uyumlu bir ekiple mümkün.
Liste çok daha uzatılabilir ancak olmazsa olmaz bir nokta daha var.
O da güçlü liderlik.
Asrın felaketi aynı zamanda uluslararası camiada ülkemize yönelmiş olan büyük bir meydan okuma.
Ülkemizin zayıfladığı vehmine kapılan ülkeler şeytanın sağdan yaklaşması misali iyi niyetli gözüken tekliflerle geleceklerdir.
Ülkemizin sınır ötesi faaliyetlerinin, uzun vadeli yatırımlarının, bölgesel ve küresel meselelere enerji harcamasının bir çeşit kaynak israfı olduğunu öne sürecekler.
Bu kaynakların kendilerinin de sağlayacağı katkı/hibeler ile içeriye yöneltilmesini teklif edecekler.
Türkçesi yardım karşılığında bazı iddialarımızdan vaz geçmemizi isteyecekler.
Tüm bunlara göğüs germek için güçlü bir liderlik ve iddialı bir kişilik gerekiyor.
Siyaset konuşurken bunları düşünmeli, kararlarımızı bunlara göre vermeliyiz.
Yoksa elbette seçim sandığı önümüze gelecek ve herkes öyle ya da böyle o sandığa bir oy atacak!